Ana Sayfa Tasavvuf

Rabıta Nedir Nasıl Yapılır?

  Mustafa İsmet Garibullah, Büyük şeyh Efendi (k.s) Risale-i Kudsiye’sinde: Rabıtayı şerifinin, Tarikati Aliyye-i Nakşibendiye de rükn-ü a’zam (en büyük temel) olduğunu beyan eden bapta şöyle buyurdu.

-Eğer bin yıl sen etsen ah-ü vahı
-Ne mümkün bulasın böyle o şahı
-Gözet sen kamil insandan o şahı
-Girip gönlüne bul şaha rahı
-Gönül rabt et hemen hakka gidelim
-Cemal-i ba kemale seyr edelim

“Eğer sen, bir şeyhe bağlanmadan bin sene kendi başına Allah Tealaya kavuşmak için inleyip dursan, böylece o Mevla Tealayı bulman mümkün değildir. Sen o padişahlar padişahı olan Mevla’yı Tealayı, onun aynası mesabesinde olan kamil insandan gözet. O kamil insanın gönlüne girerek, Mevla’ya varan yolu bul! Hemen onlara gönül bağlayıp (rabıta edip) Hakka gidelim.”

Allah Teala buyurdu ki. “Kullarımın içine gir, cennetime gir.”
 
Necmeddin-i Kübra (k.s) Te’vilat-ı Necmiye isimli eserinde, bu ayeti kerimenin te’vilini yaparken; “Benim zatımla ve sıfatlarımla baki (tarikattan sonra hakikata kavuşarak, manevi dirliği bulmuş) olan kullarımın içine gir. Zatını (kendini) ve enaniyetini (benliğini) yok ettiğin için zatımın cennetine gir.” diye mana vermiştir.

Mürid içini şeyhine bağlamazsa (ona rabıta yapmazsa) geçmiş asırlardaki büyüklerin erdiği fena sırrına asırlarca çalışsa da asla kavuşmaz ve onun içine (kalbine) Zat-ı pak-i Sübhaniye,sıfat ve şuun-i ilahiyeye ait feyizler tecelli etmez.

  -Eğer ukbada olsa şeyhin evlad
 -Ona etsen olur rabıta mu’tad
 -Veli nakıs kalırsın gayr-ı üstad
 -Gerek bulmak olasın taki evtad
 -Bu evtaddan bulup Hakka gidelim
 -Cemal-i ba kemale seyr edelim…

“Evladım! Eğer şeyhin ahirette olsa, ona rabıta yapmayı adet etsen, bu caiz olur. Lakin yeni bir üstat bulamazsan, nakıs (eksik) kalırsın. Evtad (cihanın manevi direkleri mesabesinde olan Evliyullah)dan olmak istersen, üstat bulman gerekir. Allah’ın bu velilerinden birini bulup Hakka gidelim. Cemal-i ba kemale seyr edelim.

Aziz evladım! Gel, kalbini şeyhine bağla, onu kendine arkadaş ederek, onunla Allah’a (c.c) kavuş, ona teslim olup Mevla’nın gayrı her şeyi bırak. Onu Allah’a kavuşmana vesile bilerek kalbini ona bağla. Hemen ihlasla (samimiyetle) ona bağlanıp Hakka gidelim. Cemal-i ba kemale seyr edelim.”

Tarikata ilk girenler bütün feyizlerini zikirden bekleyip rabıtaya layıkıyla ihtimam etmedikleri takdirde beklenen gayeye vasıl olamayacakları, ancak “Sadıklarla beraber olun” Ayet-i celilesine uyarak rabıtayı feyz kaynağı kabul edenlerin pek yakın bir zaman içinde zikir nuruyla nurlanacakları galip ihtimali Muhammed Masum Hazretlerini bu kanaate sevk etmiştir.

Kötü havadan, vücut sağlığı zarar göreceği gibi, kalp de gaflet ve kasvet ehli ile bir arada bulunmak ve onlarla görüşüp konuşmaktan müteessir olur. Zamanımızda ise bundan tamamıyla kurtulmak mümkün olamayacağından, vakitlerin çoğunda rabıtaya dikkat etmek lazımdır.

Rabıtanın kolay ve hafif şekli de vardır. İnsanın fikren ve zihnen mürşidini hatırlayarak bu şekilde maiyyetinde bulunduğunu düşünmek de rabıtadır. (Manevi rabıtadır)

Tarikatta ve manavi terakkide feyz almak isteyen bir salikin mürşidinin rabıtasına olan itimadı, ilim öğrenmek isteyen bir talebenin hocasının şifahi ifadelerine olan bağlılığından üstün olmalıdır.

Kendini zorlamaksızın rabıtanın kendiliğinden hasıl olması, mürid ile şeyh arasında tam bir yakınlık olduğunun alametidir. Bu yakınlık faydalı olma ve istifadeye yarar. Yollar içinde rabıtadan daha çabuk kavuşturanı yoktur.

Bu tarikati aliyye’ye sülük edip ilerlemek, rehber olan şeyhin muhabbet rabıtasına bağlıdır.

Hazreti Allah’a (c.c)  ait olan ilahi feyz Habibi’nin (s.a.v) deryasına gelir, oradan da zamanın mürşidinin deryasına gelir. Ezeli taksimata dahil olanların, nasiplerini alabilmeleri için, o deryaya doğru kalplerini açık bulundurmaları lazımdır. Su mütemadiyen akıyor, fakat sen testini çeşmeye tutmuyorsun. Testiyi çeşmeye tutmak demek, rabıtada durmak, kalbi o deryaya bağlamak demektir.

Her şeyden dikkatler kesilmek suretiyle gözler kapatılır. Gönül penceresi açılır ve oraya raptedilir. Böylece 10-15 dakika veya daha fazla beklenir. Mürşidi kamilin nazarına ne zaman mazhar olacağı belli olmaz. Her zaman hazır olmak lazım ki, bir defa isabet ederse kalbi ihya eder. Mevla dilediği kadar verir. Sende nasibini alır ve o nasiple yürürsün. Kendi başına senelerce kat etmediğin mesafeyi bir anda aşırırlar. İç alemin tamamen değişmiş olur. O feyz ve bereketle içindeki bakırı altına çevirirler. Eski yep yeni olur. Bütün vücut nurlanır. Ne zaman tecelli edeceği belli olmadığı için, kalbini oraya yasla ve ihlasla sadakatle hep orayı bekle, bakma başka yere.

“Biz Adem de azim bulamadık.”[1] buyuruyor.
Çok korkutucu bir Ayet-i Kerime. Bizde azim arandığı apaşikar. “Sizden de azim bekleniyor, Ona göre hareket edin” manası çıkıyor.

Cenab-ı Allah lütuf etmezse, itimat edin yapılacak hiç bir şey yok. Allah’ımız lütfederse olur. Çünkü içerde korkunç bir nefis, onun da bitmez tükenmez arzuları var.

Bütün arzularını toplasan bir fındık kabuğunu doldurmaz. Fakat kişinin ebedi hayatını kaybettiriyor. Diyelim ki bütün isteklerine nail oldu, bunun bir faydası var mı? Şu halde Allah’ımıza sığınalım, nefsin boş arzularından bizi kurtarsın. Hakk ve hakikatla bizi meşgul ettirsin..!
[1] Taha / 15

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz