Ana Sayfa Fıkıh

Allah (c.c) Yolunda İnfak

“Ey müminler! Size ne oluyor ki, Allah yolunda infakta bulunmuyor, mallarınızı sarf etmiyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası zaten Allah’ındır.”[1]

İnfak konusunda en güzel örnek Ashab-ı Kiram (R.Anhum) Efendilerimizdir. Onlar Allah’a ve Resülüne o kadar inanmışlardı ki, hiç tereddüt etmeden mallarını ve canlarını feda etmekten çekinmediler.

Sıddık-ı Ekber (r.a) bütün malını ortaya koymuştu. Resülullah (s.a.v) Efendimiz “Ya Eba Bekir! Ehline ve çocuklarına ne bıraktın? Diye sorduğu zaman “Allah ve Resülünü bıraktım” buyurmuştu.

Hz. Ömer (r.a) bu hadiseyi şöyle anlatıyor.
Bir gün Resül-i Ekrem (s.a.v) bize, askeri donatmak için, sadaka getirin diye emir ettiler. Benim malımın çok olduğu bir zaman idi. Gönlümden geçti ki, her zaman kardeşim Ebu Bekir (r.a) sadaka hususunda hepimizden fazla sadaka verirdi. Ama bu defa ben ondan fazla vereyim diye, malımın yarısını götürdüm. Resülullah (s.a.v) buyurdular ki:
“Ya Ömer ehl-i beytine (ev halkına) ne alıkoydun.” Dedim ki Ya Resülallah bu kadarını (yani yarısını) bıraktım. Bu sırada Ebu Bekir (r.a) bütün malını getirip koydu. Hazreti fahri kainat buyurdu ki:
“Ya Eba Bekir Ehl-i beytine ne alıkoydun?” Hz. Ebu Bekir,Ya Resülallah! Ehlime Allah’ü Teala’yı ve Resülünü alıkoydum, buyurmuştur.

Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tanesi olan ve yedi başak bitiren bir tohuma benzer. Allah dilediğine fazlasıyla verir. Allah’ın lütfü geniştir ve O her şeyi bilendir.”[2]

Ayeti Kerime de Allah Teala şöyle buyurmaktadır.  “Kim (Allah huzuruna) iyilikle gelirse ona getirdiğinin on katı vardır.”[3]

“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça (birre) iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.”[4]

Not: “İyi” şeklinde tercüme edilen ayetteki -birr- kelimesi, hayrın iyiliğin kemal noktası, Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti manalarında açıklanmıştır. Yukarıda ki ayete göre böyle bir hayata ve Allah’ın lütuf ve inayetine (yardımına) ulaşmanın şartlarından biri, kişinin sahip olduğu ve sevip bağlandığı şeyleri Allah yolunda kullanmasıdır. Müfessirlere göre bu şeyler, servet, mevki, ilim ve beden kuvveti gibi maddi ve manevi imkanlardır.

Enes b. Malik (r.a) den şöyle rivayet olunmuştur.
Ebu Talha (r.a) hurmalık bakımından Ensar-ı Kiramın en zenginlerinden idi. En sevdiği malı da Mescid-i Nebevi’nin karşısındaki -Beyraha- denilen hurma bahçesi idi. Peygamber (s.a.v) o bahçeye girer, içindeki tatlı sudan içerdi.

Enes (r.a) diyor ki: “Sevdiğiniz şeyleri infak etmedikçe hayra kavuşamazsınız” mealindeki ayet nazil olunca Ebu Talha, Peygamber (s.a.v) huzuruna çıkarak. Ya Resülallah! Cenab-ı Hak, “sevdiğiniz şeyleri infak etmedikçe birr-ü ihsan’a nail olamazsınız” buyuruyor. Benim en sevdiğim malım ise -Beyraha- denilen bahçedir. O bahçe Allah rızası için sadakadır. Allah katında onun hayrını ve ahiret azığı olmasını dilerim. Bunu Allah’ın gösterdiği cihete tahsis buyur, dedi. Bunun üzerine Resül-i Ekremin: “Bu ne iyi ve ne kadar karlı bir maldır. Ben bunu akrabanıza tahsis etmeni münasip gördüm, dediğini işittim.”
Ebu Talha da: Öyle yapayım Ya Resülallah dedi ve bahçeyi akrabaları ve amca çocukları arasında taksim etti.[5]

Kudsi bir hadiste Ebu Hureyre (r.a)den rivayete göre, Resülullah (s.a.v) buyurdu ki:
“Allah Teala şöyle buyurdu: “Ey Adem oğlu! Malını Allah yolunda harca ki, bende sana harcayayım.”[6]

Başka bir kudsi hadiste de  Enes b. Malik’den (r.a) rivayet edildiğine göre Resülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur.
“Allah (c.c) yeryüzünü yarattığı zaman, yeryüzü sallanmaya başladı. Bunun üzerine dağları yarattı ve yer yüzüne yerleştirdi, yeryüzü istikrara kavuştu. Nitekim dağ konusunda cenabı Allah ayeti kerimede şöyle buyurmaktadır.
“Yeryüzü sizi sarsmasın diye, oraya sabit dağlar yerleştirdi.”[7]
 
Melekler, dağların şiddeti karşısında şaşırıp kaldılar. “Ey Rabbimiz! Yarattıklarının arasında dağlardan daha kuvvetli olan var mıdır? dediler.
Allah Teala: “Evet demir vardır dedi. Demir hakkında da.”
“Biz demiri indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır.” [8]
Melekler: Ey Rabbimiz! Yarattıklarının arasında, demirden daha kuvvetli olan var mıdır? Deyince, Allah Teala:
“Evet ateş vardır buyurdu.” Melekler: Ey Rabbimiz! Yarattıkların arasında ateşten daha kuvvetli olan var mıdır? dediler. Allah Teala:
Evet su vardır buyurdu.” Su hakkında da Allah Teala şöyle buyurmaktadır.
“Biz her şeyi sudan yarattık.”
Melekler: Ey Rabbimiz! Yarattıkların arasında sudan daha kuvvetli olan var mıdır? Allah Teala:
“Evet rüzgar vardır.” Ey Rabbimiz! Yarattıkların arasında rüzgardan daha kuvvetli olan var mıdır? Allah Teala:
“Evet vardır. Sağ eliyle sadaka verdiğinde, sol elinden gizleyen insan oğlu vardır,” buyurdu.
 
Hadisi kudsi de, bir elinin verdiğini diğerlerinden gizleyen Müslümanların bu maddelerden daha kuvvetli olduğunu ve insan oğlunun nefis ve şeytan gibi manevi güçleri yenerek, sırf Allah rızası için harcamasının kuvvetli bir iman gereği olduğuna işaret edilmektedir.

Yine kudsi bir hadiste  Busr bin Cehhaş (r.a) den rivayet edilmiştir. Resülullah (s.a.v) elinin ayasına tükürdü de, sonra şehadet parmağını üzerine dokundurarak dedi ki: “Allah Teala şöyle buyuruyor: “Adem oğlu beni aciz bırakacağını mı zannediyor? Oysa ben seni şuna benzer bir şeyden yarattım”
Resülullah (s.a.v) ruhun buraya (boğazını gösterdi) ulaşınca:
“Sadaka vereceğim dersin. Sadaka verecek zaman mı kaldı? buyurdu.

Efendimiz (s.a.v) Ebu Hüreyre’ye Ya Eba Hureyre! “Mü’minlerin büyüğü, benden sonra o kimsedir ki, Allah’u Teala ona mal verir. Oda gizli ve aşikare hak yoluna infak eder ve yaptığı iyilikleri kimsenin başına kakmaz.

Abdullah b. Mes’ud’den (r.a) rivayete göre, Resül-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur. “Hanginiz var ki, varisinin malı ona kendi malından daha sevgili olsun.” buyurdukları zaman Ashab-ı Kiram (r.anhum) “Ya Resülullah! İçimizde hiç kimse yoktur ki, kendi malı başkasınınkinden daha sevimli olmasın” dediler. Bunun üzerine Resülullah (s.a.v) Efendimiz buyurdular ki: “Önce gönderdiği kendisinin malıdır. Geriye bıraktığı da varisinindir.”[9]

Adiyy b. Hatim’den (r.a) rivayet edildiğine göre Resülullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur.
“Yarım hurma tasadduk etmek suretiyle de olsa, cehennemden korunmaya çalışınız.”[10] (Yani, az veya çok iyi amellerinizi Cehennem’e karşı siper yapınız.)

  Başka bir hadisi şerifinde de Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur.
“Allah ancak temiz olanı kabul eder. Bir kimse helal kazancından bir hurma miktarı tasadduk ederse, Allah o sadakayı kabul eder. Sonra onu sizden birinizin tayını (At yavrusu) büyüttüğü gibi ihtimamla sadaka sahibi için büyütür, hatta dağ gibi olur.”[11]

Ebu Hureyre’den (r.a) rivayete göre, Resül-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur.
“İnsanların geçirdiği her sabah, iki melek iner. Birisi: Ya Rab! İnfak edenin malına halef ver  (Yani yerini doldur) der. Diğeri de: İmsak edenin malını telef et, der.”[12]

 Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur.
“Bir insan öldüğünde amel defteri kapanır. Yalnız sadaka-i cariyesi, ilmi bir eseri, kendisine dua eden hayırlı bir evladı olan kimsenin amel defteri kapanmaz.”[13]

 Bir benzetme yapacak olursak
“Kiralık evlerde oturmakta olan kiracıların ev taşırken bütün eşyasını beraberinde götürüp ,sevdiği mallarından hiçbir şeyi bırakmayacağı herkesçe bilindiği halde, her şeye muhtaç olan kabir evine gidenlerin sevgili eşyalarından kısmen olsun bir şey beraberinde götürmemeleri gerçekten hayret ve dehşet verici bir durumdur.
 
[1] Hadid / 10.
[2] Bakara / 261.
[3] En’am / 160.
[4] Ali İmran / 92.
[5] Buhari; Müslim.
[6] Buhari.
[7] Nahl /15.
[8] Hadid / 25
[9] Buhari ; Müslim.
[10] Buhari; Müslim.
[11] Buhari.
[12] Buhari; Müslim.
[13] Müslim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz