Ana Sayfa Tasavvuf

Niyet

Gavs-ı Sani Hazretleri (Seyyid Abdülbaki) (k.s):

“Biz bir amel yapacağımız zaman önce niyetimizi düzeltiriz, sonra o ameli yaparız.” buyurmuştur. Bir mürşit böyle tedbir alırsa, bizim ne kadar daha dikkatli olmamız gerektiğini iyi anlamak lazım.

Şah-ı Hazne Hazretleri’de (k.s):

“Yaptığım her işte niyetimi Allah (c.c) rızasına uygun olarak düzeltmeden o işi yapmam. Yaptığım her işi murad-ı İlahiye uydurur, ondan sonra yaparım.” buyurmuştur.
Böyle bir Allah yolunda, işin başı kadar sonu da önemlidir. Bunun için Allah’tan hayırda muvaffakiyet ve hayırlı bir akıbet istemeliyiz.

Muhammed Diyauddin (k.s):

“İnsanın niyeti, hali, maksadı sadece Cenabı Hakk (c.c) olursa, şüphesiz ona kolaylık ihsan ederek, kendisine ulaştıracak yolları nasıl olsa buldurur. Fakat niyet halis olmazsa onun desteğinden ve kolaylaştırıcılığından mahrum kalır. İhlas ne güzel bir vasiyettir. Her sır, samimiyet kelimesinde saklı.”
Hak yolu kalple başlar. Kalp, karar merkezidir. Kalbin kesin kararına niyet denir. Niyet işin evvelidir. Niyet, amelden hayırlıdır. Niyet, samimiyettir, bütün hayırların anahtarıdır. Yüce Allah (c.c) her işimizde kalbe ve kalpteki niyete bakar. Niyeti güzel olan güzel sonuç alır; kötü olan, yolda kalır.

Fahr-i Kainat Efendimiz (s.a.v), bu konuda şöyle buyurmuşlardır.

“Hiç şüphesiz ameller ancak niyetlere göre değerlendirilir ve karşılık bulur. Herkese niyet ettiği şey verilir. Kim hicretini Allah ve Resülü için yapmışsa, onun hicreti Allah ve Resülü için olmuştur. Kim de hicretini elde edeceği bir dünyalık ve evlenmek istediği bir kadın için yaparsa, onun hicreti de niyet ettiği bu şeylere olmuştur.”
“Müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Mümin (Allah için) bir amel yaptığı zaman kalbinde bir nur yayılır.”

Gavs-ı Sani Seyyid Abdülbaki (k.s):

Bu konu üzerinde çok durmakta ve sık sık şu uyarıyı yapmaktadır: “Sizler niyetinizi Allah için güzel yapın, her işiniz güzel olur, güzel sonuç verir. Kulun güzel niyetini Allah bilsin yeter.”
Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri’de (k.s): “Sizin amelinizi (ameldeki güzel niyetlerinizi) Melekler dahi bilmesin, onlar bilse ne olur ki, Allah bilsin yeter.” Onun içindir ki; Büyükler buyurmuştur ki, “Tasavvuf ve Tarikattan maksat, ihlas-ı ve muhabbeti İlahiye yi kazanmak içindir.”

Yine Gavsımız (k.s) niyet konusunda şöyle buyurdular:

“Bir insan sabah kalkınca, güzelce abdestini alsa, evinden işine giderken: “Ya Rabbi, sen Razzak-ı mutlaksın/bütün yaratıkların rızkını verensin. Biz çalışsak da çalışmasak da sen bizim rızkımızı verirsin. Lakin rızık için çalışmayı bize sen emrettin. Biz senin emrine uyup rızkımızı aramaya, kazanmaya gidiyoruz.” Diyerek niyet etse ve bu niyetle işe başlasa, bütün gün boyunca başını secdeden kaldırmayıp nafile namaz kılan kimse gibi sevap kazanır. İnsan için bunu yapmak çok kolaydır. Bu sevabı kazanmak için güzel niyet etmesi yeterlidir. “Tavsiyemiz, niyet edin çalışın bu yoldan ayrılmayın.”
Yine Gavsımız (k.s) bizlere yapmış olduğu bir sohbette güzel niyetle ilgili şu hadiseyi anlattı.
“Her çeşit günahı işlemiş bir adam İbn-i Asfur (manası:Kuşun oğlu) vardı. Bir gün sokakta çarşıya inerken bir çocuk bir kuşa, elinde eziyet veriyor. Diyor ki niyet ediyor: Ya Rabbi, bu çocuğa biraz para verip ikna ederek kuşu azat etmek üzere elinden alayım. Belki bu vesile ile senin affına nail olayım böylece kuşu kurtardı. Birkaç gün veya birkaç saat sonra her neyse adam ölüyor.
Adamın bir komşusu vardı, Evliya idi. Bu komşu birkaç gün sonra kabre gidiyor. Acaba bu komşu ne yapıyor diyor. Kabrin başına varıyor, gözlerini kapatıyor 25 Esteğfirullah çekiyor, bakmış adam cennette adamı ismiyle çağırıyor. Sen bizim komşu idin, siz çok günah işlemiştiniz. Doğru, evet yapmıştım. Siz ne yaptınız da Allah (c.c.) bağışladı. Adam yukarıdaki kuşu kurtarma olayını anlattı.Allah (c.c) bunun üzerine “Sen benim rızam için kuşu kurtardın, azat ettin ben seni niye azat etmeyeyim.” dedi.
Bunun için niyet Allah rızası için olmuş kuşu kurtarmış. Allah (c.c) kulunu affetmek için bahane arıyor. İnsanlar sadatların arkasından giderse belki Allah (c.c) af eder. Bir kuşu bıraktığı için af etmiş. Allah rızası için niyet yapmış, Allah (c.c) insanların niyetine bakıyor. İnşallah Allah bizi de sizi de Resülullah’ın (s.a.v) şefa’atından ayırmasın. Siz bize dua edin, bizde size dua ediyoruz.”
Güzel niyetin güzel sonuç vermesi, amelin salih olmasına bağlıdır. Kötü amelde iyi niyet olmaz. Haram bir iş, iyi niyetle helal olmaz, yapana fayda vermez.
Münafık kimse, görünüşte güzel işler yapabilir; namaz kılar, hacca gider, sadaka verir, zikir çeker, fakat niyeti Allah (c.c) olmadığı için bunların bir faydasını göremez. Hatta bütün yaptıkları azap sebebi olur. Bu, münafıklığın cezasıdır.
Bu yola Allah için girmeyen kimse, niyetini düzeltmeden bir fayda göremez. Niyeti güzel ve düzgün olan kimse, ameli az olsa bile fayda görür.

Hadisi şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Allah’ın zikri ve Allah için olan şeyler hariç, dünya ve içindekiler lanetlenmiştir.”
Bu hadisi şerifin akabin de Gavsımız (k.s) şöyle buyurdu:
“Niyetimizi devamlı kontrol etmemiz lazım, eğer niyetimiz dünya için olursa o melanetin içine giriyoruz. Niyet Allah için olursa hem dünya hem
ahiret işi görülüyor. Allah Teala devamlı insanın kalbini kontrol ediyor; iyi istiyorsa iyi veriyor, kötü yoldan istiyorsa kötü veriyor. Daima iyi olmak iyi istemek ve kalpdeki niyetimizi kontrol etmek şarttır. Allah’tan daima iyi ve hayrı istemek lazım.
Niyet kalbin amelidir. Niyet her işin ve ibadetin temelidir. Niyet asıldır, köktür, amel onun meyvesidir. Ameli şeytan ve insanlar görür, fakat niyeti ancak Yüce Allah bilir. Ameldeki kusurlar affedilir; fakat niyetteki bozukluklar yüzünden amelin sevabı kaybedilir, ileri safhada büyük tehlikelere düşebilir. Bunun için Resülullah Efendimiz (s.a.v): “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.” hadisiyle bu noktalara dikkat çekmiştir.
-Dilin “Hay” der iken kalbin “hü” demez;
-Ey derviş, bu müşkilin böyle çözülmez.
-Hak’ta birleştirmezsen dil ile kalbin;
-Ne yapsan toplanmaz dağınık halin.
Herkes niyetine göre sonuç alır:
Şunu kesin olarak bilelim ki, Allah Teala, kalbimizin karar kıldığı ve tercih ettiği şeyi bir gün önümüze çıkarır. Cenab-ı Hakk, kulun kalbinde sakladığı niyete göre tecelli eder. Her amel, niyetle başlar ve niyete göre sonuçlanır. İnsanlar zahire, Yüce Allah kalbe bakar.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) diyor ki:

“Ameller niyetlere göredir. Herkes ancak niyet ettiğini elde eder.”
Bu hadisin açıklamasın da ünlü bir İslam alimi bu konuda bize şu örneği anlatmaktadır. “Kıyamet günü hesaplaşmanın sonunda herkese amel defterleri dağıtıldığı zaman bazı müminler defterlerinden işlemedikleri iyiliklerin sevabını bulacaklar ve şaşıracakladır. Ulu Allah, bu yüce cömertliğinin sebebi kullarına şöyle açıklayacaktır. “Kulum… Sen dünya da iken keşke param olsa da Hacca gitsem, ah gücüm yetse de şu fakirin karnını doyursam, elimden gelseydi de şu köye bir cami, bir mektep yaptırsaydım diye düşünmez miydin? İşte içinden geçirdiğin bu iyilikleri niyetinin temiz olduğunu bildiğim için, yapmış gibi defterine yazdım.” İşte dinimiz de niyetin bu derece üstün bir önemi vardır. Onun içindir ki Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuşlardır ki:
“Müminin niyeti amelinden daha üstündür.”
Peygamber Efendimizden (s.a.v) rivayetle bir Kudsi hadiste şöyle buyrulmaktadır:
“Ulu Allah hem iyilikleri ve kötülükleri yaratmış ve hem de onları açıkça belirterek birbirinden kesin çizgilerle ayırmıştır. Herhangi bir iyiliği kafasına koyup da yapmayan kimseye, Ulu Allah nezdinde tam bir iyilik yazar. Kişi kafasına koyduğu iyiliği yaptığı takdirde ise Allah, yedi yüz ve daha yükseklere kadar çıkabilen katlarla o kulun defterine nezdinde iyilik sevabı yazar. Buna karşılık eğer kişi kafasına bir kötülük kor da onu yapmazsa Allah, o kula nezdinde yine bir iyilik sevabı yazar. Kul kafasına koyduğu kötülüğü işlerse o zaman Allah defterine (sadece) terk bir kötülük yazar.”

Hz. Ömer b. el-Hattap (r.a):

“Amellerin efdali, Allah’ın (c.c) farzlarını eda, haramlarından kaçınmak ve Allah (c.c) katında sadık niyettir.” buyurmuştur.
Salim b. Abdullah Ömer b. Abdülazize yazdığı mektupta “Bilmiş ol ki, Allah Tealanın kuluna yardımı niyeti nispetindedir. Kimin niyeti tam olursa Allah’ın ona olan yardımı da tam olur. Niyeti ne nispette eksilirse Allah’ın yardımı da o nispette azalmış olur.
Müridlerden birisi alimleri dolaşır ve “Devamlı olarak Allah (c.c) için amele beni teşvik edecek olan yok mu? Zira ben hiçbir anı boş geçirmek istemem” derdi. Ona, “Sen aradığını burada buldun elinden geldiği kadar iyilik ve ibadet yap, yorulduğun vakit yapacağına niyet et, bu niyet sayesinde her saatin ibadetle geçmiş olur.” denildi.
Bilal b. Sa’d: “Kul, müminim dediği vakit, Allah Teala ameline bakmadan onu bırakmaz. Amel ettiği vakit, verasına (takvalığına) bakar vera sahibi olunca da niyetine bakar, niyeti de halis olursa artık diğer kusurlarını Allah Teala düzeltir.

Resülullah (s.a.v) hadis-i şeriflerinde buyurur ki:

“Muhakkak Allah Teala kulunun suretine, amellerine bakmaz. Niyetine ve kalbine bakar.”

Yine Resülullah (s.a.v) Efendimiz buyurmuştur ki:

“Kıyamet günü hesaba çekileceklerin ilki, savaşta öldürülen bir kimsedir. O, hesap için ilahi huzura getirilir. Allah Teala dünyada kendisine verdiği nimetleri hatırlatır, o da hepsini tanıyıp itiraf eder. Allah Teala:
“Onlarla ne yaptın? diye sorar. Kul: Senin yolunda savaştım, nihayet şehit düştüm” der. Allah Teala: “Yalan söyledin. Sen benim rızam için değil, sana kahraman desinler diye savaştın; nitekim öyle de dendi” der ve sonra emredilir, yüzüstü sürünerek Cehenneme atılır.
İlk hesaba çekileceklerden birisi de ilim öğrenen, onu başkalarına öğreten ve Kur’an okuyan kimsedir. Allah Teala ona da verdiği nimetleri tek tek hatırlatır, oda hepsini kabul ve itiraf eder. Sonra: “O ilminle ne yaptın? diye sorar. Kul:
“Senin için ilim öğrendim, onu başkalarına öğrettim ve senin rızan için Kur’an okudum” diye cevap verir. O zaman Allah Teala: “Yalan söyledin. Sana “Alim” densin diye ilim öğrendin, iyi Kur’an okuyucudur” desinler diye Kur’an okudun. Nitekim öyle dendi” der. Sonra emredilir, yüzüstü sürünerek Cehenneme atılır.
Kıyamet günü ilk olarak hesaba çekileceklerden birisi de, Allah’u Teala’nın kendisine her türlü mal ve mülk vererek genişlik sağladığı bir kimsedir. Bu da ilahi huzura getirilir. Allah Teala kendisine verdiği bütün nimetleri tek tek hatırlatır; o da hepsini tanır ve kabul eder. Sonra Allah Teala:
“Sana verdiğim şeylerle ne yaptın?” diye sorar. Kul: “Ya Rabbi! Sevdiğin hiçbir hayır yolu bırakmadım, hepsinde senin için infak ettim” diye cevap verir. Allah Teala: “Yalan söyledin, sana cömert densin diye bu harcamaları yaptın. Nitekim dendi de, buyurur. Sonra emredilir, yüzüstü sürünerek Cehenneme atılır.”
Ebedi saadete sebep olacak bir işi, fani hedeflere heba etmek ne kadar acı bir şeydir. Başından sonuna kadar her şeyi ile Allah (c.c) rızasını hedef edinen tasavvuf yoluna girmek ve Allah’tan başka gayesi bulunmayan bir takva imamına biat etmek, ancak Allah rızası hedefe alındığında fayda verir.

Allah Resül-ü (s.a.v) buyuruyor ki:

“Üç sınıf insan var ki, Allah Teala onlarla kıyamet günü kelam etmeyecek, onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır. Bunlardan birisi de, bir imama sırf dünya için biat eden kimsedir. Bu kimse eğer imamı kendisine istediği dünyalığı verirse ona vefa gösterir, aksi halde sözünü dinlemez ve itaat etmez.”
Nesai.61
İbnu Kesir el-Bidaye, ıv.37.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz