Ana Sayfa Fıkıh

Kıssadan Hisse (Edeb ve Terbiye)

Bazı arifler demişlerdir ki:
“Her kim bir şeyhten edep öğrenmezse o, Hakk Teala’nın sözünün ve Peygamber’in (s.a.v) sözünün edebini kendiliğinden öğrenemez. Çünkü farz olan ilim -Marifetullah- ilmidir. Bu ilim ise herkesin tek başına öğreneceği bir ilim değildir. Ancak bir mürşidi kamilin terbiyesinde öğrenilir.”

İnsana muhakkak bir şeyh gerektiğinin diğer bir delili de:
“Peygamberimiz (s.a.v) iki cihanın fahri, kainatın serveri, yaratılmışların beyi, kıyamet gününün şefaatçisi olmasına rağmen, Allah Teala’nın habibi iken ve hassaten kendisi için:

 “Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım.” denilmesine rağmen
Cebrail (a.s) Resulüllah’a (s.a.v) mürşid olarak gönderilmiştir. Peygamberimiz’e (s.a.v) kılavuzluk yapmıştır. Resulüllah (s.a.v) dahi bu yolu mürşitsiz ve kılavuzsuz yürümedi. Cebrail (a.s) Resülullah-ı kendi makamına kadar götürdü ve dedi ki:

“Ya Muhammed! Ben kendi makamıma kadar geldim. Buradan öte bir adım atarsam derhal yanarım. Helak olurum.” dedi. Bunun üzerine  Resülullah (s.a.v) buyurdular:

“Ya ben nice ederim ey karındaşım Cebrail! Ben nereye gideceğimi bilmiyorum.”
Sonra bir melek geldi Efendimizi aldı. İleri gitti. Ta “Kabe kavseyni ev edna” makamına vardıklarına o iki cihanın fahrine niceleri mürşid oldular.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz