Ana Sayfa Fıkıh

Sıdk (Doğruluk)

Sıdk, pek doğru, hiçbir zaman yalan söylemeyen, işinde ve sözünde doğru olan demektir.

“Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır.”[1]
“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve Resulüne iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenlerdir. İşte onlar sadıklardır.”[2]
“Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz, hayır ve itaat değildir. Fakat hayır ve itaat; Allah’a ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanan kimselerin davranışıdır. O kimseler malı seve seve akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, ihtiyacından dolayı dilenenlere, köle ve esirleri kurtarmağa harcarlar. Namazı kılarlar, zekatı verirler, söz verdiklerinde sözünü yerine getirirler, sıkıntılı ve geniş zamanlarında ve muharebe anında sabrederler. İşte sadık olanlar onlardır. İşte muttakiler de onlardır.”[3]
Görülüyor ki, bu ayeti kerime açıkça veya delalet yoluyla, insanlığın bütün üstün vasıflarını içinde toplamıştır. Buna işaretle peygamber efendimiz (s.a.v):
“Her kim, bu ayet ile amel ederse, imanını kemale erdirmiş olur” buyurmuştur.
İbn-i Mes’ud’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v) şöyle demiştir. “Doğru sözlülük iyiliğe götürür; iyilikte cennete götürür. Adam doğru söyleye söyleye Allah nezdinde sıddıklar derecesine çıkar. Yalan söylemek fenalığa, fenalık da cehenneme götürür. İnsan yalan söyler dururda nihayet Allah nezdinde yalancı diye yazılır.”[4]

İmam Malik (rah): Kul, yalan söylemeye ve yalana tabi olmaya devam eder ve böylece kalbinde siyah bir benek teşekkül eder. (Yalana devam ettikçe, büyüyerek) kalbi siyahlaştırır. Böylece artık Allah indinde yalancılar arasında kaydedilir.
Sıdk: “Sözün süsüdür.” (Hz Ali.)
“İnsanları sıdk’tan daha güzel bir şey süsleyemez.” (Fudayl b. İyad)
Sıdk: Niyet, söz ve amelde olur.
Niyette sıdk: (doğruluk) Son derece azimli olmak, ve Allah’a (c.c) yönelmek için iradeyi kuvvetlendirmek ve engelleri aşmaktır.
Sözde sıdk: Dilin hakkı ve doğruyu söylemesidir. Dil böyle alışınca artık hiçbir batıl konuşmaz.
Amelde sıdk: Şer’i yollara uyarak, Resülullah (s.a.v) tabi olmak suretiyle olur. Müslüman niyette, sözde ve amelde sadakati gerçekleştirince sıddıkıyet derecesine ulaşır. İmanın esası doğruluk, münafıklığın esası da yalandır.

Beyt:
İnsana sadakat yakışır görse de ikrah.
Yardımcısıdır doğruların hazreti Allah.[5]

SIDDIK : Hz Ebu Bekir’in (r.a) lakabı:
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Miraç’dan döndükten sonra sabahleyin Kabe’nin yanına gidip miracını anlatmıştı. Bunu işiten kafirler alay ettiler. Müslüman olmaya niyeti olanlar da vaz geçti. Miracı duyan Ebu Bekir (r.a) Resülullah’ın (s.a.v) yanına geldi, büyük kalabalık arasında yüksek sesle “Ya Resülullah miracınız mübarek olsun” Allah’u Teala’ya sonsuz şükürler ederim ki, bizleri senin gibi büyük peygambere hizmetçi yapmakla şereflendirdi. Parlayan yüzünü görmekle, kalpleri alan, Ruhları çeken tatlı sözlerini işitmekle nimetlendirdi.
“Ya Resülallah senin her sözün doğrudur. İnandım, canım sana feda olsun dedi. Ebu Bekirin sözleri kafirleri şaşırttı, diyecek şey bulamayıp dağıldılar. Şüpheye düşen, imanı zayıf birkaç kişinin de kalbine kuvvet verdi.
Resülullah (s.a.v) o gün Ebu Bekir’e (r.a) “Sıddık” dedi. Bu adı almakla bir kat daha yükseldi.[6]

Rivayete göre: Allah Teala Musa (a.s) şöyle vahiy etmiştir.
“Ben bir kulumu sevdiğim vakit ona, sadakatini görmek için dağların bile dayanamayacağı belalar veririm. Şayet sabrederse onu kendime veli ve dost edinirim. Şayet acziyet gösterir, feryad ederse, onu perişan ederim.”
Demek ki sadakatin alametlerinden birisi de taatleri gizlediği gibi, masiyet ve felaketleri de gizlemek ve onları, halkın duymasından hoşlanmamaktır.[7]

Ebu said el-Harraz da şöyle anlatıyor.
“Rüyamda iki melek gökten inerek bana doğruluktan sordular. Ben de: “Ahde vefa, verdiği sözde durmaktır” dedim. Onlar, “Doğru söylüyorsun” diyerek yine semaya çekildiler.[8]

Ebu Muhammed el- Hasan b. Ali b. Ebu Talip’ten (r.a) rivayet edildiğine göre, Peygamber’den (s.a.v): “Şüpheli işi bırakıp, şüphesiz işe sarıl;  zira doğruya gönül yatışır ve yalandan şüphelenir” dediğini ezberledim, demiştir.[9]

“Onların vazifesi (sana ya Muhammed) itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah’ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.”[10]

Sıdk, (doğruluk) bir misaktır, kulluk Ahdidir. Ahde vefa ve sadakatin mükafatı hem dünyada hem de ahiret’te verilecektir. Sıddıkların özellikleri ana hatlarıyla açıklanmıştır, Bunlar:
Sabır, İtaat, infak, istiğfar, ihlas, takva, haya ve emanet gibi özelliklerdir.
SIDK: Allah’ın emrine ve kanunlarına uygun bir yol izlemek ve insanların haklarına riayet etmek demektir. İman eden ve inancını hayata geçiren doğru insan Hz Peygamber’in (s.a.v) en güzel ahlakını örnek alır.

Kaynakça;
[1] Nisa 122.
[2] Hucurat 15.
[3] Bakara 177.
[4] Buhari.Müslim.
[5] Ziya paşa.
[6] Dini sözlük.Ahmed cevdet paşa.
[7] İhyau ulümid-din. C.4. s.703.
[8] ihyau ulümid-din. C.4.s.699.
[9] tirmizi rivayet etmiştir ve sahih hadis demiştir.R.Salihin.no:55.
[10] Muhammed. 21.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz