Ana Sayfa Tasavvuf

Tasavvuf, Allah Sevgisine Yegâne Vesiledir

Hakk Teala ve Tekaddes Hazretleri ezelden nasiptar ettiği kimsenin nasibini, yolun hakiki rehberine teslim eder ve kişiyi ona ulaştırır. Mürid güne gün o nasibi alır ve terakki eder. Mevla o nasibi koymasaydı mürşide, o nasip yoktu. Mürşid O’nun koyduğu nasibi vermiş oluyor.  Daha doğrusu o kanaldan almış oluyor. Çünkü veren yalnız Hazret-i Allah’tır.

Mesela çocuk annesini emiyor. Annesi “Sütü ben verdim” diyebilir mi? “Ben verdim” dese, peki ona sütü kim verdi? Evet hakikaten çocuğu annesi emzirdi ama süt ona ait değil. Sütü vereni kimse düşünmüyor. Her şeyde Hazret-i Allah’ın ikram ve ihsanı vardır.
Mürşid de böyledir, bir ana gibidir. Nasibdar olanlara Hazret-i Allah’ın ezelden yerleştirdiği nasiplerini verir. Kendisine ait hiçbir nesnesi yoktur.

Evet Mürşid de vazifelidir. Bir kaymakamın idaresi bir kazayı, bir valinin idaresi bir vilayeti, bir reisi cumhur’un idaresi de devleti içine alır. Maneviyat da böyledir. Hepsinin kendilerine göre vazifeleri ve salahiyetleri vardır. Hazret-i Allah nasıl tecelli ederse, nasıl murat ettiyse öyle olur.

Bu çalışma üç merhaledir. Mürid Fenafişşeyh’de varlığını, Fenafirresül’de yokluğunu, Fenafillah’da hiçliğini yok eder. Daha doğrusu hiç olduğunu gözü ile görmeye başlar. Hep ezeli nasip başka hiç bir şey değil.
Cenab-ı Hakk buyuruyor: “İşte bu yol Allah’ın hidayet yoludur. Allah kullarından dilediğini bu yola eriştirir.”[1]
“O kullarım ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allah’ın kendilerine hidayet ettiği kimselerdir ve bunlar öz akıl sahipleridir.”[2]
[1] En’am / 88.
[2] Zümer / 18.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz