Ana Sayfa Dualar

Tevazu Hakkında Hadis-i Şerifler

Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:
Ulu Allah şu dört şeyi sadece sevdiklerine nasip eder.

  • Az konuşmak. O ibadetlerin başıdır.
  • Allah’a güvenmek.
  • Tevazu (alçak gönüllülük)
  • Dünyaya gönül bağlamamak.

 Yine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Rabbim beni kul ve Resül olmakla, hükümdar ve nebi olmak arasında muhayyer kıldı. Hangisini tercih edeceğimi bilemedim. O sırada meleklerden dostum C e r a i l e baktım. O da: Rabbin için tevazu et, dedi. Ben de kul ve Resül olmağı tercih ettim.”[1]
İsa (a.s) “Dünyada alçak gönüllü olanlara müjdeler olsun ki, kıyamet günü onlar kürsü sahipleridir. Dünyada ara bulup barıştıranlara müjdeler olsun ki, kıyamette Firdevs cennetine onlar varis olacaklardır. Dünyada kalbini temizleyenlere müjdeler olsun ki, kıyamet günü Allah’ü Teala’nın cemaline onlar bakacaklardır.” buyurdu.

  Bir başkası da şöyle anlatıyor: “Duyduğuma göre Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Allah Teala bir kimseyi İslamiyet’e hidayet eder, suretini güzel yapar, nesebinde de bir yüz karalığı bulunmaz, bununla beraber tevazuuda ona nasip ederse, işte bunlar, Allah’ü Teala’nın ihtiyar (seçtiği) kimselerdir.”[2] buyurmuştur.

 Yine Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Ümmetimden alçak gönüllü olanları gördüğünüz zaman, siz de onlara tevazu gösterin, fakat kibirlileri gördüğünüz zaman, siz de onlara karşı kibredin. Zira mütekebbire karşı kibriniz, onları hakir ve küçük düşürmektir.” buyurmuştur.

  Hz. Talha’dan (r.a) rivayetle Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:
“İktisad edeni Allah zengin eder, israf edeni Allah fakir kılar, tevazu göstereni Allah yüceltir, zulmedeni Allah paralar.”

 Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
Ulu Allah şöyle buyuruyor: “Büyüklük benim ridam (paltom), ululuk ise izarımdır (gömleğimdir) (tamamen bana mahsus sıfatlardır) Bu iki sıfatla bana ortak çıkmaya yeltenen (Kendini beğenmiş ve gururlu) kimseyi cehenneme atarım. Bence önemli değil.”

  Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
(Dünyada iken) “Büyüklük taslayan kimseler Kıyamet günü Mahşer yerine erkek kılığında küçük karıncalar gibi geleceklerdir. Onlara her yerden hakaret yağacak (ve mahşer yerindekiler onları ayaklarıyla ezecek) tir. Cehennemde “bülis” adında bir yere atılacaklardır. Onların her yanını en kavurucu ve yakıcı cehennem ateşi saracaktır. Ve bunlar cehennemde vücutlarında irin akan cehennemliklerin atıldıkları yere atılacaklardır.”[3]

Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
“Kalbinde hardal tanesi kadar bile iman (nuru) bulunan kimse cehenneme giremez (ebedi olarak ateşte yanmaz) Buna karşılık gönlünde hardal tanesi kadar kendini beğenmişlik (kibir) taşıyan kimsede Cennete giremez.”

Yine Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
“Alçak gönüllülüğün başı, kişinin (ister tanısın, ister tanımasın) karşılaştığı her mümine selam vermesidir. Ayrıca her hangi bir toplantıda (baş saflarda değil de) kıyıda, köşede oturması ve iyilikseverliği ile takvalığı dile getirildiğinde bunları hoş karşılamayan tutum takınması, kişinin alçak gönüllülüğündendir.”

  Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
İsrailoğullarından bir abid Allah’a tam yetmiş yıl ibadet eder. bu arada hiç bozmadan da bütün günlerini oruç tutarak geçirir. Nihayet bir gün, yaptığı bunca ibadetine karşılık, Ulu Allah’a bir ihtiyacını gidermesi için yalvarıp yakarır. Bakar ki Ulu Allah bu  dileğini yerine getirmez.
Bu durum karşısında abid kendi kendine şöyle söylenir: “Ey nefis… Sen bunca yıl ibadet ettin, oruç tuttun. Eğer Allah katında bir mevki ve derecen olsaydı, şüphesiz ki Allah senin bu mütevazi ihtiyacını yerine getirirdi.

Bunun üzerine Ulu Allah bir melek göndererek onun vasıtasıyla abide şöyle buyurur: “Ey insanoğlu!. Şu anda göstermiş bulunduğun alçak gönüllülük, Allah katında, yetmiş yıllık ibadetinden daha değerlidir.
Ardından da Ulu Allah abidin ihtiyacını giderir. Sebebi de yetmiş yıllık ibadeti değil, gösterdiği alçak gönüllülüktür.
Ey aklı başında kimseler!… Bu olaydan kendinize ibret dersi çıkarmaya bakın ve alçak gönüllülük edenlerden olmaya çalışın.

  Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
Ulu Allah Musa Peygamber’e (a.s) şöyle buyurur. “Ey Musa!… Ben seni sözdaşım olarak seçtim ve seninle sözsüz ve vasıtasız olarak konuştum.”
Hz. Musa da: “Ey Rabbim, onu sen bilirsin” diye cevap verdi: Bunun üzerine Ulu Allah şöyle buyurdu.
“Ey Musa, ben tüm kullarımın kalplerine baktım. Senin kadar alçak gönüllü birini asla göremedim. İşte o yüzden seni sözdaşım olarak seçmiş bulunuyorum.”

 Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki:
“Bir alime izzet ve ikramda bulunan kimse Peygambere, bir talebeye izzet ve ikramda bulunan kimse de şehitlere ikramda bulunmuş kadar sevap kazanır. Yüreğinde gerçek ilim adamlarına karşı sevgi besleyen (ve onların gösterdiği aydınlık Allah yolundan sapmayan) kişinin bütün hayatı boyunca işlediği (ufak-tefek) kusurları amel defterine asla yazılmaz.”
 [1] Taberani.
[2] Taberani.
[3] Tirmizi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz