Ana Sayfa Rüya Tabirleri

Rüyanın Hayatımızdaki Yeri

Rüya ve yaşam konulu bu yazımızda, rüya ile amel edilir mi, rüyaya göre hareket etmek ne kadar doğru, bu konularda İslam büyükleri ne demiş ve örnek olaylar üzerinde duracağız.

Rüyanın Hayatımızdaki Yeri
Rüyanın bir müjde ve uyarı olduğunu bildiren hadisler, asıl olarak rüyanın müminin hayatındaki yerine dikkat çekiyor. Bunun için, bir mümin gördüğü bir rüya sonucu hayatına çekidüzen verebilir, ibadet ve davranışlarını geliştirebilir.

Bir seferinde Abdullah bin Ömer rüyasında iki melek görür ve melekler kendisine, “Namazı da çok kılsan, ne iyi adamsın sen” derler.
Bu rüyayı Hz. Abdullah, kız kardeşi ve Efendimizin hanımı Hz. Hafsa’ya anlatır, Hz. Hafsa da Peygamberimize arz eder.
Peygamberimiz de “Çokça gece namazı kılsa, Abdullah gerçekten salih bir kuldur” diye buyururlar.
Hz. Abdullah’ın talebesi ve bir hadis deryası olan Hz. Nâfi der ki: “Bundan böyle Abdullah gece namazlarını artırdı.”
Sahabilerin hayatında da bu tarzda uygulamayı görüyoruz.

Bir zât Hz. Ömer’e gelir, rüyasında ay ile güneşin birbiriyle savaştıklarını görür.
Hz. Ömer, “Sen hangisiyle beraberdin?” diye sorar.
Ben, “Ay ile” beraberdim diye cevap verir
Hz. Ömer, “Sen mahvedilmiş âyetle (ışığı kendinden olmayan bir gökcismi ile) beraberdin; asla bir iş üstlenemezsin” der ve rüyayı gören adamın karakter yapısını dile getirir.

Bu hadisi ve rivayeti nakleden İslâm hukukcusu eş-Şâtibî şu bağlayıcı açıklamayı getirir:
“Bu çeşit rüyalarla amel edilebilmesi için aranan şartların üzerinde durmak gerekir. Sadece rüya ile değil, keşif ve ilham gibi yolların dikkate alınıp onlarla amel edilebilmesi için mutlak surette dinî bir hükme veya şeri bir kaideye ters düşmemesi gerekir. Çünkü dinî bir kaide ve hükmü ihlal eden, bozan bir şey haddizatında hak olan bir şey değildir. O ya hayaldir, ya vehimdir veya şeytanın bir telkinidir. Bunlar bazen içlerinde bir hak unsuru taşıyabilir, bazen de haktan hiçbir şey taşımayabilir.

Bu açıklamaya örnek bir rüya verelim. Günümüzde yaşanan vahim bir olayı anlatmak istiyorum. Bir adam karısıyla beraber uyumaktadır. Gece gördüğü rüya sonucu yataktan sıçrar. Rüyasında karısını bir başka erkekle onu aldattığını görmüştür. Rüyasına binayen hareket eden adam karısını o gece öldürür. Bu rüyada da adamın fiilinde de hiçbir şekilde hayırdan bahsedilemez. Bu tip rüyalar ya şeytani rüyalardır yahut bilinç altı rüya dediğimiz günlük rüyalardandır. Bu rüyalara göre hareket etmek doğru değildir.
“Bu durumda bunların dikkate alınması doğru değildir. Çünkü dinen sabit olan bir şeye ters düşmektedir. Şöyle ki: Hz Peygamberin getirmiş olduğu dinî hükümler geneldir, özel değildir. Onun esasları bozulamaz. Durum böyle olunca, dinin belirlediği esaslara ters düşen her şey sakat ve bâtıldır.

“Bu konuya verilecek misallerden biri de İbn Rüşd’e sorulan bir sorudur. Bir hâkim, kendisine gelen bir davada, doğru sözlülükleri ve adaletiyle bilinen iki şahidin şahitlikte bulunmasından sonra, rüyasında Hz. Peygamberin kendisine, ‘Bu şahitlikte hüküm verme, çünkü o bâtıldır’ dediğini görür.)
Rüyanın hayale, bilinçaltına, biyolojik konuma kapısı açıktır. Bu açıdan ciddi biçimde üzerinde durup incelemeye çalışmak gerçekçilikle bağdaşmaz. Çünkü öyle rüyalar vardır ki, görüntüsü hayırlı iken bazen tam tersi çıktığı için kötü rüya olarak değerlendirilir, insanı ümitsizliğe düşürür, moralini bozar, kötü düşüncelere götürür. Nice rüyalar da var ki, görünümü dehşetli, zararlı ve pis oldukları halde yorumu ve manası güzel çıkar. Öyle ki bu durum atasözlerimize geçerek rüyalar tersine çıakr denmiştir. Ancak en güzeli rüya tabirini bilene bırakmaktır

Bu arada Bediüzzaman “Uykunuzu bir dinlenme vasıtası kıldık” (Nebe’, 78:9) mealindeki âyete “Rüyada ve nevmde (uykuda) perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir” şeklinde bir açıklama getirir ki, rüyadaki hakikatlerin yoruma, tabire ve tevile müsait olduğunu ifade eder. Cenâb-ı Hakkın, keşfiyatta, yani manevi hallerin açılımında, görülmesinde ve sadık rüyalarda gayb âlemine yönelik bazı hakikatlerin gün yüzüne çıktığına temas eden Üstad, O hakikatlerin gerçek yönlerinin, olayın ortaya çıkmasından sonra bilineceğini anlatır
Sâdık rüyaların hiçbir şekilde ‘delil ve hüccet’ olamayacağına da işaret ederken, rüyaların hadiste bildirildiği üzere birer müjde özelliğini taşıdığını dile getirir

Rüyaların dinde, Kur’an’da ve sünnette, özellikle tasavvufta yeri vardır ve önemlidir, ama rüyalar dinî bir hüküm içermez, dinî bir meseleyi hükme bağlamaz ve bu noktada onunla amel de edilmez.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz