Ana Sayfa Rüya Tabirleri

Kur-an ’da Rüyanın Yeri

Bazılarımız rüyaları sadece bilinçaltımızda yatan şeylerin gece hayal şeklinde görünmesi olarak bilmekte. Halbuki rüyalar derinlemesine bilinmesi gereken bir olaydır. Kutsal kitabımızda rüyalar ile ilgili birçok ayet yer almaktadırBu yazımızda rüyaların İslami yönünü açıklayıp Kur-an ’dan delillerle bunu ispatlayacağız. Bunu yaparken peygamberlerden örnekler verip içinde rüya kelimesi geçen ayetleri örnek göstereceğiz.
 
Kur-an ’da Rüyanın Yeri
Vahiy ilk altı ayda Peygamber Efendimize rüya yoluyla bildirilmiştir. Kur’an da rüyaya doğrudan veya dolaylı olarak yer vermiştir.
“Dünya hayatında da ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde asla değişiklik olmaz. En büyük kurtuluş işte budur.”

Müfessirlerin çoğu ayette geçen müjdenin salih rüya olduğunu bildirmişlerdir.
Atâ bin Yesâr, Ebu’d-Deryâ’ya (r.a.) “Dünya hayatında onlar için müjde vardır” ayetinin manasını sorar. O da der ki:
“Resulullah (a.s.m.) sorduğum günden beri bu meseleyi bana senden başka yalnız bir kişi sordu.” Resulullah’a sorduğunda şöyle buyurmuştu:

“Bu ayet bana indirildiği günden beri senden başkası sormadı. O (müjde); Müslüman’ın gördüğü veya Müslüman’a görünen sadık rüyadır.”
Saffat Suresinde, İbrahim’in (a.s.) oğlu İsmail’i kurban etmeye niyetlenmesinin söz konusu olduğu bildirilir:

‘“Ya Rabb’i, bana salih kullardan olacak bir evlat nasip et’ diye dua etti. Biz de onu yumuşak huylu evlatla müjdeledik. Oğlu İsmail kendisiyle birlikte iş yapacak yaşa gelince İbrahim ona dedi ki: ‘Oğlum, ben rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm. Sen buna ne dersin?’ İsmail, ‘Babacığım’ dedi, ‘Sen emrolunduğun şeyi yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın.’ İkisi de Allah’ın emrine uydular. İbrahim kurban etmek üzere oğlunu yere yatırdı. O sırada biz nida ettik: ‘’Ey İbrahim, sen rüyanda emrolunana uydun. İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlar işte Biz böyle mükâfatlandırırız. Ona oğlu yerine büyük bir kurbanlık koç verdik.”
Peygamber Efendimiz müşriklerin engellemesi üzerine umre yapamamıştı. Fakat Hudeybiye Barışından önce rüyasında bu müjdeyi vermişti. Fetih Suresinde şöyle anlatılır:

“Andolsun ki Allah, Peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Ey iman edenler! Siz Allah dilerse güven içinde, başlarınızı tıraş etmiş veya saçlarınızı kısaltmış olarak korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. Size bundan başka yakın zamanda zafer verecektir.”

Yusufun (a.s.) hayatı gördüğü rüya üzerine kurulur. Başından geçecekleri özet halinde rüyasında görmüştür.
“Hani bir vakitler Yusuf, babasına ‘Babacığım, doğrusu ben rüyamda on bir yıldızı, güneş ve ayı gördüm. Gördüm ki bana secde ediyorlar’ dedi. Yakup ona, ‘Oğulcuğum’ dedi ‘Rüyam kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar… Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır.’

‘İşte bunun gibi Rabb’in seni seçecek; sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; hem sana hem de Yakup hanedanına nimetini tamamlayacak, nasıl ki daha önce ataların İbrahim ve İshak üzerine nimetini tamamlamıştı. Şüphesiz ki Rabb’in her şeyi hakkıyla bilendir ve yegâne hikmet sahibidir’”6
Yusuf Suresindeki rüyaya diğer ayetlerde de yer verilmiştir.

Yusuf (a.s.) zindan arkadaşının rüyasını yorumlayıp zindandan kurtulacağını bildirir ve efendisine kendinden bahsetmesini öğütler. Şeytan ise ona unutturur. Zindanda yedi yıl daha kalır. Mısır Kralı bir rüya görür. Rüyasını tabir ettirmek için topladığı tabirciler aciz kalırlar. Zindandan arkadaşı işte o zaman Yusuf u hatırlar. Krala Yusuf’tan (a.s.) bahseder.

“Kral dedi ki: ‘Ben rüyamda yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini, bir de yedi yeşil başak ile bir o kadar kuru başak gördüm. Ey halkın büyükleri! Eğer rüya yorumlamayı biliyorsanız, rüyamı yorumlayıp bana bilgi verin.’ Onlar, ‘Bu birbirine karışmış neyin nesi olduğu bilinmeyen rüyalardır. Biz böyle karışık rüyaların yorumunu bilen kimseler değiliz’ dediler. Zindandan kurtulan adam, bir hayli zaman sonra Yusuf u hatırladı da, ‘Ben size bunun yorumunu haber vereyim, beni hemen zindana gönderin’ dedi. Zindana varınca, ‘Ey Yusuf, ey doğru sözlü arkadaş, bize yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini, bir de yedi yeşil başak ile bir o kadar kuru başak şeklinde bir rüyamın yorumunu yap ki insanlara döneyim de ola ki senin değerini bilirler’ dedi. Yusuf ona dedi ki: ‘Yedi yıl âdetiniz üzere devamlı ekerseniz; yiyeceğiniz için az bir şey ayırmanız dışında biçtiklerinizi başağında bırakın, sonra onun ardından yedi yıl sıkıntı ve kuraklık meydana gelecek. Tohum için sakladığınız az şeyin dışında, önce biriktirdiklerinizi yiyip götürecek. Sonra onun ardından bir yıl gelecek ki halk yağmura kavuşacak ve o yıl içinde sıkıp sağacaklar.’”

Bu tabiri Krala anlatır ve zindandan kurtuluşuna vesile olur. Hz. Yusuf (a.s.) Mısır’da azizlik mertebesine erişir. Kıtlık sebebiyle sıkıntıya düşen Hz. Yakup’un oğulları zahire almak için Mısır’a gelirler ve bundan sonra hadiseler birbirini takip eder.

“Ve ana-babasını tutup taht üzerine çıkardı. Onlar da gelip Yusuf a saygı gösterdiler. Yusuf: ‘Babacığım’ dedi, ‘İşte daha önce gördüğüm rüyanın yorumu bu! Rabb’im rüyamı gerçekleştirdi, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra bizi çölden buraya getirdi. Şüphesiz ki Rabb’im dilediği hususlarda çok lütuf sahibidir. Rabb’im! Gerçekten bana mülk verdin, rüyaları yorumlamayı bana öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da ahirette de işlerimi düzene koyan, bana sahip çıkan sensin. Ruhumu Müslüman olduğum halde al ve beni iyi kişilere kat.’”
Kur’an’da gerek açıkça, gerekse işaret yoluyla kullanılan rüya kelimesinden başka “Adğasü ahlâm” ve rüya tabiri ifadelerine de yer verilmiştir.

Ayrıca “Allah, bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur veya bir elçi gönderir; izniyle dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki o çok yücedir ve Hakimdir” şeklindeki ayette geçen “perde arkasında konuşur” ifadesinden rüyadaki konuşma kastedilmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz