Doğruyu Yanlışı Öğrenme Duası

Fani dünya da yaşayan fani kullar olarak, dünya yaşantımızda hatalarımız olabileceği gibi kimi zamanlarda ise doğru ile yanlışı ayırt edemeyiz ve bu durumda da hatalar kaçınılmaz olabilir. Biz Müslüman kulların üzerine düşen ise hayatımızın her anında ve karşılaştığımız her durumda olduğu gibi bizleri yaratan Rabbimize sığınmak ve O’na dua etmektir.

Doğruyu Yanlışı Öğrenme Duası Nedir?

Biz Müslüman fani kullar, dünyevi yaşantımız içerisinde bazı zamanlarda doğru ile yanlışı ayırt etmek de güçlükler yaşayabiliriz. Doğru ile yanlışı ayırt etme güçlüğü yaşadığımız durumlar da ise hata ile hatalar yapmamız da kaçınılmaz olmaktadır. Biz Allah’ın kullarının üzerine düşen görev ise her sıkıntımızda, her dileğimizde ve her hastalığımızın şifasında duaya sığınarak Rabbimize dua ettiğimiz gibi doğru ile yanlışı ayırt edebilmekte sorun yaşadığımız da Allah’a sığınıp dua etmeliyiz.

Doğruyu Yanlışı Öğrenme Duasının Okunuşu

Doğruyu yanlışı öğrenme duasının okunuşu, “Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ’ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu bi-hurmeti Seyyidil-beşer” şeklindedir.

Doğruyu Yanlışı Öğrenme Duasının Fazileti

Doğruyu yanlışı öğrenme duasının fazileti ise, “Yâ Rabbî! Doğruyu bize doğru olarak göster ve ona uymayı bize nasip et ve yanlış, bozuk olan şeylerin yanlış olduklarını bize göster ve onlardan sakınmamızı nasip et! İnsanların en üstünü hürmetine bu duamızı kabul buyur. (Amin)” Şeklindedir.

Doğruyu Yanlışı Öğrenme Duası Dinle

Doğruyu yanlışı öğrenme duası dinlemek için de

Cünüp Gezmek Günah Mıdır?

Cünüp gezmek günah mıdır konusunda tüm İslam din adamları aynı fikirdedir, günahtır.

Cünüp Gezmek Uğursuzluk Getirir Mi?

Cünüp gezmek uğursuzluk getirir mi konusunda uğursuzluktan kastedilen manevi bir pislikse getirir. Cünüp hali manevi bir pisliktir. Kişiyi ibadetlerden ve rahmetten alıkoyar. Derhal gusül gerektirdiği hadislerde de belirtilmiştir. “Cünüp olunca, çabuk gusletmeli. Çünkü kiramen katibin melekleri, cünüp gezenden incinir.” Bir başka hadis: “Allahü Teâlâ buyuruyor ki; şu üç şeye devam eden gerçek dostumdur. Bunları terk eden de gerçek düşmanımdır. Bu üç şey namaz, oruç ve cünüplükten gusüldür.” (Beyheki’den rivayet edilmiştir.)

Cenabet Uyumanın Zararları

Cenabet uyumanın zararları hakkında bir hadis şöyledir: “Canlı resmi, köpek ve cünüp bulunan odaya rahmet meleği yaklaşmaz.” (Bezzar’dan rivayet edilmiştir.) Cünüp uyumak kişiye kirlendiğinden dolayı şeytanların yaklaşmasını ve meleklerin uzaklaşmasını sağlar. Hz. Ayşe: “Hz. peygamber cünüp iken uyumak istediği zaman avret mahalini yıkar ve namaz abdesti alırdı.” Bu hadisten din adamlarına göre çıkarılacak olan sabah namazına kadarki vakitte uyumak için abdestle biraz temizlenmektir. Ama namazdan önce gusül alındığından tam temizlik hali sağlanır. Bir başka çıkarılacak olan sonuç ise kişinin tekrar cünüp haline girme isteğinin gelebileceğinden böyle yapılmıştır. Çünkü Hz. Ayşe’ye peygamberin cünüplü iken ne zaman guslettiği sorulduğunda, bazen gecenin başında bazense gecenin sonunda diye cevaplamıştır.

Cenabet Gezersen Ne Olur?

Cenabet gezersen ne olur konusunda din adamları, Müslüman evinden cünüp bir şekilde dışarı çıkmamalıdır diye hem fikirdir. Bir rivayete göre cünüp birinin bastığı toprak ahirette bu kişiden davacı olacaktır.

Cenabet Gezmek Cinler

Cenabet gezmek cinler ile ilgili değildir. Kötü cinler cünüp kişilere kolay yaklaştığından gusülde acele edilmelidir.

Namaz Kılarken Ve Kur’an Okurken Gelen Vesveseye Karşı Yapılan Dua

Vesvese, inancı sağlam olan kişilerde daha çok görülmektedir. Bunun nedeni ise şeytan daha çok inananlarla uğraşır ve onları yolundan döndürmeye çalışır. Kimi zaman namaz kılarken, kimi zaman Kur’an okurken, kimi zaman da abdest alırken vesveseler ile karşılaşmak mümkündür. Şeytanın vesveseleri yüzünden inananların yaptıkları işler yarım kalabilmektedir.

Vesveseden kurtulmanın en kolay yolu ise Allah’a sığınmaktadır. Allah (c.c.) kendisine sığınanları korur ve gözetir. Bu sayede şeytan ve vesveseleri oradan uzaklaşır. Kur’an-ı Kerim’de yer alan Nas suresi, şeytanın vesveselerinden kurtulmak için okunacak en güzel dua olarak kabul edilmektedir. Nas suresini okuyanlarda rahatlama ve devamlı sıhhat görülmektedir. Özellikle namaz kılarken gelen vesveseden korunmak ya da gece uyumadan önce gelen vesveselerden kurtulmak için Nas suresinin okunması, korkuları ve vesveseleri gidererek rahatlamaya imkan sağlamaktadır. Kur’an okurken gelen vesvese konusunda da yine Nas suresi okunması, şeytanı uzaklaştırmaya yetmektedir.

Namaz Kılarken Ve Kur’an Okurken Gelen Vesveseye Karşı Yapılan Duanın Okunuşu

Namaz kılarken ve Kur’an okurken gelen vesveseye karşı yapılan duanın okunuşu ise şöyledir:

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.

Gul e’ûzu bi-Rabbi’n-nâs. Meliki’n-nâs. İlâhi’n-nâs. Min şerri’l-vesvâsi’l-hânnâs. Ellezî yuvesvisu fî sudûri’n-nâs. Mine’l-cinneti ve’n-nâs.

Namaz Kılarken Ve Kur’an Okurken Gelen Vesveseye Karşı Yapılan Duanın Arapça Yazılışı

Namaz kılarken ve Kur’an okurken gelen vesveseye karşı yapılan duanın Arapça yazılışı ise şudur:

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ﴿١﴾ مَلِكِ النَّاسِۙ ﴿٢﴾ اِلٰهِ النَّاسِۙ ﴿٣﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ﴿٤﴾ اَلَّذ۪ي يُوَسْوِسُ ف۪ي صُدُورِ النَّاسِۙ ﴿٥﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

Namaz Kılarken Ve Kur’an Okurken Gelen Vesveseye Karşı Yapılan Duanın Fazileti

Namaz kılarken ve Kur’an okurken gelen vesveseye karşı yapılan duanın fazileti de:

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. İnsanların malikine, İnsanların (gerçek) ilahına; İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine (kötü düşünce, şüphe) vesvese verir. Gerek cin, gerekse insanlardan (olan vesvesecilerin şerrinden Allah’a sığınırım.)

Namaz Kılarken Ve Kur’an Okurken Gelen Vesveseye Karşı Yapılan Dua Dinle

Namazda Selamdan Önce Yapılan Dualar

Namazda selamdan önce yapılan dualar olarak oturduktan sonra Tahhiyat duası okunmaktadır. Ettehiyatu duası olarak da bilinen bu dua yapıldıktan sonra ise Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunmaktadır. Tüm bu duaların okunmasının ardından ise Rabbena duaları okunması gerekmektedir. Beş vakit namazın ve tüm namazların oturma pozisyonunda Ettehiyattü duasının okunması farz iken, diğer duaların okunması ise vaciptir.

Ancak Hz. İbnu Abbas (r.a.)’ın anlattığı bir olaya göre; Peygamber Efendimiz (S.a.v.) namazda selam vermeden önce bir dua daha okurdu. Bu belirtilen duanın, salavatlardan sonra ve namazda selam vermeden önce okunması, bazı mezheplerde vacipken, bazılarında sünnet olduğu söylenmektedir. Hz. Peygamber (S.a.v.)’in bu duayı yapmasındaki sebep ise; kabir ve ahiret yaşamındaki azaplardan korunmak ve Dünya üzerindeki tüm fitnelerden Allah (c.c.)’a sığınmaktır.

Namazda Selamdan Önce Yapılan Duaların Okunuşu

Namazda selamdan önce yapılan duaların okunuşu şu şekildedir:

Ettehiyyatu

Ettehiyyâtu lillâhi vessalevâtu vettayibât. Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtuhu. Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluh.

Allahumme Salli

Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidun mecîd.

Allahumme Barik

Allâhumme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ barekte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidun mecîd.

Rabbena Atina

Rabbenâ âtina fid’dunyâ haseneten ve fil’âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr.

Rabbenağfirli

Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu’minine yevme yekûmu’l hisâb.

Hz. Peygamber’in Duası

Allahümme innî eûzu bike min azâbi cehennem ve eûzu bike min azâbi’lkabri ve eûzu bike min fitneti’d-Deccâl ve eûzu bike min fitneti’l mahyâ ve’l memât.

Namazda Selamdan Önce Yapılan Duaların Arapça Yazılışı

Namazda selamdan önce yapılan duaların Arapça yazılışı ise şöyledir:

Ettehiyatu

التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ ﴿﴾السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ ﴿﴾السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ ﴿﴾ أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ ﴿﴾ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

Allahümme Salli

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ﴿﴾ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم ﴿﴾ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Allahümme Barik

اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ ﴿﴾ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم ﴿﴾إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Rabbena Atina

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

Rabbenağfirli

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

Hz. Peygamber’in Duası

اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنّمَ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالمَمَاتِ

Namazda Selamdan Önce Yapılan Duanın Türkçe Anlamı

Namazda selamdan önce yapılan duanın Türkçe anlamı da şudur:

Ettehiyatu

Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır. Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve elçisidir.

Allahümme Salli

Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Allahümme Barik

Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.

Rabbena Atina

Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.

Rabbenağfirli

Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.

Hz. Peygamber’in Duası

Allahım, ben cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından da sana sığınırım. Deccal fitnesinden de sana sığınırım, hayat ve ölüm fitnesinden de sana sığınırım.

Namazda Selamdan Önce Yapılan Duaları Dinle

 

Yemekten Sonra Yapılan Dua

Yemekten sonra yapılan dua, sayesinde Allah’ın bize verdiği nimetlere şükrümüzle bize daha fazlasını verecektir. Yediğimiz yiyecekler ve nimetler sayesinde Allah’a sürekli şükretmeli ve dua etmeliyiz.

Yemekten Sonra Yapılan Dua Okunuşu

Yemekten sonra yapılan dua okunuşu, şu şekildedir;

Elhamdü lillâhillezî et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ müslimîn.

Yemekten Sonra Yapılan Dua Arapça Yazılışı 

Yemekten sonra yapılan dua Arapça yazılışı, ise şu şekildedir;

اَلْحَمْدُلِلهِ لََّذِي اَطْعَمَناَ وَسَقَاناَ وَجَعَلَناَ مُسْلِمِينَ

Yemekten Sonra Yapılan Dua Anlamı

Yemekten sonra yapılan dua anlamı, şu şekildedir;

Bizi yediren içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamdolsun.

Peygamber Efendimizin Yaptığı Yemek Duası

Peygamber Efendimizin yaptığı yemek duası, ise şöyledir;

Yâ Rabb! Sana, pek çok ve riya gibi şeylerden uzak ve yümn ü bereketi bulunan, nezd-i ulûhiyyetinde makbul olup merdûd olmayacak derece-i kemâl-i ihlâs üzere ve hiç bir sûrette kâfi görmeyeceğimiz ve daima yapmaya devam edeceğimiz ve hiç bir surette bırakmayacağımız ve kendisinden hiç bir vakit istiğna göstermeyeceğimiz bir hamd ile sana hamdederiz. Sen bizim Rabbimizsin; yani nîmetin her türlüsü ile bizi besleyen, yaşatansın.

Daima yediren ve kendisine hiç yedirilmeyen, bize ihsanda bulunan bizi doğru yola ulaştırıp da doyuran ve suya kandıran ve hep güzel vesilelerle imtihan eden Allah’a hamdederiz. Yâ Rabb sana hamdediyoruz. Bu hamdimizi kafi görmüyoruz, îfâ edilmiş saymıyoruz ve nankörlük etmiyoruz, nîmetlerinin hiç birinden müstağni değiliz. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplak iken giydiren, dalalette iken hidâyete erdiren, görmezken gösteren ve bizi yarattıklarının pek çoğuna üstün kılan Allah’a hamd ederiz, çünkü hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

Kısa Sofra Duası Dinle

Kısa sofra duası dinle, bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz;

Tavla Oynamak Günah Mı?

Tavla oynamak haramdır. Bunun sebebi zaman israfı veya kumar değildir. Peygamber Efendimiz bunun haram olduğunu belirtmiştir:

“Kim tavla oynarsa Allah ve Resulüne isyan etmiştir” (Ebû Davûd, Edeb 56; İbn Mâce, Edeb 43; Muvattâ, Rüya 6) buyurmuştur.

Tavlanın haram olmasının sebebi boş vakit geçirmek değildir. Bu sadece bir hikmet olabilir. Eğer sebep bu dersek, bu sebeplerin olmadığı tavla oyunlarının caiz olduğu manası çıkar. Fakat tavla hangi amaçla oynanırsa oynansın, haramdır. Çünkü o Allah ve Resulüne isyan manasına gelmektedir.

  1. Neden Günahtır?

Çünkü tavla oynayan kişi Allah ve Resulüne isyan etmiş olarak kabul edilir. Ve bu da bir günahtır. Yukarı yazdığımız bilgi ile aynıdır.

  1. Bu Konu İle İlgili Hadisler

“Kim tavla oynarsa Allah ve Resulüne isyan etmiştir” (Ebû Davûd, Edeb 56; İbn Mâce, Edeb 43; Muvattâ, Rüya 6) buyurmuştur.

“Nerdeşîr ile oynayan, elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir” (Müslim, “Şi‘r”, 10; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 56)

“Nerd ile oynayıp, sonra namaz kılmaya kalkan kişi, irin ve domuz kanı ile abdest almış ve namaz kılmış gibidir” (Şevkânî, Neylü’l-evtâr, VIII, 94)

  1. Tavla Gibi Bazı Oyunlarda Günah Mıdır?

Bu konu ile ilgili bazı kaynaklardan araştırma yapabilirsiniz. Biz konu dışına çıkmak istemediğimiz için yazma gereği bulmuyoruz. İnternetten, kitaplardan ve bunun gibi bazı kaynaklardan, bu konu hakkında araştırma yapabilirsiniz.

Hatim Duası 

Hatim duası, Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar okuduktan sonra, yani hatmettikten sonra yapılan duadır. Hatim Duası nasıl yapılır soranlar için; hatim duasını okumaya başlamadan Nâs ve Fâtiha sureleri ile Bakara suresinin başından beş ayet okuyarak başlanması sünnettir. Sonrasında Hatim Duası okunur ve Fatiha ile bitirilir.
Resulullah (A.S.M.) “Kim Kur’ân’ı hatmederse, onun kabul olunmuş bir duası vardır.” buyurmuştur.

Hatim Duasının Okunuşu

Hatim duasının okunuşu, şöyledir;

El-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.
Vel-‘âkibetü lil-müttekîn. Velâ ‘udvâne illâ ‘alezzalimîn.
Ves-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘âlihî ve sahbihî ecme’în.
Rabbenâ takabbel minnâ inneke ente’s-semî’ul-‘alîm.
Ve tüb ‘aleynâ yâ Mevlânâ inneke ente’t-tevvâbür-Rahîm.
Vehdinâ ve veffiknâ ilel-hakkı ve ilâ tarîkın müstekîm. Bi beraketil-Kur’ânil-‘azîm.
Ve bi hürmeti men erseltehû rameten lil-‘âlemîn.
Va’fü ‘annâ yâ Kerîm. Va’fü ‘annâ yâ Rahîm.
Vağfir lenâ zünûbenâ bi fadlike ve keramike yâ ekramel-ekramîn.
Allâhümme zeyyinnâ bi zînetil-Kur’ân.
Ve ekrimnâ bi kerâmetil-Kur’ân.
Ve şerrifnâ bi şerâfetil-Kur’ân.
Ve elbisnâ bi hil’atil-Kur’ân.
Ve edhilnel-cennete bi şefâatil-Kur’ân.
Ve ‘âfinâ min külli belâid-dünyâ ve ‘azâbil-âhirati bi hurmetil-Kur’ân.
Verham cemî’a ümmet-i Muhammedin yâ Rahîmü yâ Rahmân.
Allâhümec’alil-Kur’âne lenâ fid-dünyâ karînâ.
Ve fil-kabri mûnisâ.
Ve fil-kıyâmeti şefî’ân ve ‘ales-sırâti nûrâ.
Ve ilel-cenneti rafîkâ.
Ve minennâri sitran ve hicâbâ.
Ve ilel-hayrâti küllihâ delîlen ve imâmâ. Bi fadlike ve cûdike ve keramike yâ Kerîm.
Allâhümmeh-dinâ bi hidâyetil-Kur’ân.
Ve neccinâ minen-nîrâni bi kerâmetil-Kur’ân.
Verfa’ deracâtina bi fadîletil-Kur’ân.
Ve keffir ‘annâ seyyiâtinâ bi tilâvetil-Kur’ân. Yâ zel-fadli vel-ihsân.
Allâhümme tahhir kulûbenâ.
Vestur ‘uyûbenâ.
Veşfi merdânâ.
Vekdi duyûnenâ.
Ve beyyid vücûhenâ.
Verfa’ deracâtina.
Verham âbâenâ.
Veğfir ümmehâtinâ.
Ve eslih dînenâ ve dünyânâ.
Ve şeddid şemle a’dâina.
Vehfaz ehlenâ ve emvâlenâ ve bilâdenâ min cemî’l-âfâti ve’l-emrâdi ve’l-belâyâ.
Ve sebbit akdâmenâ, ven-surnâ ‘alel-kavmil-kâfirîn. Bi hurmetil-Kur’ânil-‘azîm.
Allâhümme belliğ sevâbe mâ kara’nâhü.
Ve nevvir mâ televnâhü ilâ rûhi seyyidinâ Muhammedin sallâllahü te’âlâ ‘aleyhi ve selem.
Ve ilâ ervâhi cemî’ı ihvânihî minel-enbiyâi vel-murselîn. Salevâtullâhi ve selâmühû ‘aleyhim ecma’în.
Ve ilâ ervâhi âlihî ve evlâdihî ve ezvâcihî ve ashâbihî ve etbâ’ıhî ve cemîı’ zürriyyâtihî rıdvânullâhi te’âlâ ‘aleyhim ecma’în.
Ve ilâ ervâhi âbâinâ ve ümmehâtinâ ve ihvâninâ ve ehavâtinâ ve evlâdina ve akribâinâ ve ehibbâinâ ve asdikâinâ ve esâtîzinâ ve limen kâne lehû hakkun ‘aleynâ ve li cemî’ıl-mü’minîne vel-mü’minâti vel-müslimîne vel-müslimâti, el-ahyâi minhüm vel-emvâti.
Yâ kâdiyel-hâcâti! Yâ mücîbed-d’avâti! İstecib du’âenâ bi rahmetike yâ erhamer-râhimîn. Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.

Hatim Duasının Arapça Yazılışı 

Hatim duasının Arapça yazılışı, ise şu şekildedir;

أَلْحَمْدُ لِلَّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ وَالْعَاقِـبَـةُ لِلْمُـتَّـق۪ينَ ﴿﴾ وَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَي الظَّالِم۪ينَ ﴿﴾ وَالصَّلٰاةُ وَالسَّلٰامُ عَلٰى رَسُولِـنَا مُحَمَّدٍ وَأٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾ أَللَّٰـهُمَّ رَبَّـنَا يَا رَبَّـنَا تَـقَـبَّـلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ ﴿﴾ وَتُبْ عَلَيْنَا يَا مَوْلٰــنَآ إِنَّكَ أَنْتَ التَّــوَّابُ الرَّح۪يمُ ﴿﴾ وَاهْدِنَا وَوَفِّقْـنَآ إِلَى الْحَقِّ وَإِلٰى طَر۪يقٍ مُسْتَـق۪يمٍ ﴿﴾ بِـبَـرَكَـةِ الْقُرْأٰنِ الْعَظ۪يمِ ﴿﴾ وَبِحُرْمَـةِ مَنْ أَرْسَلْـتَـهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ ﴿﴾ وَاعْفُ عَـنَّا يَا كَر۪يمُ ﴿﴾ وَاعْفُ عَـنَّا يَا رَح۪يمُ ﴿﴾ وَاغْفِرْ لَـنَا ذُنُـوبَـنَا بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ وَكَرَمِكَ يَآأَكْرَمَ الْاَكْرَم۪ينَ ﴿﴾ أَللَّٰـهُمَّ زَيِّـنَّا بِز۪يـنَـةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَكْرِمْنَا بِكَرَامَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَشَرِّفْـنَا بِشَرَافَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَلْبِسْنَا بِـخِلْعَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَأَدْخِـلْـنَا الْجَـنَّـةَ بِشَفَاعَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَعَافِـنَا مِنْ كُلِّ بَلٰٓاءِ الدُّنْـيَا وَعَذَابِ الْاٰخِرَةِ بِحُرْمَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَارْحَمْ جَم۪يعَ أُمَّـةِ مُحَمَّدٍ يَا رَح۪يمُ يَا رَحْمٰنُ ﴿﴾ أَللَّٰـهُمَّ اجْعَلِ الْقُرْأٰنَ لَـنَا فِي الدُّنْـيَا قَر۪ينًا ﴿﴾ وَفِي الْقَـبْـرِ مُونِسًا ﴿﴾ وَفِي الْقِيَامَـةِ شَف۪يعًا ﴿﴾ وَعَلَى الصِّرَاطِ نُـورًا ﴿﴾ وَفِي الْجَـنَّـةِ رَف۪يقًا ﴿﴾ وَمِنَ النَّارِ سِتْـرًا وَحِجَابًا ﴿﴾  وَإِلىَ الْخَـيْـرَاتِ كُـلِّـهَا دَل۪يلًا وَإِمَامًا ﴿﴾ بِفَضْلِكَ وَجُودِكَ وَكَرَمِكَ يَآ أَكْرَمَ الْاَكْرَم۪ينَ وَيَآ أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ. أَللَّٰـهُمَّ اهْدِنَا بِـهِدَايَـةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَنَـجِّـنَا مِنَ النّ۪ـيرَانِ بِكَرَامَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَارْفَعْ دَرَجَاتِـنَا بِفَض۪يلَـةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ وَكَفِّرْ عَـنَّا سَيِّأٰتِـنَا بِـتِـلٰاوَةِ الْقُرْأٰنِ ﴿﴾ يَا ذَا الْفَضْلِ وَالْاِحْسَانِ ﴿﴾ أَللَّٰـهُمَّ طَهِّرْ قُـلوُبَـنَا ﴿﴾ وَاسْتُرْ عُيوُبَـنَا ﴿﴾ وَاشْفِ مَرْضَانَا ﴿﴾ وَاقْضِ دُيُـونَـنَا ﴿﴾ وَارْفَعْ دَرَجَاتِـنَا ﴿﴾ وَارْحَمْ أٰبَآءَنَا ﴿﴾ وَاغْفِرْ أُمَّـهَاتِـنَا ﴿﴾ وَأَصْلِحْ د۪يـنَـنَا وَدُنْـيَانَا ﴿﴾ وَشَتِّتْ شَمْلَ أَعْدَآئِـنَا ﴿﴾ وَاحْفَظْ أَهْلَـنَا وَأَمْوَالَـنَا وَبِلَادَنَا مِنْ جِم۪يعِ الْاٰفَاتِ وَالْاَمْرَاضِ وَالْـبَـلٰايَا ﴿﴾ وَثَـبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ ﴿﴾ بِحُرْمَةِ الْقُرْأٰنِ الْعِظ۪يمِ ﴿﴾

أَللَّٰـهُمَّ بَـلِّـغْ  ثَــوَابَ مَا قَرَأْنَاهُ ، وَنُـورَ مَا تَـلَوْنَاهُ ، إِلٰى رُوحِ سَيِّـدِنَا وَنَـبِـيِّـنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ تَـعَالٰى عَلَـيْـهِ وَسَلَّمَ ﴿﴾ وَإِلٰٓى أَرْوَاحِ جَم۪يعِ الْاَنْبِـيَـآءِ وَالْمُرْسَل۪ينَ ، صَلَوَاتُ اللّٰهِ وَسَلٰامُهُ عَلَـيْهِمْ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾وَإِلٰٓى أَرْوَاحِ أٰلِه۪، وَأَوْلٰادِه۪ ، وَأَزْوَاجِه۪، وَأَصْحَابِـه۪، أَتْـبَاعِه۪، وَجَم۪يعِ ذُرِّيَّاتِـه۪  رِضْوَانُ اللّٰهِ تَعَالٰى عَلَـيْـهِمْ أَجْمَع۪ينَ ﴿﴾ وَإِلٰٓى أَرْوَاحِ أٰ بَآئِـنَا، وَأُمَّـهَاتِـنَا، وَإِخْوَانِـنَا وَأَخَوَاتِـنَا، وَأَوْلَادِنَا، وَأَقْرِبَآئِـنَا،   وَأَحِبَّآئِـنَا،  وَأَصْدِقَآئِـنَا، وَأَسَات۪يذِنَا، وَمَشَايِـخِـنَا، وَلِمَنْ كَانَ لَهُ حَقٌّ عَلَـيْـنَا ﴿﴾  وَإِلٰي أَرْوَاحِ جَم۪يعِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ، وَالْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ، أَلْاَحْـيَآءِ مِـنْـهُمْ وَالْاَمْوَاتِ ﴿﴾ يَا قَاضِيَ الْحَاجَاتِ وَيَا مُج۪يبَ الدَّعَـوَاتِ ﴿﴾ رَبَّـنَآ أٰتِـنَا فِي الدُّنْـيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿﴾ أَللَّٰـهُمَّ رَبَّـنَا اغْفِرْ ل۪ي وَلِـوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ يَوْمَ

Hatim Duasının Türkçe Anlamı

Hatim duasının Türkçe anlamı, şöyledir;

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. İyi sonuç müttakilerindir. Düşmanlık ancak zalimler içindir. Peygamberimiz

Hz. Muhammed (a.s)’e, onun bütün ehl-i beytine ve ashâbına salât ve selâm olsun.

Ey Rabbimiz! Bizden ibadetlerimizi kabul buyur! Şüphesiz ki sen her şeyi işiten ve her şeyi bilensin.

Ey Mevlamız! Bizim tövbelerimizi kabul eyle!. Şüphesiz ki sen tövbeleri çok çok kabul eden ve merhametli olansın. Bize hidâyet ver! Hak yola ve sırat-ı müstakime ulaşmayı bizi muvaffak eyle!. Yüce Kur’ân’ın hürmetine, âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Peygamber hürmetine.

Ey Kerim olan Allah! Bizi bağışla. Ey Rahim olan Allah! Bizi bağışla. Ey ikram edenlerin en keremlisi olan Allah! Lütfunla ve ihsanınla bizim günahlarımızı bağışla.

Allah’ım! Bizi Kur’ân süsü ile süsle. Kur’ân ile bize lütfet! Kur’ân ile bizi şereflendir. Kur’ân elbisesini bize giydir. Kur’ân hürmetine bizi cennetine koy. Kur’ân hürmetine dünyadaki belalardan ve âhiret azabından bizi koru. Ey Rahim, Ey Rahman! Ümmet-i Muhammed’in tamamına merhamet et.

Allah’ım! Kur’ân’ı bize dünyada yoldaş eyle. O’nu bize kabirde dost eyle. Kıyamet günü onu bize şefaatçi kıl, sırat köprüsü üzerinde onu bize nur eyle. Cennette onu bize yoldaş eyle. Cehennem ateşine karşı onu bize perde ve engel kıl. İhsanın, cömertliğin ve keremin ile tüm hayırlı yollar için onu bize önder kıl.

Kur’ân hidâyeti ile bizi hidâyete eriştir. Kur’ân’ın hürmetine bizi ateşten koru. Kur’ân hürmetine bizim derecemizi yükselt. Okunan Kur’ân hürmetine günahlarımızı bağışla. Ey Lütuf ve ihsan sahibi!.

Allah’ım! Kalplerimizi temizle. Kusurlarımızı ört. Hastalarımıza şifa ver. Borçlarımızı ödemeye yardım et. Yüzümüzü aydınlat. Derecemizi yükselt. Babalarımıza merhamet et. Annelerimizi bağışla. Din ve dünya işlerimizi islâh et. Düşmanlarımızın bize saldırısını bertaraf eyle. Ailemizi, mallarımızı, memleketimizi her türlü afetlerden, hastalıklardan ve belalardan koru. Ayaklarımızı sabit eyle, kâfir toplumlara karşı bize yardım et. Yüce Kur’ân hürmetine.

Allah’ım! Okuduğumuz ve tilavet ettiğimiz Kur’ân’ın sevabını ve nurunu Efendimiz Hz. Muhammed (a.s)’in ruhuna ulaştır. Ve onun kardeşleri olan tüm peygamberlerin (a.s) ruhlarına ulaştır. Ve Peygamberimiz (a.s)’in ehlinin, çocuklarının, hanımlarının, ashabının, tabiinin ve bütün zürriyetinin ruhlarına ulaştır.

Hayatta olan veya vefat etmiş olan babalarımızın, annelerimizin, kardeşlerimizin, evladımızın, akrabalarımızın, sevdiklerimizin, dostlarımızın, hocalarımızın, üzerimizde hakkı olan herkesin ve Müslüman olan bütün kadın ve erkeğin ruhlarına ulaştır.

Ey ihtiyaçları gideren Allah! Ey dualara icabet eden Allah! Ey merhametlilerin en merhametlisi! Dualarımızı kabul et. Tüm peygamberlere salât ve selam olsun.

Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

Hatim Duası Fazileti

Hatim duası fazileti, hakkında şöyle buyurulmuştur;

Kur’an-ı kerimi hatmedenin, kabul edilen bir dua hakkı olduğu gibi kendisine Cennette bir ağaç da verilir.

Hatim Duası Dinle

Hatim duası dinle, bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz;

Fetih Suresi

Fetih Suresi Nedir Ve Ne İçin Okunur?

Fetih suresi, Kuran-ı Kerim’in kırksekizinci suresi olup, Medine’de Hudeybiye antlaşmasından sonra Hicret’in altıncı yılında nâzil olmuştur. Fetih suresi, yirmi dokuz ayet, beşyüzaltmış kelime ve ikibin dörtyüz otuzüç harften oluşmakta ve fâsılası da Elif harfidir. Fetih suresi, Müslümanların geleceğine dair müjdeler ihtiva etmektedir. Fetih suresi her muradın husuli için günde yedi kez okunur ise her muradı gerçekleşir ve günde en az bir kez okuyan ise tüm kötülüklerden ve zararlardan korunduğu gibi her işi de hayırlı ve bereketli olur.

Fetih Suresinin Arapça Okunuşu

———–arapça okunuşu bizim tarafımızdan yazılacaktır.———————

Fetih Suresinin Arapça Yazılışı

Fetih suresinin Arapça yazılışı, بسم الله الرحمن الرحيم

بالتأكيد ، لقد أعطاك غزوًا واضحًا.

لكي يغفر الله لك خطيتك الماضية والمستقبلية ، دعه يكمل مباركته ، ويوجهك على طريق مستقيم.

ودع الله يساعدك في انتصار “مشرف ومشرف”.

هو الذي خفَّض “إحساس السلام والهدوء” إلى المؤمنين في قلوب المؤمنين ، من أجل زيادة إيمانهم بإيمانهم. جيوش السماوات والأرض تعود إلى الله: الله عزيز.

(كل هذا) من أجل الحكماء والمؤمنين أن يضعوا النساء في تلال الأنهار المتدفقة ، الأودية الأبديّة ، والأبديّة. هذا هو الخلاص والسعادة العظيمة في حضرة الله.

واحد أيضا لإذلال الرجال المنافقين والرجال المنافقين والرجال الأشرار مع الرجال الأشرار. تلك الدائرة من الشر ، إلى التلال. لقد تصارع الله ضدهم ، لعنهم وأعد لهم الجحيم. لا يوجد مكان ليكون.

جيوش السماوات والأرض تعود إلى الله. الله سبحانه وتعالى ، الحكيم.

بالتأكيد ، أرسلناكم كشاهد ، مرسل إنجيل ونذير.

أن تؤمن بالله ورسوله ، أن تدافع عنه ، لتمجيده وتمجيده ، وتمجيده في المساء.

من يؤيدك يقسم بالولاء لله. يد الله على ايديهم. لذلك ، من يكسر ظهره ، سوف يدمر حكمه فقط ضد نفسه. من يثبت الله على ولائه لعهده ، الآن سيعطيه مكافأة عظيمة.

سوف يخبرك أولئك الذين تركوا من البدو: “بضائعنا وعائلاتنا شغلتنا. لذا استغفروا لنا”. يتكلمون بألسنتهم ما ليس في قلوبهم. قل: “الآن ، إذا سألك الله خسارة أو طلب منفعة ، من بإمكانك أن تفعل بأي شيء ضد الله؟

لا ، كنت تعتقد أن النبي والمؤمنين لن يعودوا أبداً إلى أسرهم ؛ وقد جعل هذا جذابا في قلوبكم ، وأصبحتم مجتمعًا مدمرًا بلهجة سيئة.

وَمَنْ لاَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَرَسُولَهُ فَأَعَدَّنَا حَقِيقًا نَارًا نَارًا لِلْكَافِرِين

ملكوت السماوات والأرض لله. يغفر لمن يريد ويعاقب من يشاء. الله غفور رحيم.

(من الحرب) أولئك الذين تركوا وراءهم سيقولون عندما تذهب لتلقي المسروقات: “اتركنا ودعنا نتبعك.” انهم يريدون تغيير كلمة الله. قل: “لا يمكنك أن تنزل من أثرنا. لقد قال الله ذلك”. علاوة على ذلك: “لا ، أنت غيور منا” سيقول. لا ، هم قليل جدا.

قل لأولئك الذين تركوا وراءهم من البدو: “سيتم قريبا استدعائك إلى قبيلة محارب شرسة ، ستقاتل معهم ، أو سيكونون مسلمين. إذا قمت بإدارة ظهرك ، فسوف يعاقبك بموت مؤلم “.

لا توجد صعوبة (مسؤولية) للمكفوفين ، وليس هناك صعوبة في الأعرج ، وليس هناك صعوبة للمرضى. وكل من أطع الله ورسوله ، سيرسله إلى أنهار من السماء تتدفق تحت الأنهار. وإذا أدارت ظهرها ، فإنها ستعاقبها بعقوبة مؤلمة.

إن الله يسر بشكل جيد مع لكم عن ذلك أنه عندما بايع تحت الشجرة المؤمنين يعلم أن في قلوبهم، وبالتالي المصغرات ثقة وراحة البال “تحميل ديه والفتح القريب منهم الجدارة (المال) ككل.

وسيحصلون على الكثير من الجوائز. الله سبحانه وتعالى ، الحكيم.

وقد وعد الله لك العديد من الغنائم تحصل على المزيد، أعطاه لك مباشرة قبالة أيدي الناس وسحبت عليك، (أي) تحصل على آية للمؤمنين وكنت رأس إلى صراط مستقيم.

و (حتى الآن) الآخر (العديد من النعم ، التي) لم تقوّنهم بعد ؛ الله محاط بهم. الله لديه قوة على كل الأشياء.

إذا كان الكفار قد حاربوك ، سيهربون. إذن ، ما هو الوصي (الصديق الوقائي) ، ما هي المساعدة التي لم يتمكنوا من العثور عليها.

هذا هو ختان الله الطويل. بالتأكيد لن تجد أي تغيير في ختان الله.

بعد أن يعطوك انتصار عليهم ، هو الذي جلب يديه منك في قلب مكة وأيدك منهم. والله يرى ما تفعله.

لقد أنكروا عليك ، وهدايا من المسجد الحرام وتلك التي يتم إيقافها يتم الاحتفاظ بها من مكانها. إذا كنت لا تعرف أنفسهم مؤمنين والمؤمنات والجهل وبالتالي ما إذا كانت حالة من الفوضى حتى تتمكن ‘مشقة لا تطاق “كانت للمس (في ذلك الوقت انها ستكون مختلفة. وهذا هو الحال،) هو وضع رحمه الله شاء. إذا تم اختيارهم ، سيتم رفضهم.

Fetih Suresinin Fazileti

Fetih suresinin fazileti, Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih verdik. Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını bağışlasın, üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve Allah, sana ‘üstün ve onurlu’ bir zaferle yardım etsin. Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Bütün bunlar,) Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah Katında ‘büyük kurtuluş ve mutluluktur. Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azaplandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu (Allah’ı) tesbih etmeniz için. Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah’a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: “Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: “Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah’a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır.” Hayır, siz Peygamberin ve mü’minlerin, ailelerine ebedi olarak bir daha dönmeyeceklerini zannettiniz; bu, kalplerinizde çekici kılındı ve kötü bir zan ile zanda bulundunuz da, yıkıma uğramış bir topluluk oldunuz. Kim Allah’a ve Resûlü’ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır. Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dilediğine mağfiret eder, dilediğini azaplandırır. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. (Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: “Bizi bırakın da sizi izleyelim.” Onlar, Allah’ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.” Bunun üzerine: “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir. Bedevilerden geride bırakılanlara de ki: “Siz yakında zorlu savaşçı olan bir kavme çağrılacaksınız; onlarla (ya) savaşırsınız ya da (onlar) Müslüman olurlar. Bu durumda eğer itaat ederseniz, Allah, size güzel bir ecir verir; eğer bundan önce sırt çevirdiğiniz gibi (yine) sırt çevirirseniz, sizi acı bir azap ile azaplandırır.” Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azap ile azaplandırır. Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü’minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine ‘güven duygusu ve huzur’ indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir. Ve alacakları birçok ganimetleri de. Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Allah, alacağınız daha birçok ganimetleri size va’detti, bunu size hemencecik verdi ve insanların ellerini sizden çekti ki, (bu,) mü’minler için bir ayet olsun ve sizi dosdoğru bir yola yöneltsin. Ve (daha) başka (nice nimetler de, ki,) siz henüz onlara güç yetirmiş değilsiniz; (ama) gerçekten Allah, onları kuşatmıştır. Allah, herşeye güç yetirendir. Kafir olanlar, sizinle savaşmış olsalardı, arkalarını dönüp kaçarlardı; sonra, ne bir veli (koruyucu dost), ne bir yardımcı bulamazlardı. (Bu,) Allah’ın öteden beri sürüp giden sünnetidir. Sen Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. Onlara karşı size zafer verdikten sonra, Mekke’nin göbeğinde ellerini sizden ve sizin de ellerinizi onlardan çeken O’dur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. Ki onlar, inkar ettiler, sizi Mescid-i Haram’dan ve durdurulmakta (bekletilmekte) olan hediyeleri (kurbanları), yerlerine varmaktan alıkoydular. Eğer kendilerini bilmediğiniz mü’min erkekler ve mü’min kadınları, bilgisizlik dolayısıyla darmadağın edip de bu yüzden size ‘dayanılmaz bir sıkıntı’ dokunmayacak olsaydı (o zaman durum farklı olurdu. Durumunun böyle olması,) Allah’ın dilediğini rahmetine sokması içindir. Eğer (karışık yaşayan mü’minler), seçilip ayrılmış olsalardı, muhakkak içlerinden inkar edenleri acı bir azap ile azaplandırırdık. Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, ‘öfkeli soy koruyuculuğu’nu (hamiyeti), cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü’minlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.” Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir. Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram’a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı. Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile, diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah yeter. Muhammed, Allah’ın elçisidir. Ve onunla birlikte olanlar da kafirlere karşı zorlu, kendi aralarında ise merhametlidirler. Onları, rüku edenler, secde edenler olarak görürsün; onlar, Allah’tan bir fazl (lütuf ve ihsan) ve hoşnutluk arayıp-isterler. Belirtileri, secde izinden yüzlerindedir. İşte onların Tevrat’taki vasıfları budur: İncil’deki vasıfları ise: Sanki bir ekin; filizini çıkarmış, derken onu kuvvetlendirmiş, derken kalınlaşmış, sonra sapları üzerinde doğrulup-boy atmış (ki bu,) ekicilerin hoşuna gider. (Bu örnek,) Onunla kafirleri öfkelendirmek içindir. Allah, içlerinden iman edip salih amellerde bulunanlara bir mağfiret ve büyük bir ecir va’detmiştir.

Fetih Suresi Dinle

Fetih suresi dinlemek için, https://www.youtube.com/watch?v=bz3ZV7nuRj0 adresinden dinleyebilirsiniz.

 

Tuvaletten Çıktıktan Sonra Okunacak Dua Hakkında Bilgi

Tuvaletten çıktıktan sonra okunacak dua tuvalet ihtiyacının giderilmesinden sonra kişinin okuyacağı duadır. Peygamberimizin yaşamı bir Müslüman için hayatının her anında örnek alınması gereken onlarca hadiselerle dolup taşmaktadır. İşte onlardan birisi de tuvalet âdabında karşımıza çıkıyor.

Tuvaletten Çıktıktan Sonra Okunacak Duanın Okunuşu

Tuvaletten çıktıktan sonra okunacak dua okunuşu şu şekildedir:

Elhamdülillahil’lezî ezhebe ann’il eza ve âfâni min zâlik.

Tuvaletten Çıktıktan Sonra Okunacak Duanın Türkçe Anlamı

Tuvaletten çıktıktan sonra okunacak dua türkçe anlamı olarak şunu dile getirebiliriz.

Benden sıkıntı ve ezayı giderip alan ve bana onun yerine afiyet veren Allah’a hamdolsun.

Tuvaletten Çıktıktan Sonra Okunacak Duanın Fazileti

Tuvaletten çıktıktan sonra okunacak dua fazileti arasında birçok faktörleri sıralamamız mümkün. Nitekim onlardan biri kişinin tuvalet ihtiyacının gelmesi ve o sıkışma durumunda ne kadar da âciz olduğunun farkına varmasıdır. Anında tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra sıhhat ve afiyet hasıl olacağı için de tuvalet ihtiyacının giderilmesinden gelen rahatlamayla beraber okunması gereken kıymetli dualardan biridir. Peygamberimizin mutlaka her zaman tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra bu duayı okuyarak ümmetine rehber olduğu ve bu yönde onlara tavsiyelerde bulunduğu açıkça görülmektedir. İşte bu durumdan hareket edildiği zaman gerçekten de tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka bu duayı okumamız ve bu şekilde Allah’a karşı olan temennimizi her yönden yerine getirmemiz mümkün olabilecektir.

Tuvaletten Çıktıktan Sonra Okunacak Dua Dinle

Tuvaletten çıktıktan sonra okunacak dua dinle https://www.youtube.com/watch?v=IkAP9d3AhVU bağlantısından bir de sesli olarak dinleyerek duanın hikmetini her yönüyle siz de öğrenebilecek ve mutlaka hayatınıza uygulayacaksınız.

Mücadele Suresi Hakkında Bilgi

Mücadele Suresi, ilk ayette anlatılan; Peygamberimizin huzuruna gelerek kocasının kendisini zihar yoluyla (bir cahiliye boşama adeti) boşadığını ve bunun yanlışlığı ile ilgili Efendimiz ile yaptığı tartışmadan (Mücadele) dolayı bu isimle anılmaktadır. Medine’de nazil olan surenin, 7. Ayetinin Mekke’de indiğine dair bir takım rivayetler de bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’in 58. Suresi olmakla birlikte 22 ayeti bulunmaktadır.

İnsanların yaptığı tüm konuşmaların Allah tarafından işitildiğini ve hiçbir şeyin ondan gizli gerçekleşemeyeceğini anlatır. Cahiliye devrinde bir boşama çeşidi olan Zihar yapmanın (Kocanın eşine ‘sen bana annemin sırtı gibisin’ diyerek hanımını boşaması) çok kötü bir adet olduğundan ve bunun boşama için geçerli sayılamayacağından bahsedilmiştir. Ayrıca böyle bir yol ile eşine zulmeden kimsenin bir köle azad etmesi, altmış tane fakiri doyurması ya da iki ay oruç tutması gib bir ceza ile karşılaşacağı bildirilmiştir.

Mücadele Suresinin Okunuşu

Mücadele suresinin okunuşu şöyledir;

Bismillahirrahmanirrahim.

1. Kad semi’allahu kavlelletiy tucadiluke fiy zevciha ve teştekiy ilellahi vallahu yesme’u tehavurekuma innallahe semiy’un basıyrun.

2. Elleziyne yuzahirune minkum min nisaihim ma hunne ummehatihim in ummehatuhum ilellaiy velednehum ve innehum leyekulune munkeren minelkavli ve zuren ve innallahe le’afuvvun ğafurun.

3. Velleziyne yuzahirune min nisaihim summe ye’udune lima kalu fetahriyru rekabetin min kabli en yetemassa zalikum tu’azune bihi vallahu bima ta’melune habiyrun.

4. Femen lem yecid fesıyamu şehreyni mutetabi’ayni min kabli en yetemassa femen lem yestetı’ feıt’amu sittiyne miskiynen zalike litu’minu billahi ve resulihi ve tilke hududullahi ve lilkafiriyne ‘azabun eliymun.

5. İnnelleziyne yuhaddunallahe ve resulehu kubitu kema kubitelleziyne min kablihim ve kad enzelna ayatin beyyinatin v uhumullahu cemiy’an feyunebbiuhum bima ‘amilu ahsahullahu ve nesuhu e lilkafiriyne ‘azabun muhiynun.

6. Yevme yeb’as vallahu ‘ala kulli şey’in şehiydun.

7. Elem tere ennallahe ya’lemu ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardı ma yekunu min necva selasetin illa huve rabi’uhum ve la hamsetin illa huve sadisuhum ve la edna min zalike ve la eksere illa huve me’ahum iyne ma kanu summe yunebbiuhum bima ‘amilu yevmelkıyameti innallahe bikulli şey’in ‘aliymun.

8. Elem tere ilelleziyne nuhu ‘aninnecva summe ye’udune lima nuhu ‘anhu ve yetenacevne bil’ismi vel’udvani ve ma’sıyetirresuli ve iza cauke hayyevke bima lem yuhayyike bilillahu ve yekulune fiy enfusihim lev la yu’azzibunallahu bima nekulu hasbuhum cehennemu yaslevneha febi;’selmasıyru.

9. Ya eyyuhelleziyne amenu iza tenaceytum fela tetenacev bil’ismi vel’udvani ve ma’sıyetirresuli ve tenacev bilbirri vettakva vettekullahelleziy ileyhi tuhşerune.

10. İnnemennecva mineşşeytani liyahzunelleziyne amenu ve leyse bidarrihim şey’en illa biiznillahi ve ‘alellahi felyetevekkelilmu’minune.

11. Ya eyyuhelleziyne amenu iza kıyle lekum tefessehu fiylmecalisi fefsehu yefsehıllahu lekum ve iza kıylenşuzu fenşuzu yerfe’ıllahulleziyne amenu minkum velleziyne utul’ılme derecatin vallahu bima ta’melune habiyrun.’

12. Ya eyyuhelleziyne amenu iza naceytumurresule fekaddimu beyne yedey necvakum sadekaten zalike hayrun lekum ve atheru fein lem tecidu feinnallahe ğafurun rahıymun.

13. Eeşfaktum en tukaddimu beyne yedey necvakum sadekatin feiz lem tef’alu ve taballahu ‘aleykum feekıymussalate ve atuzzekate ve etıy’allahe ve resulehu vallahu habiyrun bima ta’melune.

14. Elem tere ilelleziyne tevellev kavmen ğadıballahu ‘aleyhim ma hum minkum ve la minhum ve yahlifune ‘alelkezibi ve hum ya’lemune.

15. E’addallahu lehum ‘azaben şediyden innehum sae ma lanu ya’melune.

16. İttehazu eymanehum cunneten fesaddu ‘an sebiylillahi felehum ‘azabun muhiynun.

17. Len tuğniye ‘anhum emvaluhum ve la evladuhum minallahi şey’en ulaik ashabunnari hum fiyha halidune.

18. Yevme yeb’asuhumullahu cemiy’an feyahlifune lehu kema yahlifune lekum ve yahsebune ennehum ‘ala şey’in ela innehum humulkazibune.

19. İstahvese ‘aleyhimuşşeytanu feensahum zikrallahi ulaike hızbuşşeytani ela inne hızbeşşeytani humulhasirune.

20. İnnelleziyne yuhaddunallahe ve resulehu ulaike fiyl’ezelliyne.

21. Ketaballahu leağlibenne ene ve rusuliy innallahe kaviyyun ‘aziyzun.

22. La tecidu kavmen yu’minune billahi velyevmil’ahıri yuvaddune men haddallahe ve resulehu ve lev kanu abaehum ev ebnaehum ev ıhvanehum ev ‘aşiyretehum ulaike ketebe fiy kulubihimul’iymane ve eyyedehum biruhın minhu ve yudhıluhum cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha radıyallahu ‘anhum ve radu ‘anhu ulaike hızbullahi ela inne hızballahi humulmuflihune.

Mücadele Suresinin Arapça Yazılışı

Mücadele Suresi Arapça, yazılışı şu şekildedir;

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

قَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّت۪ي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا وَتَشْتَك۪ٓي اِلَى اللّٰهِۗ وَاللّٰهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَاۜ اِنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ بَص۪يرٌ ﴿1﴾ اَلَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَٓائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْۜ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓـ۪ٔي وَلَدْنَهُمْۜ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَرًا مِنَ الْقَوْلِ وَزُورًاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ ﴿2﴾ وَالَّذ۪ينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَٓائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا فَتَحْر۪يرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۜ ذٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِه۪ۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿3﴾ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَتَمَٓاسَّاۚ فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَاِطْعَامُ سِتّ۪ينَ مِسْك۪ينًاۜ ذٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَتِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ اَل۪يمٌ ﴿4﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَقَدْ اَنْزَلْنَٓا اٰيَاتٍ بَيِّنَاتٍۜ وَلِلْكَافِر۪ينَ عَذَابٌ مُه۪ينٌۚ ﴿5﴾ يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُواۜ اَحْصٰيهُ اللّٰهُ وَنَسُوهُۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌ۟ ﴿6﴾ اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوٰى ثَلٰثَةٍ اِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ اِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَٓا اَدْنٰى مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْثَرَ اِلَّا هُوَ مَعَهُمْ اَيْنَ مَا كَانُواۚ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ ﴿7﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ نُهُوا عَنِ النَّجْوٰى ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَيَتَنَاجَوْنَ بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِۘ وَاِذَا جَٓاؤُ۫كَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ اللّٰهُۙ وَيَقُولُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا اللّٰهُ بِمَا نَقُولُۜ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمَص۪يرُ ﴿8﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا تَنَاجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَاجَوْا بِالْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَمَعْصِيَتِ الرَّسُولِ وَتَنَاجَوْا بِالْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ٓي اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿9﴾ اِنَّمَا النَّجْوٰى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَيْسَ بِضَٓارِّهِمْ شَيْـًٔا اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ﴿10﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْۚ وَاِذَا ق۪يلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۙ وَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ ﴿11﴾ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَةًۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ ﴿12﴾ ءَاَشْفَقْتُمْ اَنْ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَاتٍۜ فَاِذْ لَمْ تَفْعَلُوا وَتَابَ اللّٰهُ عَلَيْكُمْ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟ ﴿13﴾ اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ تَوَلَّوْا قَوْمًا غَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْۜ مَا هُمْ مِنْكُمْ وَلَا مِنْهُمْۙ وَيَحْلِفُونَ عَلَى الْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ﴿14﴾ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًاۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ ﴿15﴾ اِتَّخَذُٓوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ ﴿16﴾ لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔاۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ ﴿17﴾ يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ ﴿18﴾ اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ ﴿19﴾ اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اُو۬لٰٓئِكَ فِي الْاَذَلّ۪ينَ ﴿20﴾ كَتَبَ اللّٰهُ لَاَغْلِبَنَّ اَنَا۬ وَرُسُل۪يۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ ﴿21﴾ لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ﴿22﴾

Mücadele Suresinin Türkçe Anlamı

Mücadele Suresinin Türkçe Anlamı, şöyledir:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

1. ayet: Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.

2. ayet: Sizden kadınlarına “zıhar”da bulunanlar (bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir. Anneleri, yalnızca kendilerini doğuranlardır. Şüphesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler. Gerçekten Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.

3. ayet: Kadınlarına “zıhar”da bulunanlar, sonra söylediklerinden geri dönenlerin, birbirleriyle temas etmeden önce bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. İşte size bununla öğüt verilmektedir. Allah, yaptıklarınızı haber alandır.

4. ayet: Ancak buna (imkan) bulamayanlar (için de) birbirleriyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir); buna güç yetiremeyenler altmış yoksulu doyursun. Bu (kolaylık), Allah’a ve O’nun Resûlü’ne iman etmeniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah’ın sınırlarıdır. Kafirler içinse acı bir azap vardır.

5. ayet: Gerçekten Allah’a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi alçaltılmışlardır. Oysa Biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vardır.

6. ayet: Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır; onlar ise onu unutmuşlardır. Allah, herşeye şahid olandır.

7. ayet: Allah’ın göklerde ve yerde olanların tümünü gerçekten bilmekte olduğunu görmüyor musun? (Kendi aralarında gizli toplantılar düzenleyip) Fısıldaşmakta olan üç kişiden dördüncüleri mutlaka O’dur; beşin altıncısı da mutlaka O’dur. Bundan az veya çok olsun, her nerede olsalar mutlaka O, kendileriyle beraberdir. Sonra yaptıklarını kıyamet günü kendilerine haber verecektir. Şüphesiz Allah, herşeyi bilendir.

8. ayet: ‘Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men’ edilip sonra men’ edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: “Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya.” derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir.

9. ayet: Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah’tan sakının.

10. ayet: Şüphesiz ‘gizli toplantıların fısıldaşmaları’ (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah’ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.

11. ayet: Ey iman edenler, size meclislerde “Yer açın” dendiği zaman, yer açın; Allah size genişlik versin. Size: “Kalkın” denildiği zaman da kalkın. Allah, sizden iman edenleri ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

12. ayet: Ey iman edenler, Peygambere gizli bir şey arzedeceğiniz zaman, gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (buna imkan) bulamazsanız, artık şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

13. ayet: Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Çünkü yapmadınız, Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a ve O’nun Resûlü’ne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

14. ayet: Allah’ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.

15. ayet: Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.

16. ayet: Onlar, yeminlerini bir siper edindiler, böylece Allah’ın yolundan alıkoydular. Artık onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

17. ayet: Ne malları, ne çocukları onlara Allah’a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır.

18. ayet: Onların tümünü Allah’ın dirilteceği gün, sizlere yemin ettikleri gibi O’na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. Dikkat edin; gerçekten onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.

19. ayet: Şeytan onları sarıp-kuşatmıştır; böylelikle onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur. İşte onlar, şeytanın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz şeytanın fırkası, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

20. ayet: Hiç şüphesiz Allah’a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır.

21. ayet: Allah, yazmıştır: “Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.

22. ayet: Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah’a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah’ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir.

Mücadele Suresinin Fazileti

Mücadele Suresi Fazileti, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu sure ile ilgili şöyle buyurmuştur: ‘’Mücadele Suresi’ni okuyan kimse, kıyamet gününde Allah’ın fırkasından yazılır.’’ (Ebu Suud Tefsiri, 8/215) Ayrıca bu sureyi sabah akşam devamlı okuyan kimsenin her türlü şerli işlerden uzak olacağı, uyku problemi çeken kimselerin okuması halinde de bu sıkıntısının giderileceği ifade edilmektedir.

Mücadele Suresi Dinle

https://www.youtube.com/watch?v=XRZFYGW27ks