Ana Sayfa Tasavvuf

Nefis ve Afetleri

Nefsin bir çok mana ve sıfatları vardır. Nefis, insanın zatı anlamına gelir. Ayrıca ruh, hayat, can gibi manaları da vardır.
Ayrıca, Emir aleminde olup yeri iki kaşın arası ve diğer latifelerle birlikte üzerinde zikir çekilen manevi sıfata da nefis denmiştir. İnsandaki bu nefis, varlık olarak bir tane olmakla birlikte sıfatları itibariyle bir çok ismi vardır. Nefsin bu sıfatları ve isimleri şunlardır.

Nefsi Emmare: Devamlı kötü işleri emreden nefis demektir. Bu Nefsin sıfatı, hep kötü işleri istemektir. Kötü işleri güzel görür, kalbi devamlı o tarafa çeker. Ahiret derdi, ölüm düşüncesi, hesap korkusu, azap kaygısı yoktur. Sadece keyfini, şehvetini, rahatını düşünür. Buna ulaşmak için helal haram diye bir sınır tanımaz, her yolu kullanmak ister.  Kur’an-ı Hakim’de:

“Hiç şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder. Rabbimin acıyıp korudukları müstesna.”[1] Ayeti, bu sıfattaki Nefsi tanıtmaktadır.

Kafirlerin, münafıkların ve devamlı günaha dalan kimselerin Nefsi bu sıfattadır. Bunun tedavisi, samimi tövbe ve terbiyedir.

 Nefsi Levvame: Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefis demektir. Tövbe ve terbiye ile bir derece uyanan nefis, bu merhalede kendi işledikleri kötülükleri önce zevk alıp yapsa da peşinden pişman olur, kendisini kınar, yapmamak için karar verir. Eğer nefis, ilahi rahmet ve manevi bir feyiz ile desteklenirse bu halden kurtulur. Kur’an-ı Hakim de:

“Kıyamet gününe ve devamlı kendini kınayan nefise yemin ederim ki.”[2] Ayeti, bu sıfattaki nefise işaret etmektedir.

“Nefsi Mülhime: İlham, feyiz ve keşfe ulaşan ve hayırda kalbe yoldaş olan nefis demektir.

Nefis tövbe ile günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulup itaate yönelirse, ilham ve feyiz almaya kabiliyet kazanır. Artık haramdan kaçar, hayırlara koşar. İbadet ve zikirden lezzet alır. Kalbinde ilahi aşk ateşi parlamaya başlar. Bu nur ile iyi ve kötüyü seçer. Ancak şeytan kalbine girmeye yol arar, peşini bırakmaz. Günah ile kandıramazsa, ibadetleri içinde kandırmaya çalışır. Kendini beğendirir, insanları küçük ve değersiz gösterir. İçine azaptan emniyet hissi verir. Haktan koparmaya uğraşır.

Bu mertebedeki hak yolcusuna kamil bir mürşit nezaret ve yardım ederse, tehlikelerden kurtulur. Yoksa, gizli yollarla tehlikeli hallere düşme ihtimali mevcuttur.

Nefsi Mutmainne: Huzur bulmuş, sakin olmuş, rahatlamış, ızdırab-ı dinmiş, şek ve şüphesi gitmiş Allah’u Teala’yı anmakla huzura eren İslamiyetin emirlerini yapmak kendisine zor gelmeyen nefis demektir. Bu mertebe, Yüce Allah’a (c.c) dostluk yani velayet mertebesidir. Her işte yüce Allah’ın rızasını hedefe alır. O’na teslim olur. İtaati süreklidir. Kur’an-ı Hakimde:

“Ey mutmain olmuş (Allah ile huzur ve sükuna ulaşmış) nefis! Sen ondan razı, oda senden razı olarak Rabbine dön. Gir Salih kullarımın arasına; Gir cennetime.”[3] Ayetiyle anlatılan nefis, Allah’u Teala’nın aşkı ve zikri ile mutmain olmuş nefistir. Yine bu Ayette aşağıdaki üç makama işaret edilmektedir.

Nefsi Radiye: Allah’tan (c.c) razi olan, ondan gayri her şeyi gözünden silip atan ve sadece rabbine nazar eden nefis demektir. Bu sıfata ulaşan nefis, kendi iradesini Yüce Allah’ın iradesine teslim eder. O’nun için sever, O’nun için kızar, O’nun için yaşar acı tatlı her şeyde ilahi rızayı arar, edebi korur. Herkese rahmet olur, kimseye sıkıntı vermez. Bütün insanlara şefkat gözüyle bakar.

Nefsi Merdıyye: Yüce Allah’ın (c.c) kendisinden razı olduğu nefistir. Bu nefis sahibi öyle terbiye olmuştur ki, ne yapsa Allah rızasına uygun olur. Günahları unutur. İlahi aşk denizinde yüzer. Ona keşif ve keramet olarak ne verilse, o Allah rızasından başka bir şeye iltifat etmez. Bu makam büyük velilerin, ariflerin, kamil insanların makamıdır.

Nefsi Kamile: Kamil, olgun, tertemiz, safi nefis demektir. Bu makamdaki nefis sahipleri Allah’u Tealanın en seçkin, en has kullarıdır. Onlar Allah’ın yer yüzündeki delili ve gerçek Peygamber varisidirler. Halkı irşad ile görevlidirler. Bütün güzel ahlakları bünyelerinde toplamışlardır. Gavs, kutup diye anılan zatlar bu makamdadır.

Onlar yüce hakkı sever; halk da onları sever. Onlar Allah’tan (c.c) korkar; halk da onlardan korkar. Onlar Yüce Allah’a hizmet eder; bütün alem de onlara hizmet eder. Onlar Yüce Allah’tan razıdır; kafir ve gafiller hariç, cümle alem de onlardan razıdır.

İşte tasavvuf terbiyesinin hedefi, bu kamil insanla buluşup kamil insan olmaktır. Bu yola giren ve kamil insanı kendisine rehber eden herkes, derece derece Nefsini terbiye edip Yüce Allah’a yakın olur. Ebedi saadeti bulur. Bunun için ne yapılsa, ne kadar emek verilse azdır.

[1] Yusuf  12/53.
[2] Kıyame  75/1-2.
[3] Fecr  89/27-30.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz