Namazı Kasten Terk Edenlerin İsimlerinin Cehennemin Kapısı Üzerine Yazılacağı

 

Ebu Sa’id (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Her kim namazı kasten terk ederse, onun ismi cehennemin kapısı üzerine oraya girenlerden biri olarak yazılır.”  (İbni Adiyy, el-Kamil, 1/299; Abdülkadir el-Geylani, el-Ğuyye, 2/188; Ali el-Mütteki, Kenzü’l-ummal, no:19090, 7/325)

Bir Vakit Namazı Dahi Kaçıranın, Ailesini Ve Bütün Varlığını Kaybetmiş Gibi Zararda Olacağı

 

Nevfel ibni Mu’aviye (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Her kim bir namazı kaçırırsa sanki o, ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”  (Suyuti, el-Dürrü’l-mensur, 3/59; Nesai, no:477-479; İbni Hibban, no:1468)

İbni Ömer (Radıyallahu Anhüma)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını elinden kaçırmış gibidir.”

(Buhari, Mevakit:15; Müslim, Mesacid:200, no:1417, sh:253; Ebu Davud, Salat:5; Tirmizi, Salat:128; Nesai, Salat:17; İmam-ı Malik, el-Muvatta’, Vaktu’s-salat:21) 

Namaz Kılmayanların Kafalarının Ahirette Kayalarla Ezileceği Ve Bitmez Tükenmez Azapları

 

Semure ibni Cündep (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:

Rasulüllah (Sallalahu Aleyhi Ve Sellem) çoğu kere ashabına: “İçinizden rüya gören oldu mu?”diye sorar, böylece kendisine Allah’ın anlatılmasını murad ettiği rüyalar anlatılırdı.

Bir sabah o bize: “Dün gece bana iki gelen geldi. Onlar beni kaldırdılar ve kendileri bana: ‘Yürü(gidiyoruz)!’ dediler.

Ben de onlarla birlikte yola koyuldum, derken biz yatan bir adamın yanına geldik. Bir de baktım ki başka biri onun başında dikilmiş, elinde de bir kaya var.

Bir de ne göreyim o, o kayayı onun başına atıyor ve kafasını paramparça ediyor.

Derken taş yuvarlanıyor, o, taşı (tekrar) alıyor ama o kafası ezilenin başı evvelce olduğu gibi sağlamlaşmadıkça ona geri dönmüyor.

Sonra (başı eskisi gibi düzelince) onun yanına dönüyor, ilk seferinde yaptığının bir mislini bir daha yapıyor.

Bunun üzerine ben onlara: ‘Sübhanallah! Bu da ne?’ dedim. Onlar bana: ‘Yürü, yürü!’ dediler…

Sonunda ben onlara: ‘Gerçekten ben bu geceden beri ilginç şeyler gördüm, peki ya bu gördüklerim neydi?’ deyince, onlar bana:

‘Muhakkak biz şimdi sana anlatacağız. Hani o ilk önce yanına vardığın, başı taşla ezilen adam vardı ya, işte o, Kur’an’ı (okuyup ezberleyerek) alan, sonra da onu bırakan ve farz namazdan uyuya kalan kişiydi…’ dediler.”  (Buhari, Ta’bir:48, no:7047, sh:1247-1248; Hafız Münziri, et-Terğib, no:843, 1/286)

Ebu Hureyye (Radıyallahu Anh)dan rivayete göre:

“(Miraç gecesi) Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) kafaları kayalarla ezilen bir topluluğun yanına geldi.

(Kafaları düz taş üzerine konuyor ve bir kaya ile ezilerek dümdüz ediliyor, fakat ahirette ölüm olmadığı için) her ezildiği ezildiği sefer tekrar eski haline dönüyor ve bu durumdan kendileri için en ufak bir gevşetme yapılmıyordu.

Bu hali gören Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) Efendimiz:

‘Bunlar da kim ey Cibril?’ diye sorunca, o: ‘İşte bunlar farz namazlardan kafaları ağırlananlardır’diye cevap verdi.

(Süyuti, el-Dürrü’l-mensur:9/172; Bezzar, no:55; İbni Cerir et-Taberi, Cami’u’l-beyan, 4/424-436; İbni Ebi Hatim, 5/31-36; İbni Adiyy, el-Kamil, 3/1025; Beyhaki, ed-Delail, 2/397-403, Münziri, et-Terğib, no:843, 1/288)

Namaz Terkinin Kişiyi Allah’ın Düşmanları Arasına Sokacağı

 

Abdullah ibni ‘Amr (Radıyallahu Anhüma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Her Kim kıyamet gününde Allah-u Te’ala’ya beş vakit namazla, ramazan orucuyla ve cünüplükten yıkanmayla kavuşursa, o gerçekten Allah-u Te’ala’nın hakiki kulu olur. Her kim de bunlardan bir şeyi noksan ederse, o da Allah-u Te’ala’nın hakiki manada düşmanı olmuş olur.”  (Taberani, el-Mu’cemu’l-kebir, no:127, 1/201; Heysemi, Mecma’u’z-zevaid, no:127, 1/201)

Enes ibni Malik (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Üç şey vardır ki onları koruyan gerçek manada bir velidir (Allah dostudur), onları zayi eden ise hakikaten (Allah’a karşı) bir düşmandır.

Onlar da; namaz, oruç ve cünüplükten yıkanmaktır.”  (Suyuti, ed-Dürrü’l-mensur, 3/44; Taberani, el-Mu’cemu’l-evsat, no:8961)

Namazı Terk Edenlerin Dokunulmazlığının Kalkması

 

Mu’az ibni Cebel (Radıyallhu Anh)ın şöyle anlattığı rivayet edilmiştir:

Bir adam: “Ya Rasulellah! Bana bir amel öğret ki onu yaparsam cennete gireyim” dediğinde Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem): “Yakılsan da Allah’a hiçbir şeyi ortak koşma.

Seni bütün malından çıkarsalar da ana-babana itaat et. Şarap içme, çünkü o bütün şerlerin anahtarıdır. Kasten namazı sakın terk etme, çünkü namazı kasten terk edenden Allah’ın zimmeti beri olur (ona azap etmeme teminatı kalkar).

İdare makamının sana layık olduğunu bilsen de, yetkililerle münazaa etme (çekişme).Lütfundan ailene infakta bulun, fakat onlardan sopayı kaldırma, Allah yolunda onları korkut. Ganimet malında hainlik yapma ve harpten kaçma” buyurdu. (Taberani, el-Mu’cemü’l-kebir; no:156, 20/82; Müsnedü’ş-Şamiyyin, no:2204, 3/256; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:22136, 8/249; İbni Mace, Fiten:23, no:4034, 2/1339)

İbni Mace muhaşşisi İmam-ı Sindi (Rahimehullah)ın beyanına göre; bir kimseye İslam hükümlerini icra ederek mal ve can güvencesi vermek için namaz kılıp kılmadığı ve cemaate gelinip gelmediği esas alınır. Ama kabrinden inanmış olup olmamasının hesabı Allah’a aittir. Dolayısıyla namazı ve cemaati terk eden kimselerle kâfirler, (zimmilik ve cizye ödeme gibi belli şartlar haricinde) dokunulmazlıklarının kalkması hususunda eşit olurlar. (1/564)

Beş Vakit Namazı Veya Herhangi Birini Kasten Terk Etmenin Ağır Vebalini Açıklayan Bazı Küçük Yazılar

NAMAZ TERKİNİN DİNİ İMANI TEHLİKEYE SOKACAĞI
NAMAZI TERK EDENLERİN DOKUNULMAZLIĞININ KALKMASI
NAMAZ TERKİNİN KİŞİYİ ALLAH’IN DÜŞMANLARI ARASINA SOKACAĞI
NAMAZ KILMAYANLARIN KAFALARININ AHİRETTE KAYALARLA EZİLECEĞİ VE BİTMEZ TÜKENMEZ AZAPLARI
BİR VAKİT NAMAZI DAHİ KAÇIRANIN, AİLESİNİ VE BÜTÜN VARLIĞINI KAYBETMİŞ GİBİ ZARARDA OLACAĞI
NAMAZI KASTEN TERK EDENLERİN İSİMLERİNİN CEHENNEMİN KAPISI ÜZERİNE YAZILACAĞI
NAMAZI TERK EDENİ ALLAH-U TE’ALA’NIN GAZAPLI BİR HALDE KARŞILAYACAĞI
NAMAZ TERKİNİN, DİĞER AMELLERİN İPTALİNE SEBEP OLUŞU
NAMAZ KILMAYANLARIN CEHENNEMDE EN BÜYÜK KAFİRLERLE KOMŞU OLACAĞI
NAMAZA GEVŞEK OLANLARIN BAŞINA GELECEK ON BEŞ BELA
NAMAZI TERK EDENLERE MELEKLERİN DÜNYADA VE AHİRETTEKİ KORKUNÇ MUAMELELERİ
BİR VAKİT NAMAZI KAZAYA BIRAKANIN CEHENNEMDE SEKSEN SENE KALACAĞI
MAZERETSİZ OLARAK İKİ NAMAZI BİRLEŞTİRENLERİN BÜYÜK BİR GÜNAH İŞLEDİKLERİ
ŞEHVETLERİNE UYARAK NAMAZLARINA DİKKAT ETMEYENLERİN HELAK OLACAKLARI
NAMAZI ZAYİ EDENLERİN İÇİNE ATILMAKLA TEHDİT OLUNDUĞU ĞAYY KUYUSU VE VEYL VADİSİ
NAMAZIN ZAYİ EDİLİŞİNİN KIYAMET ALAMETLERİNDEN OLUŞU
NAMAZ VAKİTLERİNE DİKKAT ETMEYENLERİN ÖLÜM ANINDA ÇEKECEKLERİ
NAMAZI TERK EDENE HER GÜN BİN LANET VE BİN GAZAP YAĞDIĞI
İNSANLARA NAMAZ HAKKINDA VAAZ ETMEYENLERİN GÜNAHLARINA ORTAK OLACAĞI
ÜMMET İÇERİSİNDE NAMAZSIZ KİMSE KALMAMASI İÇİN RASULÜLLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) İN YAPTIĞI DUA

Çoluk Çocuğun Namazsızlığına Razı Gelmemek

Abdullah ibni ‘Alevi el-Haddad (Rahimehullah)  “en-Nesaihü’d-diniyye” isimli eserinde şöyle demiştir: “Bir Müslümanın namazı muhafaza etmesi gerekli olup, onu terk etmesi haram olduğu gibi, ailesine, çocuklarına ve yönetiminde bulunan herkese namaz hususunda ciddi uyarılarda bulunması, namazın terki için onlardan hiçbir mazeret kabul etmemesi, söz dinlemeyenleri korkutması ve cezalandırması gerekir.
Bir kişi malını telef ettiği zaman yahut değerli bir şeyine zarar verdiği zaman çoluğuna-çocuğuna ne kadar kızıyorsa namazı terk ettiği vakit daha çok gazaplanmalıdır, değilse o kişi Allah‘ın haklarından olan namazı hafife alanlardan olur.Bir insanın ne kadar yakını da olsa namaz gibi bir farzı yerine getirmesi için kendisine uyarılar yapıp, öfkesini gösterdiği halde o kişi yine onun sözünü dinlemiyorsa o insanı kendisinden uzak tutmalıdır, çünkü onda hayır yoktur.”
Reşid er-Raşid ibni Mustafa  (Rahimehullah) “Tahzirü’l-Müslimin” risalesinde şöyle demiştir:
“Ey din kardeşlerim! -Allah sizi muvaffak kılsın ve hidayet buyursun- Şunu bilin ki, hanımlarınıza ve çocuklarınıza namaza devam etmelerini emretmeniz, sizin üzerinizde kesinleşmiş bir haktır.Çünkü onlar sizin yanınızda emanettirler.
Nitekim Allah-u Te’ala:
‘Ey iman etmiş olan kimseler! (Farzları ve sünnetleri yerine getirmeyerek,niyetlerinizin tersini açıklayarak ve ganimet mallarından çalarak) Allah’a ve o Rasul’e hainlik etmeyin, (aranızda bulunan) emanetlerinize de (riayetsizlik ederek) hıyanet etmeyin! Oysa siz (yaptığınız işin vebalini ve nelerin iyi, nelerin kötü olduğunu) bilmektesiniz!’ (Enfal Suresi:27) buyurmaktadır.
Bir insanın kendisi namaz kılarken ailesini namazsız vaziyette terk etmesi kendisini kurtarması için yeterli olamaz. Bilakis eşine, çocuklarına, ana-babasına ve tüm akrabasına namaz vakitlerinde yerine göre yumuşak vaazlarla, icabında ağır konuşarak ve yanlarından uzaklaşarak emr-i bi’l-maruf yapması farzdır.Çünkü Allah-u Te’ala:
‘Ailene /halkına (ve ümmetine)/ namaz (kılmaların)ı emret! Sen de ona devam et! (Geçim derdi seni namazdan alıkoymasın, zira) Biz senden (ne kendini ne de başkasını) rızık(landırmanı) istemiyoruz. Seni (de,onları da) Biz rızıklandırıyoruz’  (Taha Suresi:132)  kavl-i şerifinde mümin kullarına bu hususta açık bir emir yöneltmiştir.Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) de:
‘Lütfundan ailene infakta bulun, fakat onlardan sopayı kaldırma, Allah yolunda onları korkut. Ganimet malında hainlik yapma ve harpten kaçma’  (Taberani,  el-Mu’cemül’l-kebir, no:156, 20/82) buyurarak çoluk-çocuğun Allah için korkutulması gerektiğini beyan etmiştir. Yine böylece:
‘Ey İnananlar! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun’  (Tahrim Suresi:6’dan) buyurarak da aile reislerini mesul tutmuştur. Artık her kim hanımına namazı emretmez ve öğretmezse Allah-u Te’ala’nın bunca açık emirlerini terk ettiği için Allah‘a ve Rasulü‘ne hainlik etmiş, bu sebeple de Allah‘ın azabını hak etmiş olur.
Dindar olmayan ve namaz kılmayan bir kadında ne hayır vardır?! Karısına, oğluna ,kızına ve kız kardeşine namazı emretmeyen bir adamda ne hayır vardır?! Gerçekten de bunlar ilahi rahmetten kovulmuş ve lanete çarpılmış kimselerdirler.
Allah‘ın farzlarında kocasına itaat etmeyen kadın terk edilmeyi hak etmiştir. Çünkü o, Allah‘a ve Rasulü‘ne isyan etmiştir. Kadının velisininde farzları yerine getirmesi hususunda kocasına yardımcı olması gerekir. Yoksa o da Allah‘ın azabına müstehak olarak cehenneme girecektir.”  (Reşid er-Raşid ibni Mustafa, Tahzirü’l-Müslimin min terki’s-Salati an vaktiha ve tahrimi terkiha, sh:30-31)

İçki Yüzünden Namazı Terk Edenlerin Azabı

”Şeytan, içki ve kumar sebebiyle ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vaz geçtiniz değil mi?!’(Maide Suresi: 91)  buyurarak, mümin kullarını namaza mani olacak içki gibi haramları bırakma hususunda uyarmıştır.
Abdullah  İbni ‘Amr  (Radıyallahu Anhüma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah  (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Sarhoş olduğu için bir kere namazı terk eden kimse, sanki bütün dünya ve üzerindekiler kendisine aitken elinden alınmış gibi (felakete maruz kalmış biri)dir.
Her kim sarhoşluk nedeniyle dört kere namazı terk ederse, o  kimseyi Tıynetü’l habal’den içirmesi Allah-u Te’ala üzerine bir hak olur.”
Bunun üzerine: “Ya Rasulellah! Tıynetü’l habal nedir?”  denilince Rasulüllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem): “Cehennem ehlinin usaresi (yanmaktan dolayı vücutlarından akan kan ve irin)dir” buyurdu. (Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:6671, 2/593; Hakim, el-Müstedrek, no:7233,  4/162; Beyhaki, es-Sünenü’l-kübra, no:17338, 8/499)

Abdesten Sonra Okunacak Dualar

Osman ibni Affan (Radıyallahu anh) demiştir ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)          şöyle buyurdu: ”Her kim, abdestini bitirdiğinde üç kere:

20130320_070413

derse, anasından doğduğu gibi bütün günahları silinmedikçe (o abdestinden) kalkmaz.” (İbni Sünni, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, no:29)

Ebu Sa’idil-Hudri (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Her kim güzelce abdest alırda, abdestini bitirdiğinde ‘ Ey Allahım! Seni tesbih ederim; sana hamdederim; senden başka hiçbir ilah olmadığına sahitlik ederim; senden mağfiret dilerim ve sana tevbe ederim’ derse, Bu söz, mühürle damgalanarak arşın altına konur ve kıyamete kadar iptal edilmez.” (Nesai,
Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, no:81; Heysemi, Mecmu’u’z-Zevaid: 11/244)

20130320_070433

Sevban (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Her kim güzelce abdest alırda abdestini bitirdiğinde:

20130320_070454

”Allahu Teala’dan başka hiçbir ilah yoktur. O, tektir; hiç bir şeriki (ortağı) yoktur. Ey Allahım! Beni son derece tevbe edenlerden ve tam manasıyla temizlenenlerden kıl.” derse, Allau Teala ona cennetin 8 kapısını açar, o kişi istediğinden girer.” (Ebu Davud, no: 170; İmam Ahmed:1/19)

Hazreti Enes (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : ”Her kim abdestinin arkasından ‘İnna enzelna’ suresini bir kere okursa, sıddıklardan olur, iki kere okuyan şehitler divanına yazılır, üç kere okuyan ise, Allahu Teala, peygamberlerinin cem olduğu makama ulaştırır.” (Ramuzu’l-Ehadis, Sayfa 438 no: 5463)

Heladan-Tuvaletten Çıkarken Okunacak Dualar

Aişe (Radıyallahu anha) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kaza-i hacetten çıktığında, mutlaka: ”Mağfiret isterim” derdi. (İmam Ahmed, 6/155; Hakim, Müstedrek 1/158)

İmam Begavi, Şerhu’s-Sünne’de buyurmuştur ki,Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in heladan çıkarken mağfiret dilemesi, helada durduğu müddetçe Allahu Teala’yı lisanen zikredemeyişinin boşluğunu istiğfarla telafi etmek içindir.

Ebu Zer (Raduyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) heladan çıkarken: ‘‘Bütün hemdler, benden eziyeti (Dışarı çıkamama darlığını ve pisliği) gideren Allahu Tealaya mahsustur” derdi. (İbni Mace, 301)

20130317_100237