Ana Sayfa Hz.Muhammed (S.A.V)

Peygamber Efendimi’in (s.a.v) çocukluğu

Peygamberimiz (s.a.v) doğduktan sonra üç gün kadar annesi Amine tarafından emzirildi. Sonrada Ebu Lehebin cariyesi süveybe hatun bir müddet emzirdi. O zaman Mekke halkının çocuklarını bir süt annesine vermeleri adetti. Mekke’nin havası çok sıcak olduğundan, çocukları havası iyi, suyu tatlı olan civar yerlerdeki yaylalara gönderirler, Çocuklar bir müddet oralarda, verildikleri süt annelerinin yanında kalırdı. Her sene bu maksatla Mekke ye bir çok süt anaları gelir, birer çocuk alır giderlerdi. Çocukları büyütüp teslim edince de çok ücret ve hediye alırlardı.

Gelen kadınların her biri birer çocuk almışlardı. Peygamberimiz (s.a.v) yetim olduğu için fazla ücret alamama düşüncesiyle, ona talip olan çıkmamıştı. Gelen kadınlar içinde iffeti, temizliği, Hilmi, hayası ve güzel ahlakıyla tanınmış halime hatun adında bir kadın vardı. Binek hayvanları zayıf olduğu için diğerlerinden daha sonra Mekke ye ulaşmışlardı. Kocası ile Mekke de dolaşarak zengin ailelerin çocuklarının alınmış olduğunu görünce eli boş dönmemek için bir çocuk arıyorlardı. Nihayet görünüşü ile hürmet celbeden ve sıması çok sevimli olan bir zat ile karşılaştılar. Bu zat Peygamberimiz’in dedesi Abdülmuttalib idi. Onunla torununu almak üzere anlaştılar. Abdülmuttalib, Halime Hatunu Peygamber Efendimiz’i almak için Amine’nin evine götürdü.

Halime hatun der ki: Muhammed’i (s.a.v) alıp Hz Amine’nin evinden ayrıldım. Kocamın yanına gelince kocam onun yüzüne bakıp kendinden geçti. “Ey Halime bu güne kadar böyle güzel yüz görmedim” dedi. Onu yanımıza alır almaz kavuştuğumuz bereketleri görünce de, “Ey Halime bilmiş ol ki, sen çok mübarek bir çocuk almışsın” dedi.

Peygamberimiz (s.a.v) süt annesi Halime hatunun sağ memesini emer, sol memesini emmezdi. Onu da süt kardeşi emerdi. 2 aylık iken emekledi, 3 aylık olunca ayakta durur, 4 aylık iken duvara tutunarak yürürdü, 5 aylık iken yürüdü, 6 aylık iken çabuk yürümeye başladı, 7 aylık iken her tarafa gider oldu, 8 aylık iken anlaşılacak şekilde, 9 aylık iken gayet açık konuşmaya başladı, 10 aylık iken ok atmaya başladı.
 Halime hatun şöyle anlatmıştır: Muhammed (s.a.v) İlk konuşmaya başladığında, “La İlahe İllallahü Vallahü Ekber. Velhamdü Lillahi Rabbil Alemin.” dedi. O günden sonra “Bismillah” demeden hiçbir şeye elini uzatmazdı. Sol eliyle bir şey tutmazdı. Gece gündüz belli zamanlarda bevl ederdi.

 Yürümeye başladığın da çocukların oynadığı yerden uzak dururdu ve onlara. “Biz, bunun için yaratılmadık” derdi. Üzerinde beyaz bir bulut daima onunla birlikte hareket eder, onu gölgelerdi. Bir gün Halime hatun farkında olmadan süt kardeşi Şeyma ile öğlenin yakıcı sıcağında kuzuların yanına gitmişti.

Halime hatun, onu yanında göremeyince hemen arayıp buldu. Şeyma’ya niçin sıcakta dışarı çıktınız? dedi. Şeyma Anneciğim! Kardeşimin başı üzerinde bir bulut onu daima gölgeliyor, dedi. Süt kardeşleri ve hiç kimse ondan asla incinmemiştir.

Bir gün süt kardeşi Abdullah ile evlerinin yakınında bulunan kuzuların arasına gitmişlerdi. Süt kardeşi koşarak eve gelip, “Beyaz elbiseli iki kişi, Kureyşli kardeşimi yere yatırıp karnını yardılar, ellerini karnına soktular!” dedi. Halime hatun ile kocası Haris, hemen süratle koşup yanına geldiler. Baktılar ki, rengi değişmiş, semaya bakıyor ve tebessüm ediyor. Sana ne oldu yavrucuğum? diye sorduklarında şöyle anlattı: “Yanıma beyaz elbiseli iki kişi geldi. Birinin elinde içi kar dolu bir tas vardı. Beni tutup, göğsümü yardılar. Kalbimi de çıkarıp yardılar. Ondan siyah bir kan pıhtısı çıkardılar. Göğsümü ve kalbimi o karla temizlediler ve kapatıp gittiler” dedi. Peygamberimiz (s.a.v) üç yaşında iken olan bu hadiseye (Şakk-ı sadır-göğsünün yarılması) denir. Bu husus Kur’an-ı Kerim de İnşirah süresinin birinci ayetinde bildirilmektedir.

Muhammed (s.a.v) 6 yaşına kadar da annesinin yanında büyüdü. 6 yaşında iken annesi Ümmi Eymen adındaki cariye ile birlikte akrabalarını ve babası Abdullah’ın mezarını ziyaret etmek için Medine’ye gittiler. Medine de bir ay kaldılar. Yahudiler onun son peygamber olduğunu anlayınca Hz. Amine ona bir zarar gelmesinden çekinerek onu alıp, Mekke’ ye dönmek üzere yola çıktı. Ebva denilen yere geldiklerinde Hz. Amine hastalandı. Hastalığı artıp sık sık kendinden geçiyordu. Başında duran oğlu Muhammed’e (s.a.v) bakarak şu beyitleri söyledi.

Eskir yeni olan, ölür yaşayan,
  Tükenir çok olan, var mı genç kalan.
     Bende öleceğim, tek farkım şudur.
     Seni ben doğurdum, şerefim budur.
  Geride bıraktım hayırlı evlat,
  Gözümü kapadım, içim pek rahat.
     Benim namım kalır daim dillerde,
     Senin sevgin yaşar hep gönüllerde.
Biraz sonra vefat etti. Orada defn edildi. Ümmi Eymen,  Muhammed’i (s.a.v) yanına alıp, birkaç gün süren yolculuktan sonra Mekke’ye getirip dedesi Abdülmuttalib’in yanına bıraktı.

NOT: Muhammed’in (s.a.v) babası ve annesi İbrahim’in (a.s) dininde idiler. Yani Mü’min idiler. İslam Alimleri; onların İbrahim’in (a.s) dininde olduklarını ve Muhammed (s.a.v) Peygamber olduktan sonra da onun ümmetinden olmaları için diriltilip, Kelime-i Şehadeti işittiklerini, söylediklerini ve böylece bu ümmetten de olduklarını bildirmişlerdir. Muhammed (s.a.v) 8 yaşına kadar dedesinin yanında büyüdü.

Abdülmuttalib vefatı yaklaşınca oğullarını toplayıp Peygamberimiz’e (s.a.v) “Yavrum bu amcalarından hangisinin yanında kalmak istersin” deyince koşup amcası Ebu Talibin kucağına oturdu. Onun yanında kalmak istediğini söyledi. Peygamberimiz’i dedesi Abdülmuttalib oğlu Ebu Talib’e bıraktı ve ona iyi bakmasını önemle vasiyet etti. Bundan sonrada vefat etti. Peygamberimiz (s.a.v) sekiz yaşından sonra Amcası Ebu Talibin yanında kalmaya başladı ve onun himayesinde büyüdü. O zaman Mekke’de Ebu Talib de babası Abdülmuttalib gibi Kureyşin ileri gelenlerinden, sevilen, saygı gösterilen ve sözü dinlenilen bir zat idi. O da Peygamberimiz’e büyük bir sevgi ve şefkat gösterirdi. O nu kendi çocuklarından çok sever, yanına almadan uyumaz, bir yere gitmez ve “Sen çok hayırlısın, çok mübareksin” derdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz