16.Nahl Suresi

Nahl  sûresi 128  (yüzyirmisekiz) âyet  olup, son  üç  âyeti  Medine’de,  diğerleri  Mekke’de inmiş tir.  68. âyette  bal arısından söz  edildiği  için  sûreye bu  ad  verilmiş tir.
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…
1. Allah’ın emri geldi. Onunla yüzyüze gelmekte acele etmeyin. Tüm varlığın tespih ettiğidir o Allah. Arınmıştır onların şirk koştuklarından.
2. Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: “Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden korkun.”
3. Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Arınmıştır onların ortak tuttukları şeylerden.
4. İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir.
5. Davarları da O yaratmıştır. Onlarda sizin için bir ısıtıcı-koruyucu ve nice nice yararlar vardır. Onlardan bazı şeyleri / onlardan bazılarını yersiniz.
6. Bir güzellik de vardır onlarda sizin için: Sabah saldığınız sırada, akşam topladığınız sırada.
7. Ve ağırlıklarınızı yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamayacağınız beldelere kadar taşırlar. Hiç kuşkusuz, Rabbiniz gerçekten Rauf’tur, çok acıyıp esirger, Rahim’dir, sınırsızca merhamet eder.
8. Hem binesiniz diye hem de bir süs olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı. Ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratır O…
9. Yolu doğrultup denge noktasını bulmak Allah’ın işidir. Ondan sapan da var. Allah dileseydi, sizi toptan hidayete erdirirdi.
10. O sizin için gökten bir su indirdi; ondan bir içecek var. Kendisinden hayvanlarınıza yedirdiğiniz bir ağaç da ondan oluşmaktadır.
11. O suyla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşitten meyvalar bitirir. Hiç kuşkusuz, bunda, derin derin düşünen bir toplum için gerçek bir mucize vardır.
12. Geceyi, gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O’nun emriyle bir hizmete boyun eğmiştir. Bütün bunlarda aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır.
13. Ve sizin için yeryüzünde, çeşit çeşit renklerde başka şeylere de vücut vermiştir. Bütün bunlarda, düşünüp ibret alacak bir toplum için elbette bir mucize vardır.
14. Ve O’dur ki, içinden taze bir et yemeniz ve kuşanacağınız bir süs çıkarmanız için denizi emrinize vermiştir. Gemileri onda yara yara gider görürsün. Böyle yapmıştır ki, O’nun kereminden nasip arayasınız ve şükredebilesiniz.
15. Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.
16. Ve nice işaretler! Yıldızla da onlar, yol ve yön doğrulturlar.
17. Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hiç düşünmüyor musunuz?
18. Allah’ın nimetlerini saymaya kalkarsanız, onların sonunu getiremezsiniz. Allah, gerçekten Gafur ve Rahim’dir.
19. Allah, sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
20. Allah dışında yakardıklarınız hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır.
21. Hayat bulmaz ölülerdir onlar. Ne zaman diriltileceklerini bile bilmezler.
22. Tanrınız bir tek tanrıdır. Böyle iken, ahirete inanmayanlar, kibre saplandıkları için kalpleri inkarcı olmuştur.
23. Hiç kuşkusuz Allah, onların sakladıklarını da açığa vurduklarını da biliyor. Hiç kuşkusuz O, büyüklük taslayanları sevmiyor.
24. Onlara, “Rabbiniz ne indirdi” dendiğinde şöyle dediler: “Öncekilerin masallarını.”
25. Şunun için ki onlar, kıyamet günü kendi günahlarını tamamen yüklendikten başka, ilimsizlik yüzünden saptırdıkları kişilerin günahlarının bir kısmını da yüklenecekler. Bakın, ne kötü şey yükleniyorlar!
26. Onlardan öncekiler tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarına temellerinden çarpmış da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.
27. Sonra kıyamet günü onları rezil edecek ve diyecek: “Kendileri için kavga çıkarıp ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar diyecekler ki: “Bugün rezillik ve kötülük, gerçeği inkar edenleredir.”
28. Öz benliklerine zulmedip durdukları bir sırada, meleklerin vefat ettirdikleri kişiler şöyle diyerek teslim bayrağını çekerler: “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk.” İş hiç de öyle değil. Allah sizin yapmakta olduklarınızı çok iyi bilmektedir.
29. Hadi girin cehennem kapılarından; sürekli kalacaksınız orada. Gerçekten kötü yermiş kibre sapanların barınağı.
30. Korunup sakınanlara, “Rabbiniz ne indirdi” dendiğinde şöyle dediler: “Hayır indirdi.” Bu dünyada güzel düşünüp güzel davrananlara güzellikler vardır. Sonsuzluk yurdu elbette ki daha hayırlıdır. Gerçekten ne güzelmiş takva sahiplerinin yurdu!
31. Adn cennetleri… Girecekler içlerine. Altlarından ırmaklar akacak. Orada diledikleri şey kendilerinin olacak. Allah, korunup sakınanları işte böyle ödüllendirir.
32. Melekler, canlarını temiz insanlar olarak aldıklarına şöyle derler: “Selam size, yapıp ettiklerinize karşılık olarak girin cennete.”
33. Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi yoksa Allah’ın emrinin gelmesini mi? Onlardan öncekiler de aynen böyle yapmışlardı. Allah onlara zulüm etmemişti. Tam aksine, onlar kendi kendilerine zulüm ediyorlardı.
34. Sonunda, yapıp ettiklerinin kötülükleri başlarına musibet olmuş, alay edip durdukları şey kendilerini sarıvermişti.
35. Ortak koşanlar dediler ki: “Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız Allah dışında bir şeye kulluk / ibadet etmez, O’na rağmen hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resullere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.
36. Andolsun, biz her ümmette şöyle tebliğ yapan bir resul görevlendirdik: “Allah’a kulluk / ibadet edin, tağuttan kaçının.” Sonra bunlardan kimine Allah kılavuzluk etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.
37. Sen onların iyiye ve doğruya ulaşmalarını tutkuyla istesen de Allah, saptırdığına yol göstermez. Hiçbir yardımcıları da olmaz onların.
38. Yeminlerinin tüm gücüyle “Allah ölen kimseyi diriltmez” diye Allah’a yemin ettiler. Hayır, öyle değil. Öleni diriltmek O’nun üzerinde hak bir vaattir, fakat insanların çokları bilmezler.
39. Diriltecek ki, onlara, ihtilafa düştükleri şeyi açık-seçik göstersin ve küfre sapanlar kendilerinin yalancılar olduğunu bilsinler.
40. Biz bir şeyi dilediğimizde, onun hakkında söyleyeceğimiz söz, “ol” demekten ibarettir; o hemen oluverir.
41. Zulme uğratıldıktan sonra Allah uğrunda hicret edenlere biz dünyada elbette güzelce mekan tutturacağız. Ahiretin ödülü mutlaka daha büyüktür. Bir bilselerdi!
42. Allah yolunda hicret edenler, sabrederler ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.
43. Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, Zikir / Kur’an ehline sorun.
44. Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu Zikir’i / Kur’an’ı vahyettik ki, kendilerine indirileni insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.
45. Kötülükleri yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden yahut hiç fark edemeyecekleri bir yerden azabın kendilerine gelmeyeceğinden emin mi oldular?
46. Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından… Onlar buna engel de olamazlar.
47. Yoksa kendilerini korkuta korkuta, sindire sindire yakalamayacağından emin midirler? Kuşkusuz ki, sizin Rabbiniz gerçekten Rauf’tur, Rahim’dir.
48. Bakıp görmediler mi, Allah’ın yarattığı şeylerin gölgeleri bile, sağ ve sollarından boyunları bükük bir halde, Allah için secdelere kapanarak dönüyor.
49. Göklerdeki ve yerdeki canlı şeyler de melekler de yalnız Allah’a secde ederler ve hiç de büyüklük taslamazlar.
50. Üstlerinde egemen olan Rablerinden ürperirler ve emredildikleri şeyi yaparlar.
51. Allah buyurdu ki: “İki ilah edinmeyin; ilah sadece bir tek ilahtır. Yalnız benden korkun.”
52. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Din de sürekli olarak yalnız O’nundur. Hala Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
53. Sahip olduğunuz her nimet Allah’tandır. Sonra size bir zorluk / keder dokunduğu zaman yalnız O’na yakarırsınız.
54. Sonra da zorluk ve kederi sizden kaldırdığında, içinizden bir zümre kendi Rablerine hemen ortak koşuverir,
55. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Hadi, zevklenin / nimetlenin, yakında bileceksiniz.
56. Tutuyor, kendilerine sunduğumuz rızıklardan hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar. Allah’a andolsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.
57. Tutuyor, Allah’a kızları nispet ediyorlar. Haşa! O, bunlardan arınmıştır. İştah duydukları şeyler de kendilerinin mi?
58. Onlardan birine kız çocuk müjdelendiğinde yüzü simsiyah kesilir. Öfkeden kuduracak gibidir o.
59. Kendisine muştulananın utancından ötürü toplumdan gizlenir. Hakaret / eziklik üzere tutsun mu onu yoksa toprağın bağrına mı gömsün onu. Bakın ne kötü hüküm veriyorlar!
60. Ahirete inanmayanlar için kötülük örneği var. En yüce örnekse Allah içindir. O’dur Aziz, O’dur Hakim.
61. Eğer Allah, insanları zulümlerine karşı cezalandırsaydı, yeryüzünde debelenen bir şey bırakmazdı. Ama öyle yapmıyor, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Süreleri geldiğinde ise ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçebilirler.
62. Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah’a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gireceklerdir.
63. Andolsun Allah’a ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik de şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. O, bugün de onların dostudur / o gün de onların dostu idi. Onlar için acıklı bir azap var.
64. Bu Kitap’ı sana yalnız şunun için indirdik: Hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara iyice açıklayasın ve Kitap, iman eden bir topluluk için kılavuz ve rahmet olsun.
65. Allah, gökten bir su indirdi de onunla, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Kuşkusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk için mutlaka bir mucize vardır.
66. Hayvanlarda da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından halis bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazından kayar gider.
67. Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz. İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.
68. Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: “Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da…”
69. “Sonra meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul.” Onun karıncıklarından, renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için, bunda kesin bir mucize var.
70. Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları ömrün en basit ve düşük noktasına geri çevrilir ki, bir ilimden sonra hiçbir şey bilmez olsun. Allah Alim’dir, Kadir’dir.
71. Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah’ın nimetini mi inkar ediyor bunlar?
72. Allah size, kendi benliklerinizden eşler nasip etti. Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar oluşturdu. Ve sizleri güzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı. Şimdi bunlar, batıla mı inanıyorlar? Ve bunlar, evet bunlar, Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
73. Allah’ı bırakıp da kendilerine, göklerden ve yerden zerrece bir rızık veremeyen, buna güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar?
74. Artık Allah’a örnekler verip durmayın. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
75. Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli-açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?! Bütün övgüler Allah’adır ama onların çokları bilmiyorlar.
76. Allah şöyle bir örnekleme de yaptı: İki adam; birisi dilsiz; hiçbir şeye gücü yetmez, efendisi üstüne sadece bir yük. Efendi onu nereye gönderse hiçbir hayır getiremez. Şimdi bu adam, dosdoğru bir yol üzerinde bulunup adaletle emreden kişi ile aynı olur mu?
77. Göklerin ve yerin gaybı Allah’ındır. O saatte / dünyanın sonuna ilişkin emirse bir göz açıp yummak gibi, hatta ondan da yakındır. Allah herşeye kadirdir.
78. Allah sizi annelerinizin karınlarından çıkardı, hiçbir şey bilmiyordunuz; şükredebilesiniz diye size işitme gücü, gözler ve gönüller verdi.
79. Gök boşluğunda, bir emre boyun eğdirilmiş olan kuşlara bakmadılar mı? Onları Allah’tan başkası tutmuyor. Bunda, inanan bir topluluk için elbette ki izler-işaretler vardır.
80. Allah size, evlerinizden huzur ve sükun yeri yaptı. Hayvan derilerinden de size, gerek göç gününüzde gerek konduğunuz sırada rahatça taşıyacağınız evler yaptı. Ayrıca hayvanların; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından belli bir süreye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler, döşemelikler ve kullanım eşyası verdi.
81. Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler oluşturdu. Dağlardan sizin için sığınak evler yaptı. Sizin için, sıcaktan koruyacak elbiselerle savaşta koruyacak elbiseler de yaptı. İşte nimetini üzerinizde böyle tamamlıyor ki, O’na teslim olup esenliğe ulaşabilesiniz.
82. Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.
83. Allah’ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkar ediyorlar. Çoğu nankördür bunların.
84. Her ümmetten bir tanığı ortaya sürdüğümüz gün, küfre sapanlara ne izin verilir ne de özür dilemelerine imkan sağlanır.
85. Zulme sapanlar azapla yüzyüze geldiklerinde, ne azapları hafifletilir ne de yüzlerine bakılır.
86. Şirke sapanlar, ortak tuttuklarını gördüklerinde şöyle derler: “Rabbimiz, işte bunlar seni bırakıp da yalvarıp yakardığımız ortaklarımız.” Bunun üzerine ortakları onlara şöyle söz dokundururlar: “Siz yalancılarsınız, yalancılar!”
87. O gün hepsi Allah huzurunda teslim bayrağı çekmiş, iftira aracı olarak kullandıklarının tümü onları bırakıp sırra kadem basmıştır.
88. İnkara sapıp Allah yolundan geri çevirenler var ya, bozgunculuk edip durmalarınadan ötürü onların azaplarına azap katmışızdır.
89. Gün olur, her ümmet için kendi aleyhlerine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız. Seni de şu insanlar hakkında tanık olarak getireceğiz. Sana bu Kitap’ı indirdik ki, herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.
90. Şu bir gerçek ki Allah; adaleti, iyi ve güzel davranmayı, akrabaya vermeyi emreder. Tüm pisliklerden / edepsizliklerden, kötülükten, azgınlık-doymazlık ve kıskançlıktan yasaklar. Düşünüp ibret alırsınız ümidiyle size öğüt veriyor.
91. Antlaşma yaptığınızda, Allah’a verdiğiniz söze vefa gösterin. Bağlayıp pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Çünkü, kendinize Allah’ı kefil yapmış durumdasınız. Allah, yaptıklarınızı biliyor.
92. Yeminleri bozmada, ipliğini kuvvetle büktükten sonra bozup parçalayan karı gibi olmayın. Bir topluluk ötekinden daha zengin ve kalabalık çıktığı için yeminlerinizi aranızda bir hile aracı yapıyorsunuz. Allah sizi bununla imtihan ediyor; ihtilafa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açık bir biçimde elbette gösterecektir.
93. Allah dileseydi, elbette ki sizi birtek ümmet yapardı. Ama O, dilediğini saptırıyor, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzluyor. Yapıp ettiklerinizden mutlaka sorgu-suale çekileceksiniz.
94. Yeminlerinizi aranızda hile ve aldatma aracı yapmayın; aksi halde, ayak sağlam bastıktan sonra kayar ve Allah yolundan alıkoyduğunuz için acıyı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.
95. Allah’a verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın. Eğer bilirseniz, Allah katında olan, sizin için daha hayırlıdır.
96. Sizin yanınızdaki tükenir ama Allah’ın yanındaki sonsuza dek kalıcıdır. Sabredenlere ödüllerini biz, işleyip ürettiklerinin en güzeliyle mutlaka vereceğiz.
97. Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak barışa yönelik bir iş yaparsa / bir hayır işlerse onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.
98. Kur’an’ı okuduğun zaman, o kovulup taşlanmış şeytandan Allah’a sığın / “Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-recim” de.
99. Şu bir gerçek ki şeytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlar aleyhine hiçbir sulta / hiçbir kanıt yoktur.
100. Onun sultası, sadece onu dost edinenlerle Allah’a ortak koşanlar üstündedir.
101. Biz bir ayeti, bir başka ayetin yerine koyduğumuzda –ki Allah neyi indirmekte olduğunu daha iyi bilir- şöyle derler: “Sen düpedüz bir iftiracısın.” Hayır, öyle değil. Bunların çokları bilmiyorlar.
102. De ki: “İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.”
103. Andolsun ki biz, onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nispet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysa ki bu, apaçık Arapça bir dildir.
104. Allah’ın ayetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar için acıklı bir azap öngörülmüştür.
105. Yalanı ancak, Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydururlar. Yalancılık edenler onların ta kendileridir.
106. Her kim imanından sonra Allah’a küfür eder, kalbi iman ile yatışmış halde iken baskıyla zorlanan hariç olmak üzere, inkara göğüs açarsa, böylelerinin üzerine Allah’tan bir gazap iner. Bunlar için büyük bir azap da öngörülmüştür.
107. Bu böyledir çünkü, onlar şu iğreti hayatı ahirete tercih etmişlerdir. Ve Allah küfre sapanlar topluluğunu doğruya kılavuzlamaz.
108. Bunlar, Allah’ın; kalpleri, kulakları ve gözleri üstüne mühür bastığı insanlardır. Gaflete saplananlar da bunların ta kendileridir.
109. Hiç kuşkusuz, ahirette hüsrana uğrayacaklar da bunlardır.
110. Kuşkusuz, Rabbin; işkenceye uğratıldıktan sonra hicret eden, ardından da cihat edip sabreden kişiler yanındadır. Bütün bunlardan sonra senin Rabbin elbette cömertçe affedecek, cömertçe merhamet edecektir.
111. Gün olur, herkes kendi nefsi için mücadele eder ve herkese yaptığının karşılığı tam tamına ödenir; onlar asla zulme uğratılmazlar.
112. Allah, şu ülkeyi / medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu-huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini tattırdı.
113. Andolsun ki onlara içlerinden bir resul geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine, onlar zulümlerine devam edip dururken azap kendilerini enseleyiverdi.
114. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Eğer yalnız O’na kulluk / ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetlerine şükredin.
115. O size ancak şunları haram kılmıştır: Ölü, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen hayvan. Bununla birlikte, zorda kalan, başkasının hakkına tecavüz etmemek, sınırı da aşmamak şartıyla bunlardan yerse, Allah bağışlayacak, merhamet edecektir.
116. Yalan düzerek Allah’a iftira etmek için, dillerinizin uydurma nitelendirmeleriyle “şu helaldir, şu da haramdır” demeyin. Yalan düzerek Allah’a iftira edenler kurtulamazlar.
117. Az bir nimetlenme ardından, acıklı bir azap var onlara.
118. Sana anlattıklarımızı daha önce, Yahudilere haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine, onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.
119. Şu da var: Rabbin, bilgisizlik yüzünden kötülük işleyip de bunun ardından tövbe edenlerin lehindedir. Sonra senin Rabbin gerçekten Gafur ve Rahim’dir.
120. Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmet idi; bir hanif olarak Allah’ın önünde eğiliyordu, müşriklerden değildi.
121. O’nun nimetlerine şükrediyordu. Allah onu seçip yüceltti ve dosdoğru bir yola kılavuzladı.
122. Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.
123. Daha sonra sana şunu vahyettik: Bir hanif olarak İbrahim’in milletine uy. O, müşriklerden değildi.
124. Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.
125. Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.
126. Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
127. Sabret! Senin sabrın da Allah’ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma. Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma.
128. Hiç kuşkusuz, Allah, korunanlar ve güzellik sergileyenlerle beraberdir.

Kıssadan Hisse – Kıymetli Dua

Fatih Sultan Mehmed han İstanbulu fethettıği zaman, hocası Akşemseddin Hazretlerine, Cuma namazını Ayasofya ‘da kılmak istediğini ve hocasına kendisinin imam olmasını söyler.

Ayasofya’yı cami yapmak için seferber olunur. Cuma gününe cami yetiştirilir, cemaat namaza başladığı sırada Fatih Sultan Mehmed Han’ın abdesti kaçar.Tabii sultanın yanında da rastgele insanlar olmaz. Sağında ve solunda da en büyük hocalar, şeyh efendiler saf tutarlar. Kamet getirilir, imam Allahu ekber der. Fatih Sultan Mehmed Han, ne yapacagını şaşırır. Abdestsiz namaz kılınmaz. Abdest almaya çıksa izdiham olacak… Namaz kılar gibi eğilip kalksa, Cumadan mahrum kalacak. Ya rabbi, ben ne yapayım şimdi derken, yanındaki bir şeyh efendi fırasetiyle vaziyeti anlar. Cübbesini açar, buradan abdest al der. Sultan bakar ki, çeşme var, su var. Acele olarak abdestini alır ve rukuya varmadan önce imama yetişir.

Ertesi gün Fatih sultan Mehmed Han, hocası Akşemseddin hazretlerini ziyerete gider. Ayrılırken, (Hocam dua buyurun) der.
O da (ALLAH İMAN SELAMETİ VERSİN) DER.
Daha uzun dua bekleyen Fatih Sultan Mehmed Han, şaşırıp kalır.

Hocası sorar:
– Ne oldu, beğenmedin mi?
-Bu kadar mı efendim?
-Evladım yetmez mi? En kıymetli dua budur. Din sana cübbesini açıp abdest aldıran şeyh, bir saat önce öldü: ama imansız gitti, çünkü bu kerametinden dolayı ona kibir geldi.
İmanla ölmek, en büyük gayedir.
Son nefeste imanla ölmek için dua etmek çok önemlidir…
Allah bizlere iman selameti versin!!! Amiin..

En Kutlu Doğum: Hazret-i MUHAMMED (s.a.v.)

Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her geçen gün diğerinden daha fazla ihtiyacımız olan gerçek değerleri insanlığa, ne ondan önce, ne de ondan sonra bir benzerine rastlanılmayacak kesafet, letafet ve kemalatla söylemiştir. Yüreklere sevgiyi, saygıyı,aşkı, erdemi, fazileti, iffeti, hayayı, tevazuu, affetmeyi, bağışlamayı… o muazzez günlerden bu zamana asırlar geçmiş olsada, buhranlar içindeki insanlığın her açıdan mutluluğa erişmesinin tek ve değişmez ölçüsü bugün de halen onun gösterdiği yoldur.

İnsanlığı şefkat ve merhametle tanıştıran, ilmek ilmek sevgi ile dokuyarak, şefkat ile örerek bir rahmet toplumu inşa eden, yüce Peygamberimizin (s.a.v.) kutlu doğumları ile ölü dünya yeniden hayat bulmuş, suya hasret bedenler kanasıya Havz-ı Kevser’den kana kana içmiş, hasta ruhlar şifa bulmuştur.

Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in Nübüvveti, bir ülke ya da belirli bir zamanı değil, bütün zaman ve mekanları içine alan evrensel bir nübüvvettir. O’na karşı gösterilen sevgi, saygı, minnetin gerçekte Hakk Teala’ya gösterildiğini, ümmetine ve tüm insanlığa düşkünlüğünü, Hakk Teala Kur’an’da bize söylüyor…’Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, O çok azizdir.Zorlanmanız ona ağır geliyor, üstünüze hırs ile titriyor. Mü’minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır o…’

Peygamberimiz (s.a.v.)’i örnek almayı, hayatından davranış örnekleri çıkarmayı, O’nun sahip olduğu ahlaki faziletlerin hayata geçirilmesi, getirmiş olduğu dinin benimsenmesi ve gelişen olaylar karşısında onun almış olduğu dini tavırlara benzer tavırların sergilenmesi şeklinde anlamak daha doğru olur çünkü Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in yaşantısı, ancak bu şekilde örnek alındığı takdirde, kendisinden on beş asır sonra yaşayan bir insan için anlamlı hale gelebilir. İnsani ilişkiler açısından anlamlı ve önemli olan; kişinin onun gibi giyinip, onun gibi koku sürmesi değil, onun ahlaki niteliklerine sahip olmasıdır, yani önemli olan onun gibi adaletli, onun gibi dürüst, onun gibi merhametli olmak, kısaca insani ilişkilerini, onun ahlaki ölçülerine uygun şekilde yürütmektir.

Günümüz insanı, Peygamberimizi (s.a.v.) örnek almayı, onun gibi eş,onun gibi baba, onun gibi komşu, onun gibi arkadaş, onun gibi vatandaş, kısaca onun gibi insan olmak şeklinde anladığı ve bunu gerçekleştirmeye koyulduğu zaman, gündelik hayatıda dahil, toplum hayatında ne kadar büyük bir değişikliğin ve manevi zenginliğin meydana geldiğini kendiliğinden fark edecektir.

İslam toplumlarının bugün karşı karşıya bulunduğu problemlerin çözümünde, ifade etmeye çalıştığımız bu örnek almanın çok büyük rolü olacaktır. Ancak, Peygamberimiz (s.a.v.)’i örnek alma işinin söylendiği kadar kolay bir iş olmadığıda açıktır.Ama dindar insandan beklenen, öncelikle bu zora talip olması, onu gerçekleştirmek için çaba sarf etmesidir.

Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed (s.a.v.)’in kutlu doğumunun 1443. yıl dönümünün, cennet vatanmızın huzur ve mutluluğuna, necip milletimizin güçlü birlik ve beraberliğine, bütün insanlığın hidayetine, Müslümanların da Peygamber ahlakına ve yaşantısına yönelmesine vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyorum.

Regaip Kandili – Regaip Kandili Nedir

Regaip Kandili üç Aylar’ın müjdecisidir.  Receb ayının Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan ilk gecesidir. Regâib, arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden türemiştir. “Reğa-be”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.  Diğer zamanlarda okunan her Kur’an harfi için on sevap verilirse, Recep ayında yüzleri geçmekte, Regaib kandilinde ise daha da artmaktadır. Kaza ve nafile namazların sevabı ise diğer gecelere oranla kat kat fazladır. Regaib kandilinde yapılacak ibadetlerden birisi de duadır. Peygamberimiz (sav), bir hadislerinde bu gecede yapılacak duaların Allah katından geri çevrilmeyeceğini bildirmişlerdir.

  • Regâib Gecesi (Kandili) İle İlgili Ayetler

Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.

| Kur’an-ı Kerim Tevbe Suresi 36. Ayeti Meali

  • Receb Ayı ve Regaib Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler: 

• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. (Gunye)
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. (Miftah-ül-cenne)
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır. (Ebu Yala)
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi. (İbn-i Asâkir)
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)
• İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: “Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak zannederdik.” buyurmuştur. (Müslim)
• Muhakkak zaman, Allah’ın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziye’l-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır.” (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)
• “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” (Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423)
• Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( r.a. )’dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hz. Peygamber şöyle derdi: “Allahım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259)
• Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. (Taberânî)
• Hz. Aişe ( r.a ) validemiz, “Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi.” buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, “Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.” buyururdu. (Tirmizî)

Regaip Kandilinde Neler Yapılmalı ?

1. Kur’ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur’ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli.
2. Peygamber Efendimiz (sas)’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli.
3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli.
4. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı.
5. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı.
6. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı.
7. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 8. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli.
9. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli.
10. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli.
11. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli;
12. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı.
13. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı.
14. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli.
15. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı.

Evden çıkarken, girerken okunacak duâ

Kişi sabah evinden çıkarken; Yarabbi biz çalışsak ta, çalışmasak ta, sen rızkıma kefilsin,
Ancak bize de çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacibin yerine gelmesi için, senin rızan için çoluğumun çocuğumun rızkının peşine düşüyorum, senin rızan için halalinden çalışmaya niyet ettim. diye dille veya kalben içinde geçirmesi güzel olacaktır.
Bu Yolun Büyüklerinin tarifleridir. tarife uyan şaşmaz İnşallah.[ayirac]

Evinden çıkarken Âyet-el kürsî okumalı. Evden çıkarken “Âyet-el kürsi”yi okuyan, eve dönünceye kadar belâlardan emin olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
“Evinden çıkarken Ayet-el kürsi okuyana, yetmiş melek, evine dönünceye kadar duâ ve istigfar eder.”
“Evinden çıkarken “Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah” diyen, tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.”
“Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan, yoksulluk görmez!”
Bir kere “Kulhüvallâhü” sûresini ve bir kere de “Âyetelkürsî”yi okuyanın evine şeytân gireme

Rüyada haliç görmek

HALİÇ:  Rüyada akar suyun denize ulaştığı yeri görmek, maksada ulaşıp neticeyi görmeye işarettir. Rüyada körfezde yüzmek hedefe bir adım daha yaklaşmaya yorumlanır. Bir kimse rüyasında halice karşı baktığını görse o kimse beklediği bir haberi müjdeyle alır
Herşeye rağmen rüya ile amel etmek doğru değildir sonuçta bir rüyadır, fazlaca anlam yüklemek ve hayatımızı yaşantımızı ona göre tahsis etmek doğru değildir bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Rüya görmenin çeşitli sebepleri vardır gün içerisinde kafamıza takılanlar rüyamız olabilir çok müşkil olduğumuz bir olay rüyamıza girebilir. ancak bu şekilde de olsa hak rüyalar vardır, bunu bilmek zordur ancak, rüyalarımızı herkese anlatmamalıyız, en güzel rüya tabiri güneş doğmadan ve sabah namazının ardından tabir ettirilmesi güzel olanıdır.
Unutmayın hayat gerçektir, rüya uyanınca biter, en başta dediğimiz gibi rüya ile amel edilmez.

Rüyada hafız görmek

HAFIZ: Rüyada hafız görmek, maksada ulaşmaya, sıkıntıdan kurtulmaya işarettir.
Kendinin hafız olduğunu görmek, dünya ve ahiret isteklerine kavuşmaya işarettir.
Kur’an-ı Kerim okuduğunu görmek, müjde, nimet, hidayet ve selamete işarettir.

Rüyada hafız olduğunu görmek, yüksek dereceye ulaşmaya, okuma bilmiyorsa öğrenmeye i-şarettir.
Hafızı Kur’an-ı Kerim okurken görmek, ahirete giden yakınlarının kendinden hayır beklediğine veya nişan, düğün gibi bir vesileyle insanlarla beraber olmaya işarettir.
Rüyada hafız görmek, duaların kabulüne, salih amele ve takvaya işarettir.

Rüyada Cadde görmek

CADDE: Rüyada Cadde görmek, doğruluk üzere olmaya işarettir. Rüyada Caddede yürüdüğünü görmek, doğru yolda gittiğine işarettir. Rüyada Arkadaşlarıyla kol kola caddede gittiğini görmek, ortaklık yapmaya işarettir.
Herşeye rağmen rüya ile amel etmek doğru değildir sonuçta bir rüyadır, fazlaca anlam yüklemek ve hayatımızı yaşantımızı ona göre tahsis etmek doğru değildir bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Rüya görmenin çeşitli sebepleri vardır gün içerisinde kafamıza takılanlar rüyamız olabilir çok müşkil olduğumuz bir olay rüyamıza girebilir. ancak bu şekilde de olsa hak rüyalar vardır, bunu bilmek zordur ancak, rüyalarımızı herkese anlatmamalıyız, en güzel rüya tabiri güneş doğmadan ve sabah namazının ardından tabir ettirilmesi güzel olanıdır.
Unutmayın hayat gerçektir, rüya uyanınca biter, en başta dediğimiz gibi rüya ile amel edilmez.

Rüyada bagaj görmek

BAGAJ: Rüyada bagaj görmek, maddî şeylerle meşgul olmaya işarettir. Rüyada araba bagajına mal yüklemek, dükkan sahibiyseniz işlerinizin artacağına yorumlanır, Rüyada otobüs bagajına bavul koyduğunu görmek, yeni ticaretlere yorumlanır
Herşeye rağmen rüya ile amel etmek doğru değildir sonuçta bir rüyadır, fazlaca anlam yüklemek ve hayatımızı yaşantımızı ona göre tahsis etmek doğru değildir bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Rüya görmenin çeşitli sebepleri vardır gün içerisinde kafamıza takılanlar rüyamız olabilir çok müşkil olduğumuz bir olay rüyamıza girebilir. ancak bu şekilde de olsa hak rüyalar vardır, bunu bilmek zordur ancak, rüyalarımızı herkese anlatmamalıyız, en güzel rüya tabiri güneş doğmadan ve sabah namazının ardından tabir ettirilmesi güzel olanıdır.
Unutmayın hayat gerçektir, rüya uyanınca biter, en başta dediğimiz gibi rüya ile amel edilmez.

Rüyada badana yapmak

BADANA: Rüyada evin içini badana yapmak aile huzuruna işarettir.
Dışını badana yapmak sevindirecek başarıya ve şöhrete işarettir.
Evini badana yapan kimsenin imanı sağlamlaşır. Ayrıca Allah’a yaklaştıracak amelleri arttırmaya işarettir.
Herşeye rağmen rüya ile amel etmek doğru değildir sonuçta bir rüyadır, fazlaca anlam yüklemek ve hayatımızı yaşantımızı ona göre tahsis etmek doğru değildir bu konuda dikkatli olmak gerekir.

Rüya görmenin çeşitli sebepleri vardır gün içerisinde kafamıza takılanlar rüyamız olabilir çok müşkil olduğumuz bir olay rüyamıza girebilir. ancak bu şekilde de olsa hak rüyalar vardır, bunu bilmek zordur ancak, rüyalarımızı herkese anlatmamalıyız, en güzel rüya tabiri güneş doğmadan ve sabah namazının ardından tabir ettirilmesi güzel olanıdır.
Unutmayın hayat gerçektir, rüya uyanınca biter, en başta dediğimiz gibi rüya ile amel edilmez.