Ana Sayfa Fıkıh

Gıybet ve Dilin Afetleri

“Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”[1] 

“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.”[2]

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”[3]
 
Ebu Hüreyre’den  (r.a) rivayete göre, Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Gıybet nedir bilir misiniz? diye sordu. Ashab: Allah ve Resülü daha iyi bilir, dediler. “Kardeşini onun hoşlanmadığı bir vasıf ile zikir ve tavsif etmendir.” diye ta’rif etti. Kardeşimde dediğim vasıf varsa ne buyurursunuz? denilmesi üzerine: Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa işte o zaman gıybet olur. Yoksa, ona bühtan ve iftira etmiş olursun.”[4] buyurdu.

Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayete göre, Nebiyy-i Muhterem (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Allah’u Teala’ya ve ahiret gününe iman eden kimse hayır söylesin veyahut sussun.”[5]
Ebu Musa’dan (r.a) şöyle dediği rivayet olunmuştur. Ya Resülallah, hangi Müslümanlar daha faziletlidir? diye sordum. Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Elinden ve dilinden Müslümanların salim kaldığı kimsedir.”[6] buyurdu.

Süfyan b. Abdullah (r.a) anlatıyor:  (Bir gün) Ya Resülallah, bana sımsıkı sarılacağım bir amelden haber ver, dedim. Resül-i Ekrem Efendimiz:
“Rabbim Allah’tır de, sonra da dosdoğru ol, dedi.” Ya  Resülallah, hakkımda korkacağın şeyin en tehlikelisi nedir? dedim. Mübarek dilini (eliyle) tutarak:  “İşte budur.”[7] buyurdu.

İbn-i Ömer Hazretlerinden rivayete göre, Resül-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Şöyle buyurmuştur.
Zikrullah’dan başka çok söz söylemeyin. Çünkü –zikrullah’dan başka- çok söz, kalp için bir kasvettir. Şüphe yok ki, Allah’ın  (c.c) Rahmetinden insanların en uzak olanları katı kalplilerdir.[8]

Ebu Said el-Hudr-i’den (r.a) rivayete göre, Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Adem oğlu sabahladığı zaman, bütün uzuvları lisana baş eğerler ve -lisan-ı hal ile- Bizim hukukumuzu muhafaza hususunda Allah’dan kork. Biz ancak senden sadır olacak şeylerle cezalanırız. Sana tabiyiz. Eğer sen dosdoğru olursan, biz de dürüst oluruz. Eğer eğrilir, i’tidal den ayrılırsan, biz de öyle oluruz.”[9] der.

Enes’den (r.a) Resül-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:
“Ben Miraca çıkarıldığım da bir kavmin yanından geçtim. Bunlar bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. Bunun üzerine:  Ya Cibril, bunlar kimlerdir? dedim. Bunlar insanların etini yiyen (gıybet eden) ler, onların şeref ve namuslarına dokunanlardır.”[10] cevabını verdi.
Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayete göre Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Her Müslümanın diğer Müslim üzerinde kanı, ırzı, malı haramdır.” [11] buyurmuştur.

Bildirildiğine göre, bir gün Selman-i Farisi (r.a) Ebu Bekir ve Ömer (R.Anhuma) birlikte sefere çıkmıştı. Selman yol arkadaşlarına yemek pişiriyordu. Bir yerde mola verdiler, fakat Selman yiyecek bir şey hazırlamamıştı. Bunun üzerine, onu yanında yiyecek bir şey var mı, yok mu baksın ve varsa alsın gelsin diye Peygamberimize gönderdiler. Selman yiyecek bir şey bulamayarak arkadaşlarının yanına eli boş dönünce Ebu Bekir ile Ömer kendi aralarında onun için, Selman su almak üzere falan kuyuya varsa kuyu kurur, dediler. Bunun üzerine şu ayet indi:
“Birbirinizin arkasından dedi kodu yapmayın, sizden birisi ölü bir din kardeşinin etini yemek ister mi? Hiç şüphesiz bundan tiksinirsiniz.”[12]

Yine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor:
“Dedi-kodudan sakınınız, çünkü dedi-kodu zinadan daha ağır bir günahtır. Zira zina eden bir kimse tövbe edince tövbesi Allah tarafından kabul edilebilir. Fakat dedi-kodu yapılan kimse affetmedikçe dedi-koducunun affedilmesi mümkün değildir.”[13]

Alimler; Başkasını gıybet eden kimsenin sapan kuran bir çocuğa benzediğini söylerler. Bu çocuğun sağa sola taş atması gibi gıybetçide iyi amelini öteye beriye savurur.

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
“Aman gıybetten kaçınınız,  çünkü o, üç afet getirir.
1- Gıybetçinin duası kabul edilmez.
2- İyi ameli kabul edilmez.
3- kötülükleri birikir.
 
Hak Celle ve Ala Hz. Musa’ya (a.s) şöyle vahyetti:
“Her kim ki gıybetten tevbe ettiği halde vefat ederse o cennete en son girendir. Gıybette ısrar ederek ölen ise ilk cehenneme girendir.”[14]

Derler ki: Kıyamet günün de mümine kitapları gösterildiği zaman da kimisi iyilik göremez ve, “Namazım, orucum ve teatim nerededir?” der. Ona “İnsanları gıybet ettiğin için bütün amellerin gitti” derler.

Hasan-ı Basri’ye (k.s), “Falan kişi senin gıybetini yaptı” dediler. O da ona bir tabak gönderdi ve, “İşittim ki sen bana iyiliklerini hediye etmişsin. Bende iyiliğinize karşı iyilik yaptım” dedi.

Yahya b. Muaz dedi ki: “Müminin senden memnuniyeti şu üç haslet olsun: “Eğer fayda ulaştıramazsan zarar eriştirmeyesin; Sevindiremezsen bari kederli etmeyesin; Şayet övmezsen bari kötülemeyesin.”
[1] Hucurat / 12.
[2] İsra / 36.
[3] Kaf / 18.
[4] Müslim.
[5] Buhari. Müslim.
[6] Buhari.Müslim.
[7] Tirmizi./sahih,hasendir.
[8] Tirmizi.
[9] Tirmizi.
[10] Ebu Davud.
[11] Müslim.
[12] Hucurat / 12. K.Keşfi. S.127.
[13] K.Keşfi. S.124.
[14] R.Küşeyri S.221.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz