Ana Sayfa Tasavvuf

Vakıf

Vakıf: Kendisinden yararlanmak mümkün ve caiz olan bir malı devamlı olarak, Allah’ın mülkü olmak üzere temlik ve temellükten menetmek ve menfaatini (faydasını) hiçbir şarta bağlamadan Allah rızası için Müslümanlara bırakması demektir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Sizler, sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayır ve taata asla ermiş olamazsınız. Her ne de infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir.”

Bu konuda Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:

“İnsan öldüğü zaman şu üç husus dışında amel defteri kapanır. Sadaka-i cariye, kendisinden istifade edilen ilim ve ana-babasına hayır duada bulunan Salih evlat.”

İslam da vakfın gayesi ve önemi Allah (c.c) rızasını kazanmaktır. Malını vakfeden Müslümanlar bidayetten (başlangıçtan) beri hep bu maksadı gütmüşler ve vakfiyelerinde bunu açık bir şekilde belirtmişlerdir. Halbuki diğer dinlerde yapılan hayrattan her seferinde uhrevi mükafat düşünülmemiş, dünyevi maksat, acıma hissi ve insaniyet fikride ön plana alınmıştır.

Müslümanlıkta ise “Takarrüb ilallah” tabirinden vecizeleştirilen “Allah’a yaklaşmak” onun rızasını aramak gayesi esas alınmış ve bu İslami manadaki vakfın sıhhat şartlarından biri addedilmiştir. Bu husus vakıf kurmak veya kurulmuş vakıflara bağışlarıyla yardım etmek veya hizmet etmek isteyen Müslümanların iyi bilmeleri gerekir.
“Vakfın koyduğu şart, din sahibinin koyduğu kanun gibidir.”
Her kim vakfın şart ve kurallarının bozulmasına yönelirse Şer-i Şeriften çıkmış ve haddini aşmıştır. Hazret-i Allah’a inanıp, ilahi kitapların indirilmesini ve peygamber gönderilmesini muhakkak bilip, kıyamet günündeki sual, cevap, sırat, mizan, haşr ve hesap ile İslam dinindeki iman edilmesi gereken diğer hususlara dikkat eden dindar ve şuurlu Müslüman olan bir kimse, vakıfların sıhhat ve lüzumuna hükmedilmiş olduğunu tasdik etsin. Şer-i Şerifin şart ve kayıtlarının değiştirilmesine yeltenmesin. Riayet edilen usul ve kaidelerini bozmak suretiyle hainlik ve tecavüz eylemesin.
Her kim ki, mezkur vakıflara bizzat zarar vermeye niyet eder veya Allah’tan çekinmeyip zarar kasteden kimseye yardım eder veya destek olursa ve vakıflarda bazı hususların noksanlaştırılmasına ve bozulmasına bizzat veya dolayısıyla sebep olursa, muhakkak ki Ahiret’e Allah’ın gazabıyla döner. Onun varacağı yer de cehennemdir.
Bu gibilerin bütün amelleri hükümsüz bırakılarak daimi azap içinde sürünecekleri yer, mahrumiyet vadisidir. Bunlar, dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Halbuki iyi bir iş yaptıklarını sanırlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz