Helaya-Tuvalete Girerken Okunacak Dua

Enes ibni Malik (Radıyallahu anh) dan rivayet olunduğuna göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) helaya girerken:

”Ey Allahım! Erkek ve dişi cinlerin şerrinden sana sığınırım” derdi. (Buhari, 1/38, 8/88; Müslim, Kitabu’l-Hayz: 122; İmam Ahmed, 2/99)

İbni Esir’in beyanına göre hadis-i şerifte geçen ”Hubs”, ”Habis”in cemisi, ”Habais” de ”Habise”nin cemisidir. Bundan murad, şeytanların erkek ve dişileridir. Gerçi ”Hubs”un, çirkin işler, ”Habais”in alçak hasletler olduğu da söylenmiştir. (en-Nihaye 2/7)

20130317_100222

Enes ibni Malik (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Cinlerin gözleri ile ademoğullarının avret mahallerinin arasındaki perde, sizin biriniz helaya otururken (girerken): ”Bilmillah” demesidir.” (Tirmizi, 603; İbni Mace, 297)

Elbise Giyerken Okunacak Dua

Ebu Sa’id (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir elbise giyeceği zaman, ”gömlek” veya ”entari” veya ”sarık” diye ismini vererek,

”Ey Allahım! bunun hayrını ve yaradığı şeyin hayrını senden isterim.Bunun şerrinden ve kullanıldığı şeyin şerrinden sana sığınırım” derdi. (Tirmizi, no: 1822-1823)

 Ebu Sa’idil Hudri (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : ” Şüphesiz bir adam bir dinara veya yarım dinara bir elbise alır da, onu giyer (ve Allahu Tealaya hamdederse) o elbise dizlerine varmadan Allahu Teala onu mağfiret eder (bağışlar).” buyurdu.  (Hakim, el-Müstedrek: 1/514)

Sehl ibni Muaz ibni Enes (Radıyallahu enh)ın babasından rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Her kim bir elbise giyer de, ‘Bütün hamdler, bu elbiseyi bana giydiren ve benim hiç bir gayret ve kudretim olmaksızın bunu bana nasib eden Allahu Teala’ya mahsustur.’ derse, geçmiş günahları mağfiret olunur.” (Ebu Davud no: 4023; Hakim, Müstedrek 1/507)

Namazı Terk Etmenin Dünya Sevgisinden Kaynaklandığı ve Namazsızların Hüsranı

Allah-u Te’ala biz mümin kullarına dostluğunu göstermek üzere uyarıda bulunarak:
 
”Ey iman etmiş olan kimseler!
Ne mallarınız ne de çocuklarınız sizi Allah’ın zikrinden alı koymasın. Her kim işte bunu yaparsa, ancak onlar hüsrana uğrayanlardır” (Münafikun Suresi : 9)

Müfessirlerden bir cemaat, burada geçen ”Allah‘ın zikri ”nden, beş vakit namazın kastedildiği söylemişlerdir.
Tabi ki Allah‘ı zikretmenin en değerlii usulü, beş vakit namazı vakti vaktine eda edebilmektir.
Her kim alış veriş yahut her hangi bir sanat veya çocuklarının işleriyle uğraşayım derken namazını vaktinden geçirirse işte o , en büyük zarar ve ziyana uğrayanlardan olur.
 
Bundan dolayı Ebu Hüreyre (Radıyallahu anh)dan rivayet edilen bir hadis-i bir şerifte Rasulullah (Sallallahu ve Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
”Şüphesiz ki kulun, kıyamet günü hesaba çekileceği ilk şey namazıdır. Namazı düzgün olursa muhakkak felah bulmuş ve kurtulmuştur. Namazı bozuk olursa, kesinlikle hüsrana uğramış ve kaybetmiştir.” (Nesai; Salat:9,no:464-466, 1/251; Tirmizi , no:413;Ebu Davud; no>864;İbni Mace, no:1425-1426;Ahmed ibni Hanbel, el-müsned, 2/290,425, 4/60, 103, 5/377; Hakim, el-Müstedrek:1/262-263; Taberani, el-Mu’cemu’l-kebir, 2/39)
 
İnsanların birçoğu bu gibi ayetlerin verdiği hikmetli ilimleri anlaktan gafildirler.Kendileri Kur’an dinlerlerse de onu hiç düşünmezler ve tehditlerine aldırmazlar.
Lakin bir insanı gaflet ve bedbahtlık kuşatırsa, artık o onu bütün hayırlardan engeller ve her türlü şerre de, masiyete de sürükler.
Böylece Allah-u Te’ala‘ya ibadet o kula zor gelmeye başlar, hele de beş vakit namazı sürekli vaktinde kılmak imkansızmış gibi gözükmeye başlar, bunun da başlıca nedeni elbetteki dünya sevgisidir.
Bundan dolayı Hasen (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur.

”Dünya sevgisi bütün hataların başıdır” (Beyhaki, Şu’abu’l-iman, no:10501; İbnü’l-Cezvi, Tezkirat-ü üli’l-besair fi ma’rifeti’l-kebair, sh:39)
İşte böylece dünya sevgisinin istilasına tutulmuş bir kişi şeytanın hakimiyetine boyun eğmiş olacağından, şeytan ona namazı da, ibadeti de, zikri de unutturmuştur.
Nitekim Allah-u Te’ala:
”Şeytan onları tamamen istila etmiştir de, onlara Allah’ın zikrini unutturmuştur.

İşte sana ancak onlar şeytanın taraftarlarıdır.Şunu bilin ki gerçekten şeytanın taraftarları zarara uğrayanların ta kendileridir.”

(Mücadele Suresi : 19) ayet-i kerimesinde bu hakikate işaret etmiştir. (İbni Hacer el-Heytemi, ez-Zevacir an İktirafi’l-kebair, 1/190)

Namazsızlığın İmansızlıktan Sonra Geldiği

Allah-u Te’ala namazsızlığın imansızlıktan sonra gelen en büyük günah olduğunda beyan adedinde şöyle buyurmaktadır.
”(O Ebu Cehil kafiri) ne (inanılması gereken şeyleri) tasdik etti, ne de namaz kıldı!
Lakin (Kur’an’ı) yalanladı ve (imandan) yüz çevirdi!
Sonra da (yaptığıyla iftihar eder bir halde) çalımla yürüyerek ailesine gitti (de, inkar sözlerini övünerek anlattı)!
(Ölüm gününde şer ve) helak sana en yakın şey olsun! (Şer ardına şer peşini bırakmasın!) Artık (kabirde de) helak (sana) en yakın şey olsun!

Sonra (şer ve) helak sana (dirilirken de) en yakın şey olsun! Artık (cehennemde de) helak (sana) en yakın şey olsun!” (Kıyamet Suresi : 31-35)

Namaz Kıldıkları Halde Vakitlerini Önemsemeyenlerin Başına Gelecek Felaketler

Allah-u Te’ala namazlarından gafil olanlar hakkında:
”Artık o namaz kılan (münafık)lar için büyük bir helak(ve sonsuz bir yıkım)vardır.
O kimseler ki;onlar namazlarından gaflet edicilerdir. (Ma’un Suresi : 4-5) buyuruyor ki bu ifade-i celile:
 
Yani ‘Namazlarından gafil olanlar,kılıp kılmadıklarını,vaktin çıkıp çıkmamasını ve kaç rekat kıldıklarını önemsemezler.Kılsalar da Rabblerini akıllarına getirmezler ve ta’dil-i erkana riayet etmedikleri için tavuk tane toplar gibi süratle kılarlar.Kimileri de namazın farziyetine inanmadıklarından,tek başlarına kaldıklarında hiç kılmazlar’ demektir.
 
Görüldüğü üzere Allah-u Te’ala bu ayetlerde namaz kıldıkları halde vakitlerine riayet etmeyenleri büyük bir helak ile tehdit etmektedir.
Nitekim Sa’d ibni Ebi Vakkas (Radıyallahu anh) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e bu ayet-i kerimenin tefsirini sorduğunda,Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
”Onlar namazı vaktinden geçiktirenlerdir’‘ buyurmuştur. (Ebu Ya’la , el-müsned , no:822;İbni Cerir et Taberi , Cami’ul-beyan24/663;İbni Münzir,no 1081,2/387;İbni Ebi Hatim,el-‘llel,1/187,Taberani,el-Mu’cemu’l-evsat,no:2276;Beyhaki,es-Sünenü’l-kübra,2/214,215;Süyuti,ed-Dürrü’l-mensur,15/687)

Mus’ab ibni Sa’d (Radıyallahu anh) şöyle anlatmıştır: ”Babama:’Ey baba! ‘O kimseler ki;onlar namazlarından gaflet edicidirler!’ (Ma’un Suresi : 5) ayet-i kerimesini hiç düşündünmü?!’ diye sorduğumda,babam

‘Hangimiz gaflet etmiyoruz?! Hangimiz aklımızdan birşeyler geçirmiyoruz?! Burada maksat bunlar değildir,ancak vakti geçirmek kastedilmektedir’ diye cevap vermiştir.”
Ulemanın beyanı vechile,namazından gafil kişi,namazı vaktinde kılarsa sevinmeyen,vaktini geçiktirse üzülmeyen,ilk vaktinde kılmayı sevap,kazaya bırakmayı günah gormeyen kimsedir.İşte bu hal,kalbin öldüğüne delalet eder.Namazı vaktinden çıkaranların tehdit edildikleri ”Veyl” azabı ise hafife alınacak türden değildir.
Nitekim Ebu Sa’id el-Hudri (Radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

”Veyl,cehennemde bir vadidir ki kafir bir kime onun dibine ulaşmadan önce içerisinde kırk sene yuvarlanır” (Ahmed ibni Hanbel,el-Müsned,no:11712,1/240;Abd ibni Humeyd,no:922; Tirmizi,no:3164 İbni Ebi’d-dünya,Sıfatü’n-nar,no:31 Ebu Ya’la , el-Müsned,no 1383; İbni Cerir;2/165; İbni Ebi Hatim,no:798,1/153; İbni Hibban,no 7467; Hakim, el-Müstedrek:2/507, 4/596; Beyhaki, el-Ba’s no:512-513;Süyuti, ed-Dürrü’l-mensur: 1/433)

 
Namazı kıldıkları halde vaktini geciktirenler böyle tehdit oluyorsa ya hiç kılmayanların hali nice olur ?!

Namazsızlığın Cehenneme Girmenin En Büyük Sebebi Oluşu

Mevla Te’ala cennet ehliyle cehennemlikler arasında geçen bir konuşmayı naklederken şöyle buyuruyor:
 
”(Onlar) pek değerli cennetler içindedir(ler). Birbirlerine O suçlular(ın durumunun)dan sormaktadırlar.
 
(Sonra aralarından perde açılınca dediler ki:) ‘Sizi Sekar’a sokan şey nedir ?’
(Cehennem ehli cevaben) dediler ki: ‘Biz namaz kılanlar(ın yaptığı işin farziyetine inanlar)dan değildik! (Müslümanlar gibi,)yoksulu da yedirmezdik! (Allah’ın ayetleri hakkında inkara) girişenlerle birlikte biz de dalmaktaydık!
Ceza gününü de yalan saymaktaydık!Ta ki o kesin gerçek (olan ölüm) bize geldi (çattı)!” (Müddesir Suresi : 40-47)

Gerçi bu ayetlerde kafirlerden bahsedilmektedir ama cehennem ahlinin suçlarını sayarken ilk olarak namazsızlıklarıını zikretmeleri elbette ki boşuna değildir.

Namazsızlığın İnsanı Cehennem Kuyusuna Düşüreceği

”Nihayet onların ardından birtakım kötü döller gelmişti ki onlar o (farz namazlara inanmayarak veya tamamen terk ederek yahut kazaya bırakarak ya da Ta’dil-i erkana riayet etmeyerek)namazı zayi etmiştiler ve (içki,zina gibi haramlar işleyerek,namazdan ve zikirden alıkoyan nefsani arzulara ve)şehvetlere tamamen uymuştular.


Muhakkak ki onlar büyük bir şerre /o azgınlığ(ın ağır cezasın)a(cehennemdeki diğer vadilerin bile,şerrinden Allah’a sığınmakta oldukları) ğayy(kuyusun)a/kavuşacaklardır” (Meryem Suresi : 59) buyurarak namazsızların kötü akibetini beyan etmiştir.

 
Nitekim namazı zayi edenlerin tehdit olunduğu ”Ğayy”ile:
”Her kim bunu yaparsa,günahın(ın cezasına)a kavuşacaktır” (Furkan Suresi : 68’den) ayet-i kerimesinde zikredilen ”Esam” tabiri hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Ğayy ile Esam iki ırmaktır ki,cehennem ehlinin irinleri oraya akmaktadır” buyurmuştur. (İbni Merduyeh, Suyuti , ed-Dürrü’l-mensur:10/101)
İbni Mes’ud (Radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur: Bunun manası: ”Namazı tamamen terk ettiler” demek değildir. Lakin ”Onu vakitlerinden geciktirdiler” demektir.
Tabi’inin imamı olan Said ibni Müseyyeb (Radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur.
”Namazı zayi etmek demek;ikindi gelinceye kadar öğleni kılmamaktır;akşama kadar ikindiyi kılmamaktır.
Yatsıya kadar akşamı kılmamaktır,imsak vaktine kadar yatsıyı kılmamaktır,güneş doğuncaya kadar da sabahı kılmamaktır.
Her kim bu hal üzere ısrar ederek tevbe etmeden ölürse Allah-u Teala onu cehennemde dibi çok derin olan ve azabı çok şiddetli olan ‘Ğayy vadisi’ne atmakla tehdit etmiştir.

Berat Gecesi Namazı

Şaban ayının on beşine raslayan geceye Berat gecesi denir. Pek mübarek bir gecedir. Berat gecesinde, yaratıkların bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, diriltilip öldürüleceklerine ve ecellerine, hacılarla ilgili işlerine dair Allah tarafından meleklere bilgi verileceği söylenmektedir. Bu bakımdan berat gecesinde ibadet etmenin ve nafile namaz kılmanın çok sevabı vardır. Fakat bu geceye ait sünnet bir namaz yoktur. Bu konudaki rivayetler sağlam değildir.
Berat gecesinde kılınacak namaza Salâtü’l-Hayr (Hayır Namazı) denilmiştir. Bu namaz birçok rivayete göre yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunur.

——————–
Sual: Berat gecesi ne zamandır, önemi nedir?
CEVAP
Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu [Kur’anı] mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız.) [Duhan 2,3]
Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.
Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]
Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.) [Nesai, Beyheki, A, Münziri]
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]
(Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]
(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İ.Asakir]
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek, kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa istesin, vereyim.” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]
(Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.) [Beyheki]
(Cebrail aleyhisselam gelip, “Kalk, namaz kıl ve dua et! Bu gece Şaban ayının 15. gecesidir” dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teâlâ affeder. Yalnız, müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, müşahin, içkici, faizci ve zaniyi affetmez.) [Taberani] (Müşahin, bid’at ehli demektir.)
(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua, reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.) [İsfehani]
(Allahü teâlâ Berat gecesinde, kâfirler hariç, müminleri mağfiret eder. Kindarları da, bu huylarını bırakıncaya kadar mağfiret etmez.) [Taberani, Beyheki]
(Allahü teâlâ, Şabanın 15. gecesinde müşrik ve müşahin hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]
(Allahü teâlâ, Şabanın yarısının [Berat] gecesinde, dünya semasına tecelli eder. Benikelb kabîlesinin koyunlarının kıllarından daha çok kimsenin günahlarını affeder.) [İbni Mace, Tirmizi]
(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi]
(Allahü teâlâ, Şaban ayının 15. gecesinde rahmetiyle tecelli ederek kendisine şirk koşan ve Müslüman kardeşine kin güdenler hariç herkesi affeder.) [İbni Mace]
(Allahü teâlâ şu dört geceyi hayırla süsler: Kurban Ramazan bayramı gecesi, Arefe gecesi Şabanın yarısının [Berat] gecesi ki, onda eceller, rızıklar yazılır.) [Deylemi]
(Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.) [Beyheki]
İçki içmek, cimrilik, kin gütmek gibi günahları işleyen kâfir olmaz. İmanı düzgünse, günahlarının cezasını çektikten sonra Cennete girer. Sevabları günahlarından daha çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider.
Âişe validemiz buyuruyor ki: Resulullah’ın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban ayının tamamını oruçla geçirirdi. (Buhari)
Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.
Peygamber efendimiz Berat gecesinde, (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve lâ şakiyyen) duasını çok okurdu.
Hazret-i Âişe validemiz, (Ya Resulallah, Allahü teâlâ seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin?) diye sordu. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur.) [Gunye]
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.
Hasan-ı Basri hazretleri, Şabanın 15. günü, sanki mezardan çıkmış gibi, yüzü çok solgun görülürdü. Bu üzüntünün sebebini sorduklarında buyurdu ki:
(İlm-i yakîn ile biliyorum ki, günahım vardır. Günahım affedilmezse, sevaplarım da kabul edilmezse, hâlim nice olur diye korkumdan benzim sararıyor.)
Sual: Şabanın 14. mü, 15. günü mü oruç tutulur?
CEVAP
Onbeşinci günü tutulur.
Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.
Berat gecesinde
Sual: Berat gecesinde, kaderimiz tekrar mı yazılıyor?
CEVAP
Hayır. Kader, ezelde Levh-i mahfuzda yazılmıştır. Sonradan bir şey yazılmaz. Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahü teâlânın ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)
Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)
Sual: Berat gecesinde vefat edecekler, dünyaya gelecekler ve amelleri yazılırmış. Bu gece insanın alın yazısı mı değişir? Yani bu gece ettiğimiz dualar yüzünden alın yazımız değişebiliyor mu?
CEVAP
Alın yazısı iki türlüdür:
Birisi dua ile, sadaka vermekle, iyilik etmekle değişir. Birisi ise asla değişmez. Mesela evlenmemiz, iş sahibi olmamız ya değişen kısımdandır veya değişmeyen. Biz bilemeyiz. Onun için dua ederiz, iyilik ederiz, değişen kısımdan ise o değişir. Mesela birisine bir bela geleceği alın yazısında var ise, yine alın yazısında bu kimse dua edecek o beladan kurtulacak diye yazılır. Biz de dua ederiz o belayı önlemiş oluruz. Berat gecesinde yazılacak olanlar da yine ezelde bildirilmiş olanlardır. Ömrün uzaması kısalması da böyledir. Şu iyiliği yapacak ve ömrü uzayacak yahut şu kötülüğü yapacak ve ömrü kısalacak diye yazılıdır. Demek ki hep iyilik yapmaya çalışmalıyız. Yaptığımız şeyler alın yazımızdır.
Berat gecesi namazı
Sual: Berat gecesinde kılınan bir nâfile namaz var mıdır?
CEVAP
Sadece Berat gecesinde değil, her gece nâfile namaz kılınır. Ancak kaza namazı borcu varsa iki rekât kaza namazı kılmanın sevabı, ömür boyu kılınacak nâfile namazların sevabından fazladır. İmam-ı Rabbanî hazretleri, farzın yanında nâfile namazların denizde damla bile olmadığını bildirmektedir.
Eğer farz namaz borcu yoksa, isteyen nâfile namaz kılabilir. Bazı kitaplarda, (Berat gecesinde kılınacak namaza Salat-ül-hayr [Hayır Namazı] denir. Bu namaz yüz rekâttır. Her rekâtta Fatiha sûresinden sonra on defa İhlâs sûresi okunarak kılınır) deniyor.
Bir kimse, kazası olmasa da, kaza namazı kılınca, o kaza namazı zaten nâfile olur. (Nâfile kılmadım) diye üzülmeye gerek kalmaz. Oruç da böyledir. Yani oruç kazası olmayan Ramazan orucunu kaza etse nâfile olur. Zekât da böyledir. Zekât borcu olmayan zekât diye para verse nâfile olur. Yani farz diye niyet edince, o farz değilse nâfile olur, boşa gitmez. Berat gecesinde kaza namazı kılınırsa, kazamız olmasa da, yine nâfile sevabı alınır. Eğer mekruh olarak kılınan namazlarımız varsa, kaza kılınca onlar telafi edilmiş olur.

Regaib Gecesi Namazı

Regaib Gecesi

Recebi şerifin ilk Cuma gecesinde gafil olmamak gerekir.Çünkü bu geceye melekler Leyle-i Regaib demişlerdir.Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde göklerde ve yerlerde bir melek kalmaz ve hepsi Kabe-i Muazzama’nın etrafında toplanırlar.Mevla onlara ”Ey meleklerim,niçin toplandınız? Benden İstediğiniz nedir? Dilediğinizi isteyin” Onlarda ”Ya Rabbi! RECEB AYINDA ORUÇ TUTANLARI AFFET” Mevla da ” Bende affettim” buyurur.


Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki ”Her kim Perşembe günü oruçlu olup Recebi Şerif’in ilk Cuma gecesinin akşam ve yatsı namazı arasında veya yatsıdan sonra oniki (12) rekat namaz kılarsa ve her rekatta da bir Fatiha, üç Kadir Suresi ve on İhlas Suresi okursa ve namazı bitirdikten sonra yetmiş kere


(Allahümme Salli ala muhammedin nebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sellem)

deyip,Sonra secdeye varıp yetmiş kere

(Sübbuhün kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi verruh)

deyip,Başını secdeden kaldırdıktan sonra yetmiş kere

(Rabbi iğfir verham ve tecavez amma ta’lemu feinneke entel azizul a’zam)

deyip,Sonra tekrar secdeye varıp yine yetmiş kere

(Sübbuhün kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi verruh)

Dualarını okuyup başını kaldırmadan ihtiyaçlarını mevladan isterse duaları kabul olur.


Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki”Nefsim yed-i kudretinde olan Allahü Teala’ya yemin olsun ki bir kişi veya cemaat bu şekilde namazını kılsa Allahü Teala onun günahlarını affeder.Günahları denizin köpükleri,yağmurların damlaları,ağaçların yaprakları kadar olsa bile.Kıyamet gününde ehli beytinden yetmiş kişi hakkında şefaat eder”


Tilavet Secdesi Geniş Anlatım Video Destekli

Tilavet Secdesi

Kur’an okuyan veya dinleyen bir kimse,14 yerde bulunan,secde ayetlerinden birini okursa veya duyarsa secde etmesi gereklidir.

Tilavet secdesi yapmak için abdestli olunur ve de kıbleye yönenilmelidir.
Daha sonra niyet edilir. (Ya Rabbi niyet ettim senin rızan için tilavet secdesi yapmaya).
Niyetten sonra “Allahu Ekber” diye tekbir getirilerek direk olarak secdeye gidilir (Eller havaya kaldırılmaz rüku yapılmaz veya ayakta başka bir şey okunmaz).

Tilavet Secdesi resimli anlatim

Secdede en az 3 kere “Subhane rabbiyel’A’la” denilir.

Tilavet Secdesi Kilinisi
Bir secde yapıldıktan sonra yine “Allahu Ekber” diye tekbir getirilerek ayağa kalkılır.

Tilavet Secdesi resimli anlatim1

Dua gibi eller kaldırılarak; Bakara Sûresinin 285. âyetindeki “Semina ve atana ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr” ayeti celilesi okunarak eller yüze sürülür.

Muhakkak bilmeniz gerekenler:

Sual: Secde âyetleri hangi surelerdedir?

CEVAP
Aşağıdaki surelerdedir. Yanlarında âyet numaraları da belirtilmiştir:

  • Araf 206
  • Rad 15
  • Nahl 49
  • İsra 107
  • Meryem 58
  • Hac 18
  • Furkan 60
  • Neml 25
  • Secde 15
  • Sad 24
  • Fussilet 37
  • Necm 62
  • İnşikak 21
  • Alak 19

Sual: Tilavet secdesi nedir, ne zaman ve nasıl yapılır?

CEVAP
Kolay anlaşılması için maddeler halinde bildirelim:
1- Tilavet, Kur’an okumak demektir. Secde âyeti okununca yapılan secdeye tilavet secdesi denir.

2-
Namaz kılması farz olan bir kimse, Kur’an-ı kerimde bulunan 14 yerdeki, secde âyetinden birini okusa veya işitse, manasını anlamasa da, bir secde yapması vaciptir.

3-
Tilavet secdesi yapmak için, niyet edilir. Niyet şarttır. Niyetsiz sahih olmaz. Abdestli olarak, kıbleye karşı ayakta durup, ellerini kulaklara kaldırmadan, Allahü ekber der ve secdeye gider. Secdede üç defa Sübhâne rabbiyel-a’lâ der. Sonra, Allahü ekber der ve ayağa kalkar. Böylece secde-i tilavet tamam olur.

4-
Secde âyetini işiten cünüp veya abdestsiz kimse, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapar. Fakat hayzlıya ve nifaslıya [lohusaya] temizlendikten sonra da tilavet secdesi gerekmez.

5-
Bir oturumda, bir secde âyetini birkaç defa okuyan ve işiten, hepsi için bir secde eder.

6-
Bir oturumda ne kadar secde âyeti okunmuşsa, o kadar tilavet secdesi gerekir. Mesela üç secde âyeti okunursa, üç secde gerekir.

7-
Namaz kılarken, dışardan birinin okuduğu secde âyetini işiten, namazdan sonra tilavet secdesi yapar.

8-
Namazda okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer.

9-
Secde-i tilavetin kazası, acele değildir. Gecikirse günah olmaz. Fakat sebepsiz, zaruretsiz tehir etmek tenzihen mekruhtur.

10-
Secde âyetini mubah vakitte okuyup, namaz kılmak mekruh olan üç vakitte tilavet secdesi yapmak caiz değildir. Secde âyeti mekruh vakitte okunursa, bu vakitte secde etmek caiz diyen âlimler olduğu gibi mekruh diyen âlimler de vardır. Mekruh olmayan vakte tehir edilirse bütün âlimlere uyulmuş olur. (Hindiyye)

11-
Kur’an-ı kerim okunan yerde bulunduğu halde, işitmeyen kimse, secde etmez.

12-
Secde âyetini yazan ve heceleyen, secde yapmaz.

13-
Birkaç kişiden her biri, secde âyetinden birer kelime okusalar, bunu işitenlere tilavet secdesi yapmak gerekmez. Çünkü, secde âyetini bir kişi okuyunca, bunu işitenlerin secde yapması vacip olur.
Çeşitli kimselerin okudukları kelimeler toplanarak, bir kişi bütün âyeti okumuş gibi yapılamaz. Çünkü, Kur’an-ı kerim okumak için, kimse başkası yerine vekil yapılamaz. (Dürr-ül-muhtar)

14-
Secde âyetinin tercümesini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, secde yapar.

15-
Yaptığını anlayacak yaşta olan çocuğun okuması ile, işitenlerin secde etmesi gerekir. Daha küçük yaşta ise gerekmez.

16-
Ara sıra deliren, deli iken secde âyetini okursa, secde gerekmez. Akıllı iken okursa gerekir.

17-
Dağdan, çölden ve bir yerden aksedip, yansıyıp geri gelen sedayı işiten ve papağandan veya başka kuştan işiten secde etmez. İnsan sesi olması gerekir. (Dürr-ül-münteka)

18-
Radyodan işitilen ses, hâfızın sesine benzeyen, cansız alet sesidir. Bunun için, fonografta [gramofonda, teypte, radyoda. tv’de ve benzeri vasıtalarda] okunan secde âyetini işiten, tilavet secdesi yapmaz. (Mezahib-i erbea)

Elmalılı Hamdi Yazır
, Arâf suresinin 204. âyetinin tefsirinde diyor ki:
Kıraet, bir ihtiyari iştir ki, akıllı ve konuşan bir insanın ağzından çıkanı anlamaya ve anlatmaya yönelik bir maksat taşıyan sesli olarak okumak demektir. Akıllı olmayandan ve cansız varlıklardan çıkan seslere kıraet denilemeyeceği gibi, aks-i sadâdan, sesin yankılanmasından meydana gelen şeye de kıraet denilemez. Bunun içindir ki, fakihler bir kıraetin yankılanmasından hasıl olan yankıya kıraet ve tilavet hükmü terettüp etmeyeceğini ve mesela tilavet secdesi lazım gelmeyeceğini beyan etmişlerdir. Bir kitabı sessiz olarak okumaya kıraet denilemeyeceği gibi, çalan veya çınlayan, yankı yapan bir sesi dinlemek de kıraet değildir, bir çınlamayı dinlemektir. Kur’an okuyanın sesini aksettiren gramofondan [teypten] veya radyodan gelen sese de kıraet denilemez. Bunun gibi sesler bir kıraet değil, bir kıraetin yankısı ve yansımasıdır, bunlara dinleme ve susma emrinin hükmü terettüp etmez. (s.2361)

19-
Kâfirin okuduğunu işiten müslümanların secde etmesi vacip olur.

20-
İmam-ı Nesefi, Kâfi kitabında buyuruyor ki:
Sıkıntıdan kurtulmak için, Allahü teâlâya kalbinden yalvararak, 14 secde âyetini [ezberden, ayakta] okuyup, her birinden sonra, hemen secde edeni, Allahü teâlâ, o dert ve beladan korur. (Dürr-ül-muhtar, Nur-ül-izah)
Son secdeden kalkınca, ayakta ellerini uzatıp, kendinin ve bütün müslümanların dünya ve dinlerine gelen beladan, sıkıntıdan kurtulmaları, korunmaları için dua etmelidir.

21-
 Secde âyeti üç mekruh vakitte okunursa, tilavet secdesini bu vakitlerde yapmak, bir kavle göre caiz ise de, mekruh olmayan vakte tehir etmek evlâdır. (Dürer, Tahtavi)

Sual:
Yalnız başına namaz kılarken, zammı sure olarak secde âyetini okuyan kimse, hemen rükuya gitse, tilavet secdesini yapmış olur mu?
CEVAP
Bir kimse, namaz içinde secde âyeti okuyunca, hemen ayrıca rüku veya bir secde yapıp ayağa kalkar. Okumasına devam eder. Secde âyetini okuduktan iki üç âyet sonra namazın rükuuna eğilirse ve tilavet secdesine niyet ederse, namazın rüku veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. Fakat, secde âyetinden sonra üç âyetten fazla okumuşsa, tilavet secdesi, namaz için yapmış olduğu rüku veya secdeler ile kendisinden sakıt olmaz.
Bu durumda, namaz içinde, tilavet için ayrıca secde etmesi gerekir. Yalnız başına namaz kılarken, tilavet secdesi, namaz içinde eda edilmezse, artık namaz dışında kaza edilmez. (Halebi)
Secde âyetini namaz içinde okuyan kimse, dilerse okuyacağı âyetlerin sayısına bakmaksızın hemen Allahü ekber diyerek tilavet secdesine varır. Tilavet secdesi niyeti ile yalnız rükuya varması da kâfidir. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve birkaç âyet daha okuyup, namazın rüku ve secdelerini yapar, namazına devam eder.
Eğer bir sureyi bitirmiş ise, diğer bir sureden birkaç âyet okur; çünkü tilavet secdesinden kalkar kalkmaz, böyle birkaç âyet okumadan namazın rüku ve secdesine gitmek mekruhtur.

Sual:
TV’de mukabele okunuyor. Secde âyetlerini dinleyince, secde-i tilavet gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Fakat Kur’an-ı kerimi takip ederken veya dinlerken, sesli olarak okuyana, secde-i tilavet gerekir. TV’den, radyodan ve teypten duyulan secde âyeti için secde-i tilavet gerekmez. (M.Erbea)

Sual: Yapılmayan secdelerin kazası nasıl yapılır?
CEVAP
Okuduğum ilk secde âyetinin secde-i tilavetini diye niyet edilir.
Sual: Bir kitapta tilavet secdesinin yedisi farz, üçü vacip, dördü sünnet diye yazıyor. Böyle bir rivayet de var mı?
CEVAP
Vardır.

Sual:
Secde-i tilavetten sonra, tilavete başlansa, Euzü lazım mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Bir kağıda yazılı 14 secde âyeti okununca bir secde etmek yeter mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Tilavet secdesi için abdestli olmak şart mıdır?
CEVAP
Evet.
Sual: Secde âyetini göz ile okusak secde gerekir mi?
CEVAP
Hayır. Çünkü göz ile okumak, tilavet sayılmaz.

Sual:
Secde âyetinin mealini okuyanın, işitenin veya hoparlörden işitenin tilavet secdesi yapması gerekir mi?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde 14 yerde bulunan secde âyetinden birini okuyan veya işiten, manasını anlamasa da, bir secde yapması vacibdir. Meal okumak uygun değil ise de, mealini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, tilavet secdesi yapar. Hoparlörden, kasetten, teypten, TV veya radyodan işitenin, secde-i tilavet yapması gerekmez. (M.Erbaa, Elmalı tefsiri)

Sual:
Güneş doğduktan işrak vaktine kadar, tilavet secdesi ve şükür secdesi caiz midir?
CEVAP
Tilavet secdesi mekruh, şükür secdesi mekruh değildir.
Secde âyetini duyunca
Sual:
Cünüp, abdestsiz veya hayzlıyken secde âyetini dinleyene, tilavet secdesi gerekir mi?
CEVAP
Secde âyetini işiten cünübün veya abdestsizin, temizlendikten sonra tilavet secdesi yapması gerekir, fakat hayzlıya temizlendikten sonra da tilavet secdesi yapmak gerekmez.
Sual: Namazda, sonunda secde âyeti olan bir sureyi mesela Alak suresini okuyanın, namaz içinde veya namaz dışında tilavet secdesi yapması gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Bir kimse, namazda secde âyetini okuyup rükûa gitse, rükû yaparken tilavet secdesine niyet etse de, etmese de, bundan sonra secde etmekle, o kimseden tilavet secdesi sakıt olur. Yani ayrıca tilavet secdesi yapması gerekmez. (Halebî)
Eğer secde âyetinden sonra, birkaç âyet daha okumaya devam ederse, tilavet secdesine niyet etmesi gerekir.
Namazda secde âyeti okunduktan 2-3 âyet sonra rükûa eğilip tilavet secdesine niyet edilse, namazın rükû veya secdeleri, tilavet secdesi yerine geçer. Secde âyetinden sonra, üç âyetten fazla okunursa, hemen ayrıca rükû veya bir secde yapılıp ayağa kalkılır. Okumaya devam edilir. (S. Ebediyye)
Tilavet secdesi namaz içinde yapılmazsa, namazdan sonra yapılmalıdır.
Secde âyetini yazmak
Sual: Secde âyetini yazmakla veya gözle okumakla, tilavet secdesi gerekir mi?
CEVAP
Yazmak ve gözle okumak, kıraat sayılmadığı için, tilavet secdesini gerektirmez.
Sağır ve secde âyeti
Sual:
Bir ortamda, secde âyeti okunsa, oradakiler, tilavet secdesi yapsalar, orada olup da sağır olduğu için duymayan kimse, secde âyeti okunduğunu anlasa veya işitenler ona söyleseler, onun da, tilavet secdesi yapması vacib olur mu?
CEVAP
Evet, vacib olduğunu bildiren kitaplar olduğu gibi, vacib olmayacağını bildiren kitaplar da var. Vacib olduğunu bildirenlerin kavli, ihtiyata daha uygundur. Bunların gerekçeleri şöyledir:
Sağır olmayanlar arasında, secde âyetinin okunduğunu duymayan çıkabilir. Eğer oradakiler, secde âyeti okunduğunu söylüyorlar ve kendileri de secde ediyorlarsa, duymamış olanların, duyanlara uyarak secde etmeleri vacib olur.
Sağır, secde âyetinin okunduğu yerde hazır olsa, orada bulunan cemaatle beraber tilavet secdesi yapar. (Mecmua-i Zühdiyye)
Okunan secde âyetini dinleyen kimse, anlasa da, anlamasa da, kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilince, secde etmesi gerekir. İmam, secde âyetini okuduğu zaman, cemaat duysun veya duymasın, cemaate de, tilâvet secdesi vacib olur. Tilavet secdesi yapmak için, namazda, kıraatin açık veya gizli olması arasında da bir fark yoktur. Yani açık okunsa da, gizli okunsa da tilavet secdesi gerekir. (Hindiyye)
Başkalarının okuduğu secde âyetini duymayan sağıra, secde etmek gerekmez. (Nimet-i İslâm)