Bu namazı kılabilmek için aşağıdaki tesbihi ezber bilmek gerekir.
“Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber.
Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym”
1.Rekat
Kalben tesbih namazı kılmaya niyet edilir. Allâhü Ekber” diyerek namaza başlanır.
Sübhâneke‘den sonra
15 kere tesbih
Fatiha vesure‘den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden (Ruka tesbihi: Ruku da; “Subhane Rabbiyel Azim” deriz 3 defa) sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih2.secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih okunur.
Böylece birinci rek’at kılınmış olur.
İkinci rek’ate kalkılır.
2.Rekat
Fatiha‘dan önce
15 kere tesbih
Fatiha ve sure‘den sonra10 kere tesbih
Rüku tesbihinden (Ruka tesbihi: Ruku da; “Subhane Rabbiyel Azim” deriz 3 defa) sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih2.secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih okunur.
3.Rekat
Sübhâneke‘den sonra
15 kere tesbih
Fatiha vesure‘den sonra 10 kere tesbih
Rüku tesbihinden (Ruka tesbihi: Ruku da; “Subhane Rabbiyel Azim” deriz 3 defa) sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih okunur.
Böylece üçüncü rek’at kılınmış olur.
Dördüncü rek’ate kalkılır.
4.Rekat
Fatiha‘dan önce
15 kere tesbih
Fatiha vesure‘den sonra10 kere tesbih
Rüku tesbihinden (Ruka tesbihi: Ruku da; Subhane Rabbiyel Azim deriz 3 defa) sonra
10 kere tesbih
Rükûdan doğrulunca
10 kere tesbih
Secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih
Secdeden doğrulunca
10 kere tesbih
2.secde tesbihinden (Secde Tesbihi: Secde de “Subhane Rabbiyel A’la” deriz 3 defa) sonra 10 kere tesbih okunur.
Dördüncü rek’atte oturulduğunda, Et-tehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik, Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur.
Önce sağa, sonra sola dönülerek;Es-selamü aleyküm ve rahmetüllah denir. Namaz tamamlanır.
Tesbih namazında beher rek’atte okunan tesbih adedi 75‘dir. Dört rek’atte 300 tesbih okunmuş olur.
Dua edilir.
————————————————————
Tesbih namazı hakkında
Sual: Tesbih namazı nasıl kılınır? Kazası olan da kılabilir mi? CEVAP Sevabı pek çok olan bir namazdır. Peygamber efendimiz amcası Hazret-i Abbas’a, (Sana öğreteceğim şeyi yaptığın zaman, eski-yeni, önceki-sonraki, gizli-açık, hataen veya kasten işlediğin bütün günahları Allahü teâlâ affeder) buyurup tesbih namazının nasıl kılınacağını bildirmiştir. (Ebu Davud)
Tesbih namazı, mekruh vakitlerin haricinde her zaman kılınabilir. Eğer gündüz kılınırsa dört rekatta bir, gece kılınırsa iki rekatta bir selam vermek daha iyi olur.
Haftada veya ayda bir veya hiç olmazsa ömürde bir defa olsun bu namazı kılmanın iyi olacağı bildirilmiştir. Her rekatında 75 defa (Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallahü vallâhü ekber) tesbihi okunarak kılınan dört rekatlı nafile bir namazdır.
[Fazla yer kaplamaması için, bu tesbih yukarıda siyah harfle kısa olarak yazılmıştır. Tesbih denilince bu anlaşılmalıdır.]
Tesbih namazının kılınışı Allah rızası için nafile namaza niyet edilir. Sübhanekeden sonra 15 defa yukarıda bildirilen Tesbih okunur.
Sonra “Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” denir, sonra Euzü-Besmele çekilip Fatiha ile bir zammı sure okunur.
Sonra rükuya gitmeden tekrar 10 defa aynı Tesbih okunur. Sonra “Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” denir.
Sonra rükuya varılır, rüku tesbihinden sonra 10 defa Tesbih okunarak, rükudan, (Semiallahü limen hamideh) diyerek doğrulduktan sonra ayakta iken aynı Tesbih10 defa daha okunur.
Tesbih bittikten sonra, (Rabbena lekel hamd) denir ve secdeye varılır.
Secde tesbihinden sonra 10 defa Tesbih okunur. Secdeden kalkılır, celsede 10 defa Tesbih okunur, ikinci secdede de yine 10 defa Tesbih okunur. Toplamı 75 eder.
İkinci rekata kalkılınca, yine önce 15 defa Tesbih okunur, sonra yine birinci rekattaki gibi hareket edilir, sonra kadeye varılır. Tehıyyat ve salevatlar okunur.
3. ve 4. rekatlar da ilk iki rekat gibi kılınır.
Her rekatta 75 Tesbih okunmuş olur ki, toplamı 300 eder.
Secde-i sehv gerekirse, secdede bu Tesbih okunmaz.
Nafile bir namaz olduğundan kaza borcu olanın Tesbih namazı kabul olmaz. Tesbih namazını cemaatle kılmak
Sual: (Tesbih namazı istisna olarak cemaatle kılınır) demek yanlış değil midir? CEVAP Evet, yanlıştır. Muteber kitaplarda diyor ki:
Geceleyin nafile kılan kimse, imam olursa, aşikâre okur. Eğer başkalarına duyurulursa, üçten fazla kişiyle kılınması mekruh olur. Üç kişiye kadar ve ilan edilmemek şartıyla, cemaatle kılınınca mekruh olmaz. (Redd-ül-muhtar)
Teravih, küsuf ve istiska namazından başka, bütün nafile namazları başkalarına haber vererek cemaatle kılmak mekruhtur. Eğer çağırılmadan, bir iki kişi nafile kılana uysa, mekruh olmaz. Üç kişide ihtilaf vardır. Dört kişinin uyması ise, ittifakla yani sözbirliğiyle mekruh olur. Bu durum Kâfi ve diğer kitaplarda böyle zikredilmiştir. (Halebi-yi sagir)
Birbirini çağırarak, nafile bir namazı cemaatle kılmak mekruhtur. İmamdan başka üç kişi olursa mekruh olmaz; fakat dört kişinin nafileyi cemaatle kılmaları, esah olan kavle göre mekruhtur. Hulâsa’da da böyledir. (Fetava-i Hindiyye)
Birbirine duyurarak cemaatle nafile namaz kılmak dört kişi olursa mekruhtur. (Dürr-ül-muhtar)
Hanefi mezhebinde, Ramazan ayı dışında vacib olan vitir vacibi de cemaatle kılmak, nafile kılmak gibi, mutlak surette mekruh olur. İmama uyanlar üç kişiden fazla olurlarsa, cemaatle nafile kılmak mekruh olur, üç veya daha azsa mekruh olmaz. (Mezahib-i Erbea)
Ravda-tül Fetâvâ’da diyor ki: Gece veya gündüz, nafile namazı cemaatle kılmak mekruhtur. Teravih namazını bile yirmi rekatten fazla cemaatle kılmak mekruhtur. Vitri de Ramazandan başka zamanda cemaatle kılmak mekruhtur. Mebsut’ta diyor ki: Çağrılarak toplanıp cemaatle nafile namaz kılmak mekruhtur. Şemsül Eimme, (Eğer biri imam üç kimseyle, cemaatle nafile namaz kılsalar caizdir) demiştir. (Tergib-üs salat)
Yazıklar olsun, binlerce yazıklar olsun! Birçok bid’atler meydana çıkarıldı. Teheccüd namazını cemaatle kılıyorlar. Gece yarısı, bu namaz için uzaklardan akın edip geliyorlar. Cemaatle kılıyorlar. Hâlbuki nafile namazları cemaatle kılmak, tahrimen mekruhtur. Fıkıh âlimlerinden birkaçı, bunun mekruh olması için duyurulması, ilan edilmesi şarttır demişlerse de, bunlar da, nafile namazı caminin bir köşesinde ve en çok üç kişi cemaatle kılabilir, demişlerdir. Üçten fazla kimsenin cemaatle kılması, sözbirliğiyle mekruhtur. (Mektubat-ı Rabbani 1/131) Sual: Tesbih namazını cemaatle kılmanın mekruh olduğunu biliyoruz. Bir hile-i şer’iyye yaparak iki şekilde mubah hale getiriyoruz. Şöyle ki: 1- Cemaatle tesbih namazı kılmayı adıyoruz. Adayınca, adağımızı yerine getirmek vacib olduğu için cemaatle kılıyoruz. 2- Cemaatle namaza duruyoruz, mekruh olduğu için namazı bozuyoruz. Bozulan nafileyi iade etmek vacib olduğu için tekrar cemaatle kılıyoruz.
Bizim bu şekildeki namazımıza da mekruh diyenler oluyor. Bu bir hile-i şer’iyyedir, niye mekruh olsun ki? CEVAP
Sizinki hile-i şer’iyye değil, hile-i batıladır. Yani caiz olmayan hiledir: 1- Cemaatle nafile namaz kılmak mekruhtur. Mekruh olan şey adanmaz. Mesela namazın sünnetlerini ve vaciblerini yapmadan, iki rekât namaz kılmayı adıyorum denmez. Eğer bu sene hamsi çok çıkarsa, on midyeyi bir fakire vermek nezrim olsun diye adak yapılmaz; çünkü midye yenmez. Midye yemek, Hanefi’de helal değildir.
Yanlışlık yapıp cemaatle namaz kılmak adanmışsa, yine cemaatsiz kılınması gerekir. Yanlış bir iş, yanlış olarak düzeltilmez. Dine uygun düzeltmeye çalışılır. 2- Namazı şer’i özürsüz bozmak haramdır. Bin rekât nafile namaz kılınsa, tesbih namazı kılınsa bu günah affolmaz. Bir hadis-i şerifte, (Çok az bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların [nâfile] ibadetleri toplamından daha iyidir) buyuruluyor. Her günah, Allahü teâlâya isyan olduğundan, büyüktür; fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günahı yapmamak bütün cihanın nafile ibadetlerinden daha sevabdır, çünkü nafile ibadet yapmak farz değildir. Günahlardan kaçınmaksa farzdır. (Rıyad-un-nasıhin)
Dinde, önce haramdan kaçınmak esastır. Haram işleyerek, farz bile yapılmaz. Farz ile haram bir araya gelince, yani farzı işlerken haram işlemek mecburiyeti olunca, haram işlememek için farz tehir edilir. Üstünde çok necaset bulunan kimse, avret yerini açmadan veya başka bir sebeple temizlemesi mümkün değilse, başka elbisesi de yoksa o haliyle kılar, çıplak kılmaz. Hatta temizleme imkânı olsa; ama yanında yabancılar varsa, temizlemeden namazını kılar; çünkü başkalarının yanında avret yerini açmak yasak, necaseti temizlemek ise emirdir. Emir ile yasak bir araya gelince, yasağa uyulur. Yani avret yeri açılmaz. Bir emri yapmak, bir haramı işlemeye sebep olursa, haram işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz.
Haramdan kaçmak, farzı yapmaktan önce geldiği gibi, mekruhtan kaçmak, sünneti yapmaktan önce gelir. Haram işleyerek nafile namaz kılmaya çalışmak, kaş yapayım derken göz çıkarmak olur.
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun:
Sahabe-i Kiramdan ‘Udabe ibni Samit (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:
Dostum Rasulüllah(Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bana yedi haslet ile vasiyette bulunmak üzere buyurdu ki:
“Parça parça edilseniz de yahut iyice yakılsanız da veya asılsanız da Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayın.Kasıtlı olduğunuz halde namazı bırakmayın. Her kim (namazın önemini hafife alarak)onu bırakırsa, muhakkak ki o kişi (İslam) millet(in)den çıkmış olur.
Günah işlemeyin, çünkü gerçekten o, Allah’ı gazaplandırır. Bir de içki içmeyin, zira muhakkak o, bütün hataların başıdır.” (Muhammed ibni Nasr el-Mervezi, es-Salat, no:920; Heysemi, Mecma’u’z-zevaid, no:7114, 4/393; Süyuti, ed-Dürrü’l-mensur:3/54)
Büreyde(Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah(Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Bizimle o (münafık ola)nlar arasındaki ahid namazdır. Onu terk eden muhakkak kâfir olmuştur.” Yani namazı hafife alırsa bu iş onu kâfirliğe kadar götürür. (Beyhaki, Şu’abu’l-iman, no:2538, 4/291; es-Sünenü’l-kübra, 3/366; Tirmizi, İman, no:2621, 5/13; Nesai, es-Salat, no:462, 1/231; İbni Mace, İkame, no:1079, 1/342; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, 5/346; İbni Ebi Şeybe, el-Musannef, no:31035, 11/34; İbni Hibban, el-İhsan, no:1452, 3/8; Hakim, el-Müstedrek: 1/6-7; el-Lalkai, Şerhu’s-sünne, no:1518-1520, 2/821)
İbni Ömer(Radıyallahu Anhüma)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah(Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Ümmetim içerisinde kızdı mı adamı öldüren, verdiği kararda rüşvet alan, namazları zayi eden, şehvetlerine uyan ama hiçbir sancağı geri çevrilmeyen (sözleri iki edilmeyen) kimseler olacaktır.”
O zaman: “Ya Resulellah! Onlar mümin midirler?” denilince:
“İmanlı olduklarını inkâr edecekler (fakat onlarda gerçek iman ne gezer?!)!” buyurdular. (İbni Merduyeh, Süyuti, ed-Dürrü’l-mensur:10/100)
“Dinin Direği Müminin Miracı Namaz” Ehl-i Sünnet uleması bu gibi hadis-i şerifleri: “Eğer kişi inkâr ederek, hafife alarak veya alay ederek namazı terk ederse kâfir olur.
Yok eğer tembelliğinden böyle yapıyorsa, kâfir olmaz ama kâmil manada bir mümin de olamaz” şeklinde yorumlamıştır ki doğrusu da budur.
Zira Ehl-i Sünnet’e göre tembellik yüzünden hiçbir amelin terki insanı kâfir etmez.
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun:
”Niyet ettim Allah rızası Ramazan Bayramı Namazını kılmaya, uydum imama” diye niyet eder.
İmam, “Allâhu Ekber” deyip ellerini yukarıya kaldırınca, cemaat da imamın peşinden “Allâhu Ekber” diyerek ellerini yukarıya kaldırıp göbeği altına bağlar.
Hem imam, hem de cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:
Birinci Tekbir: İmam yüksek sesle, cemaat da onun peşinden gizlice “Allâhu Ekber” diyerek (iftitah tekbirinde olduğu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.
İkinci Tekbir: İkinci defa “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılıp yine aşağı salıverilir ve burada da birincide olduğu kadar durulur.
Üçüncü Tekbir: Sonra yine “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.
Bundan sonra imam gizlice “Eûzü-Besmele”, açıktan fatiha ve sûre okur. (Cemaat birşey okumaz, imamı dinler.) Rükû ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.
Ramazan Bayramı Namazı kılınışı ikinci rek’at
İmam gizlice Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Sûre bitince imam yüksek sesle, cemaat da gizlice (birinci rek’atta olduğu gibi) üç kere daha tekbir alır, üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan, dördüncü tekbir ile rükua varılır, sonra da secdeler yapılarak oturulur.
Oturuşta, imam ve cemaat, Ettehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme barik ve Rabbenâ âtina… duasını okuyarak önce sağa, sonra sola selam verip namazı bitirirler.
Namazdan sonra imam minbere çıkarak oturmadan hutbe okur. Cuma hutbesindeki “Elhamdülillâh” yerine bayram hutbesine, Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Lâ İlâhe İllallâhü ve’Ilâhü Ekber, Allâhu ekber ve lillâhil-hamd” diyerek başlar. Cemaat da imamla beraber tekbir getirir. Bayram hutbesini namazdan önce okumak mekruh olduğu gibi, hutbeyi terk etmek de mekruhtur.
İmam, Ramazan Bayramı hutbesinde fıtra, kurban bayramı hutbesinde de kurban hakkında cemaate bilgi verir.
Bayram namazından önce evde ve camide, bayram namazından sonra camide nafile namaz kılmak mekruhtur.
Bayram namazından eve geldikten sonra kılınabilir. Herhangi bir sebeple bayram namazını geçiren kimse, onu kaza edemez ve tek başına kılamaz.
Bayram namazında imama birinci rek’atta zait tekbirler alındıktan sonra uyan kimse, hemen tekbirleri alır. Birinci rek’atın rükûunda yetişen kimse ise ayakta iftitah tekbirini alır. İmama rükûda yetişebileceğine kanaat getirirse zait tekbirleri de ayakta alır. İmama rükûda yetişemeyeceğini anlarsa iftitah tekbirinden sonra rükûa vanr ve rükû tespihleri yerine ellerini kaldırmadan zait tekbirleri alır. Tekbirleri alırken imam rükûdan kalkarsa kalan tekbirler kendisinden düşer.
İkinci rek’ atta imama yetişen kimse, imam selam verdikten sonra ayağa kalkıp kılmadığı rek’atı, tekbirlerle beraber yerine getirir.
Ramazan bayramı namazı, bayram gününün tespit edilmemesi veya şiddetli yağmur gibi bir sebeple birinci günü kılınamaması halinde ikinci günü kılınabilir. İkinci günü de kılınamazsa artık ondan sonra kılınmaz.
Kurban bayramı namazı, aynı sebeplerle bayramın birinci günü kılınmazsa ikinci günü kılınır. İkinci günü de kılınmadığı takdirde üçüncü günü kılınabilir. Bundan sonra kılınmaz.
——————————————————–
Kurban Bayramı Namazının Kılınışı
Kurban Bayramı Namazı iki rek’attır.
Kurban Bayramı Namazı kılınışı birinci rek’at
”Niyet ettim Allah rızası Kurban Bayramı Namazını kılmaya, uydum imama” diye niyet eder.
İmam, “Allâhu Ekber” deyip ellerini yukarıya kaldırınca, cemaat da imamın peşinden “Allâhu Ekber” diyerek ellerini yukarıya kaldırıp göbeği altına bağlar.
Hem imam, hem de cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:
Birinci Tekbir: İmam yüksek sesle, cemaat da onun peşinden gizlice “Allâhu Ekber” diyerek (iftitah tekbirinde olduğu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.
İkinci Tekbir: İkinci defa “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılıp yine aşağı salıverilir ve burada da birincide olduğu kadar durulur.
Üçüncü Tekbir: Sonra yine “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.
Bundan sonra imam gizlice “Eûzü-Besmele”, açıktan fatiha ve sûre okur. (Cemaat birşey okumaz, imamı dinler.) Rükû ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rek’ata) kalkılır ve eller bağlanır.
Kurban Bayramı Namazı kılınışı ikinci rek’at
İmam gizlice Besmele, açıktan fatiha ve bir sûre okur. Sûre bitince imam yüksek sesle, cemaat da gizlice (birinci rek’atta olduğu gibi) üç kere daha tekbir alır, üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan, dördüncü tekbir ile rükua varılır, sonra da secdeler yapılarak oturulur.
Oturuşta, imam ve cemaat, Ettehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme barik ve Rabbenâ âtina… duasını okuyarak önce sağa, sonra sola selam verip namazı bitirirler.
Namazdan sonra imam minbere çıkarak oturmadan hutbe okur. Cuma hutbesindeki “Elhamdülillâh” yerine bayram hutbesine, Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Lâ İlâhe İllallâhü ve’Ilâhü Ekber, Allâhu ekber ve lillâhil-hamd” diyerek başlar. Cemaat da imamla beraber tekbir getirir. Bayram hutbesini namazdan önce okumak mekruh olduğu gibi, hutbeyi terk etmek de mekruhtur.
———————–
————–
Bayram namazları
Sual: Bayram namazı hangi günlerde kılınır? CEVAP
Ramazan ve Kurban bayramının birinci günü kılınır. Sual: Bayram namazı farz mıdır? CEVAP İşrak vaktinde, iki rekat bayram namazı kılmak, erkeklere vaciptir. Sual: Bayram namazlarının şartları, Cuma namazının şartları gibi midir? CEVAP Evet. Ancak bayramlarda hutbe sünnettir ve namazdan sonra okunur. Sual: Ramazan bayramında namazdan önce ne yapılır? CEVAP Tatlı [hurma veya şeker] yemek, gusül etmek, misvak kullanmak, en iyi elbiseleri giymek, fıtrayı namazdan önce vermek, yolda yavaşça tekbir okumak müstehaptır. Sual: Kurban bayramında namazdan önce ne yapılır? CEVAP Kurban bayramı namazından önce bir şey yememek, namazdan sonra önce kurban eti yemek, namaza giderken yüksek sesle, özrü olan yavaşça tekbir getirmek müstehaptır. Sual: Bayram namazları kaç rekattır? CEVAP Bayram namazları iki rekattır. Cemaat ile kılınır, yalnız kılınmaz.
Sual: Bayram namazı nasıl kılınır? CEVAP Şu şekilde kılınır:
1- Önce “Niyet ettim vacip olan bayram namazını kılmaya, uydum hazır olan imama” diye niyet ederek, namaza durulur. Sonra “Sübhaneke” okunur.
2- Sübhanekeden sonra eller üç defa tekbir getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmam önce Fatiha, sonra bir sure okur ve beraberce rükuya eğilinir.
3- İkinci rekatta, imam önce Fatiha ve bir sure okur. Sonra iki el üç defa tekbir getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükuya eğilinir. Kısaca: İki salla, bir bağla, Üç salla, bir eğil diye ezberlenir. Bayram namazına geç gelen
Sual: Bayram namazına geç yetişen ne yapar? CEVAP Diğer namazlardaki gibi, imam selam verince, kalkıp kılamadığı rekâtları tamamlar. İkinci rekâtta yetiştiyse, imam selam verince kalkıp Sübhaneke okur. Sonra, üç defa tekbir getirerek ellerini kulaklarına kaldırır, birinci ve ikincisinde iki yana bırakır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlar. Fatiha ve zamm-ı sûre okur, rükû ve secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar. İkinci rekâta da yetişemediyse, yukarıda bildirildiği gibi birinci rekâtı kılıp kalkar. Fatiha ve zamm-ı sûreden sonra, iki elini üç defa tekbir getirerek kaldırır. Üçüncüde yanlara bırakır. Dördüncü tekbirde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükûa eğilir. Secdeleri yapıp oturur ve namazını tamamlar.
Sual: Teşrik tekbirleri ne zaman söylenir? Söylemek farz mıdır? CEVAP Kurban Bayramının arefesi günü, sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, hacıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek, kadın herkesin, cemaat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazından sonra selam verir vermez, bir kere “Teşrik tekbir”ini okuması vaciptir. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lazım değildir. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. (Halebi-yi kebir)
Sual: Teşrik tekbiri nasıldır? CEVAP (Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber. Allahü ekber ve lillahil-hamd) Teşrik tekbirleri
Sual: Teşrik tekbirleri getirilen günlere ne denir?
CEVAP Kurban bayramının arefesinin sabah namazından, dördüncü günün ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince teşrik tekbiri okunur. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyam-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhicce’nin 11, 12 ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyam-ı teşrik deniyor.
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun:
İbni Abbas (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece namazına kalktığında;
”Ey Allahım! Hamd sana mahsustur. Sen göklerin, yerlerin ve içindekilerin nurusun. Hamd sana mahsustur. Sen gökleri ve yerleri ayakta tutansın. Sen göklerin, yerlerin ve içindekilerin rabbisin. Sen haksın; buyurduğun haktır; va’din haktır; sana kavuşmak haktır; cennet haktır, cehennem haktır, kıyamet haktır.
Ey Allahım! Ancak sana teslim oldum; ancak sana güvendim, ancak senin (yardımın)la (düşmanlara) karşı geldim ve ancak senin hükmüne davet ettim. Öyleyse benim evvelce yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim, açıkladığım bütün günahlarımı affet. Sen benim ilahımsın, senden başka hiçbir ilah yoktur.” diye dua ederdi. (Buhari, 11/116; Müslim, Salatül müsafirin 199; İmam Malik, Muvatta’ 1/215)
Şurayk el-Hevzeni (Radıyallahu anh) buyurduki, bir kere Aişe (Radıyallahu anha) nın huzuruna giderek kendisine:”Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece kalktığında namaza başlamadan ne okurdu?” diye sordum. O şöyle buyurdu:
”Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece kalktığında
On kere ”Tekbir” eder,
On kere ”Hamd” eder,
On kere ”Allah’ı tesbih eder ve ona hamd ederim” der,
On kere ”O,mukaddes padişahı tesbih ederim” der
,
On kere ”İstiğfar” eder,
On kere ”Tehlil” eder,
On kere de ”Ey Allahım! Dünyanın darlığından ve kıyamet gününün darlığından sana sığınırım” der. Sonra namaza başlardı. (Ebu Davud: 5085; Nesai, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle: 871)
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun:
İmam Nevevi, Ezkar isimli eserinde buyurmuştur ki: ”Abdest alırken her bir azanın kendine mahsus duası bulunduğu hakkında Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den bir hadis-i şerif rivayet edilmemiştir.
Ancak, fukaha (Rahimehullah) abdest esnasında her bir uzva mahsus Selef-i Salihin’den gelen bir takım duaların okunmasını müstehab (Allah katında sevgili) görmüşlerdir.
ELLER YIKANIRKEN OKUNACAK DUA
”Bütün hamdler suyu temizleyici ve İslam’ı nur kılan Allahu Teala’ya mahsustur”
AĞIZ YIKANIRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Seni zikretmem, sana şükretmem ve sana güzel ibadet edebilmem için bana yardım et.
Ey Allahım!Bana peygamberinin havzından öyle bir kase içir ki, ondan sonra ebedi susamayayım”
BURUNA SU VERİRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Nimetlerinin ve cennetlerinin kokusundan beni mahrum etme.”
”Ey Allahım! Bana cennetin kokusunukoklat; cehennemin kokusundan koklatma.”
YÜZÜ YIKARKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Dostlarının yüzü bembeyaz olacağı günde, nurunla yüzümü ak et. Düşmanların yüzleri kapkara olacağı günde, günahlarım sebebiyle yüzümü karartma.”
SAĞ KOL YIKANIRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Defterimi bana sağ elimden ver ve beni kolay bir muhasebe ile muhasebe et”
SOL KOL YIKANIRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Bana defterimi sol elimden ve arka tarafımdan verme ve beni şiddetli bir şekilde muhasebeye tutma”
BAŞA MESHEDERKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Rahmetinle beni kapla ve bereketini üzerime yağdır”
KULAKLAR MESHEDİLİRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Beni, sözü dinleyip en güzeline uyanlardan kıl”
BOYUN MESHEDİLİRKER OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Boynumu cehennemden azad et ve beni zincirlerden, bukağılardan ve işkencelerden muhafaza et.”
SAĞ AYAK YIKANIRKEN OKUNACAK DUA
”Ey Allahım! Ayakların kayacağı günde iki ayağımı sırat köprüsünden kaydırma”
”Niyet ettim Allah rızası için bugünkü Sabah namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilir ve ”Allâhü Ekber” düyerek iftitah tekbiri alınıp eller bağlanır.
Ayakta sırasıyla;
– Sübhâneke okunur.
– Eûzü Besmele çekilir.
– Fâtiha Suresi okunur.
– Fâtiha Suresi okunduktan sonra , Kur’an’dan bir sûre daha okunur.
-Rükû:
Huzeyfe (Radıyallahu anh)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)uyandığında:
”Bütün hamdler bizi öldürdükten sonra dirilten Allahu Teala’ya mahsustur ve dönüş ancak O’nadır.” diye dua ederdi. (Buhari, 8/85,88; Ebu Davud no: 5049)
Ebu Hureyre (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Sizin her biriniz uyandığınız zaman: ‘Bütün hamdler, ruhumu bana iade eden, cesedimde bana afiyet veren ve kendisini zikretmem için bana izin veren Allahu Teala’ya mahsustur.’ desin”(Tirmizi 2/247)
Aişe (Radıyallahu anha) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ”Herhangi bir kul, Allahu Teala kendisine ruhunu iade ettiği zaman: ‘Allahu Teala’dan başka hiç bir ilah yoktur. O tektir, hiçbir ortağı yoktur, mülk ona mahsustur, hamd de O’na aittir ve O,her şeye tam manasıyla gücü yetendir’ derse, O kişinin günahları denizlerin köpükleri kadar(fazla) da olsa, mutlaka Allahu Teala onun bütün günahlarını affeder”(İbni Sünni, Amelü’l-yevmi ve’l-leyle; 9 H. No: 10)
Ebu Sa’idi’l-Hudri (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
”Her kim uykusundan uyandığında: ‘Ölüleri dirilten ve herşeye son derece kadir olan zatı tesbih ederim. Ey Allahım! Beni kabrimden dirilteceğin günde günahlarımı mağfiret et. Ey Allahım Kullarını dirilteceğin günde beni azabından muhafaza et.’ derse Allahu Teala: ‘Kulum doğru söyledi ve bana sükretmiş oldu’ buyurur” (İbni Sünni, Amelü’l-yevmi ve’l-leyle; 9 H. No: 11)
Cabir (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
”Şüphesiz bir kul evine girip, yatağına sokulduğunda, meleği de, şeytanı da yanına koşar. Şeytan ”(Bugunü) şerle aç” der. Melek de kendisine ”Hayırla aç” der.
Eğer kul: ”Bütün hamdler ölümünden sonra, nefsimi (ruhumu) bana iade eden ve onu öldürmeyen Allahu Teala’ya mahsustur.
Bütün hamdler, gökleri ve yerleri kaymasınlar diye tutan Allahu Teala’ya Mahsustur. Onlar bir kayacak olsalar Allahu Teala’dan sonra (kendisinden başka) onları hiçbir fert tutamaz. Şüphesizki o daima Halim (ceza vermekte acele etmeyen)dir, Gafur (ziyade mağfiret eden)dir.” der ve sonra,
”Bütün hamdler o Allah’a mahsustur ki göğü yere düşmesin diye tutuyor, ancak (gökler) onun izniyle (kıyamette) düşerler. Şüphesiz ki Allahu Teala insanları elbette çok esirgeyici, çok acıyıcıdır.” der de, yatağından düşüp ölürse şehid olur, kalkar (gece namazı) kılarsa, büyük faziletlere nazil olur.” (Hakim, Müstedrek 1/548; Heysemi, Mecme’u’z-Zevaid 10/123)
Aişe (Radıyallahu anha) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gece uyandığı vakit şöyle derdi:
”Senden başka hiç bir ilah yoktur; ancak sen varsın. Seni (bütün) noksan sıfatlardan tenzih ederim. Günahlarımdan istiğfar eder, rahmetini isterim.
Ya Rabbi! İlmimi ziyade et. Beni hidayete erdirdikten sonra kalbimi kaydırma. Bana kendi tarafından rahmet hibe (bahş) et. Şüphesiz sen bol bol hibe edensin.” (Ebu Davud, no: 5061)
Abdullah ibni Amr (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
”Her kim gece uyandığında on kere ‘Allah ismiyle kalkarım’, on kere ‘Allah’ı tesbih ederim’, on kere ‘Allah’a iman ettim’, ‘Taguta (Allahtan başka ibadet edilen herşeye) küfrettim‘ derse, korktuğu zaman günahtan korunur.
Bir dahaki gece bu duaları yapıncaya kadar hiç bir günahın ona ulaşması (ve onun sevabını iptal etmesi gibi birşey) meydana gelmez” (Taberani, Tergib 1/421)
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun:
Ubadetü’bnü’s-Samit (Radıyallahu anh) dan rivayet edildiğine göre, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şöyle buyurmuştur;
”Her kim gecenin bir kısmında dönüp uyanır da:
‘Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur; mülk ancak O’unundur;hamd da yalnız O’na mahsustur. O herşeye hakkıyla gücü yetendir.Bütün hamdler Allahu Teala’ya mahsustur. Allahu Teala noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah’u Teala’dan başka hiçbir ilah yoktur ve Allahu Teala en büyüktür. Hiç bir günahtan dönüş hiçbir ibadetede kuvvet yoktur. Ancak Allahu Teala’nın yardımı ile vardır’ dedikten sonra:
”Ey Allahım! Beni mağfiret eyle.” sözünü söyler veya herhangi bir dua ederse,icabet edilir. Eğer ebdest alıp namaz kılarsa namazı kabul olunur. (Buhari Teheccüd 21,2/49)
”Tearre’‘ kelimesinin aslı tearra‘dır; idgam edilmiştir.
Gece uyumayıp, döşek içinde kendi kendine söylenerek bir taraftan öbür tarafa dönmek manasındadır.
Lakin, Esas ve Nihaye kitaplarında , uykudan konuşarak uyanıp kalkmak manasında olduğu zikredilmiştir. Bu uyanma hali ekseriya söz söylemekle birlikte olduğundan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimiz , bu uyanmayı takip edecek sözün tesbih ve tehlil olmasını öğretmeyi arzu etmiştir.
Bu yazımızda size faydalı olabilir. Lütfen okuyun: