Ana Sayfa Rüya Tabirleri

Rüya Türleri

Rüya Türleri
Gördüğümüz her rüya bir değildir. Rüyalar kendi içinde 3 ayrı türden oluşmaktadır. Bunlar: Günlük Rüyalar (Nefsanî rüyalar), Şeytanî rüyalar ve Rahmani Rüyalar (Sadık rüyalar). Bu yazımızda sizlere rüyanın kısımlarını açıklayarak gördüğünüz rüyanın mahiyetini anlamanızda yardımcı olmaya çalışacağız.
 
Günlük Rüyalar (Nefsanî rüyalar):
Uyanıkken günlük yaşantımızda meşgul olduğumuz, bizi zihnen ve bedenen yoran şeylerle ilgili rüyalardır. Kur’an-ı Kerim bu rüyalar için “edğasü ahlâm” tabiri kullanır. Yani yaşı kurusuna karışık ot demeti gibi boş hayaller, kâbusîu düşünceler yığını düşlerdir; birtakım şuuraltı hayallerden ibaret yalancı rüyadır. Gerçekle bir ilgisi olmadığından bu rüyaları anlatıp tabir ettirmeye gerek yoktur.
Resulullah (a.s.m.) buyurur ki:

“Herhangi biriniz, hoşuna giden bir rüya gördüğü zaman, bilsin ki o Allah’tandır. Bu halde Rabb’ine hamd etsin ve rüyasını başkasına da anlatsın. Hoşlanmadığı bir rüya gördüğü zaman bilsin ki şeytandandır. Bu durumda ise o rüyanın şerrinden Allah’a sığınsın; uyanınca sol tarafına dönerek tükürür gibi üç defa ‘Tuh!’ desin ve onu kimseye anlatmasın. Zira bu rüyanın, onu görene hiçbir zararı dokunmaz.”
Meşhur rüya tabircisi İbn-i Şirin bu konuda şu tavsiyede bulunur:
“İyi bir rüya gördüğünüz zaman bunu sakın ola ki düşmanınıza, cahil kimselere ve çocuklara anlatmayın. Kime tabir ettirmek istiyorsanız sadece ona anlatın. Güzel bir rüya gördüğünüz zaman hemen Ayete’l-Kürsi’yi okuyun, ellerinizle yüzünüzü mesh edin ki rüya sizin için hayırlı olsun!”
 
Şeytanî rüyalar:
Şeytan insanın ezelî düşmanı olduğundan uyanıkken olduğu gibi uyurken de zarar vermeye çalışır. Korkulan rüyalar bu kısımdandır. Böyle rüyaları başkasına anlatmamak ve şeytanın şerrinden Allah’a sığınılmalıdır
Sahabeden bir zat Allah Resulüne gelerek “Rüyamda gördüm ki güya başım kesilmiş ve başımın ardı sıra gidiyorum” dedi.
Resulullah (a.s.m.) buyurdular ki: “Uykuda şeytanın seninle oynadığını kimseye söyleme!”
 
Rahmani Rüyalar (Sadık rüyalar):
Allah tarafından doğrudan doğruya veya bir melek vasıtasıyla bildirilen İlahî telkindir ki asıl rüya bu dur. Bu rüyada görüntüden öte, şekilden hakikate geçilecek manalar gizlidir.
Fahr-i Kâinat Efendimizin bildirdiğine göre “Mümin kulun müjdesi, salih rüyalardır.”
Sadık rüyalar bir çeşit keramet olarak nitelendirilir. Rüyanın hakikati, kalbe gelen duyguların hayalidir.

Sadık rüyalar iki kısımdır. Bunların bir kısmı açık, bir kısmı kapalıdır. İçinde rumuz ve işaretler bulunduğu için tabire ihtiyaç duyulmaktadır. Açık ve tabire ihtiyaç duyulmayan rüyalara Hz. İbrahim’in rüyası1 örnek olabilir. Tamamen tabir gerektiren rüyalara örnek ise Mısır Sultanının gördüğü ve Hz. Yusuf un tabir ettiği, ayrıca Osmanlı padişahı olan Osman Bey’in rüyaları olabilir.
Sadık rüyanın alametleri şunlardır: Rüyayı gören şahıs, rüyanın etkisiyle hemen uyanır.

Şuuru yerindedir. Rüya bütün teferruatıyla hafızasına kaydolmuştur. Gördüğü rüya uyandığı zaman da aynı canlılığını devam ettirir, korur.
Sadık rüya, boş meşguliyet ve hastalıktan uzak, hayallere kapılmadan, berrak bir zihin ve tertemiz duygularla beklenmedik bir anda görülen rüyadır.

Böyle rüyayı veli ve salih insanlar gördüğü gibi, âmi bir mümin de görebilir.
Bu tür rüyalar Allah’ın bir lütfü ve müjdesi olduğu gibi ikaz, irşat ve ibret de olabilir.

Rüya ahiret delili:
Rüya ahirete iman için bir delildir.
Rüyaya inanan kimse, “Artık ben görmediğim bir âleme inanmam” diyemez.
Çünkü rahat yatağında uyurken kâh azap, kâh müjde seni buluyor. Öyleyse ölüm ve ahiret de seni bulacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz