Ana Sayfa Dualar

Güzel Ahlak İle İlgili Hadis-i Şerifler

Adamın biri Resül-i Ekrem’e (s.a.v)  vasiyyet et, öğüt ver, dedi. Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Nerde bulunursan bulun Allah’tan kork, buyurdu.” Adam:
Arttır Ya Resülallah, dedi. Resül-i Ekrem (s.a.v):

“Kötülüğün akabinde bir iyilik yap ki, o iyilik günahı gidersin. buyurdu. Adam yine: Arttır deyince, Resül-i Ekrem (s.a.v):
“İnsanlarla iyi geçin buyurdu.”[1]

Yine Resül-i Ekrem den hangi amel daha makbul olduğu soruldu. Resül-i Ekrem (s.a.v): “Güzel ahlaktır” buyurdu.
Resül-i Ekrem (s.a.v): “Allah Teala, ahlak ve hilkatini (yüz güzelliği) güzel yaptığı kimseyi cehennemine yedirmez.” [2] buyurmuştur.

Ümametü’l Bahili’den (r.a) Resül-i Ekrem (s.a.v):“Ben, haklı olduğu halde çekişmeyi bırakan kimse için Cennetin avlusunda, şaka da olsa yalan söylemeyen kimseye, Cennetin ortasında ve ahlakını güzelleştiren kimseye de Cennetin yukarı kısmında bir ev verileceğine kefilim.” [3]
 Allah Teala İmanı yarattığı zaman İman:
“Allah’ım beni takviye et dedi. Allah’u Teala da onu güzel ahlak ve cömertlikle takviye etti. Küfrü yarattığı zaman, o da aynı şekilde takviye istedi. Ve Allah Teala onu da kötü huy ile takviye etti.”[4]

Ebu Hureyre’den (r.a) rivayete göre: Bedevilerden biri mescide bevl etti, halk onu azarlamaya başladı. Bunun üzerine Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Onu bırakın, ve bevli üzerine bir kova su döküverin. Siz kolaylık gösterici olarak gönderildiniz; zorlaştırıcı olarak değil.”[5] buyurdu.

Resül-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Siz mallarınızla insanlara yardımı yetiştiremezsiniz, yardıma malınız yetmez. Hiç olmazsa onları güler yüz ve güzel huy ile hoşnut etmeğe gayret gösteriniz.”

 Yine Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlakta ameli bozar.”[6] buyurdular.
Resül-i Ekrem (s.a.v.) yüz ve ahlak bakımından insanların en güzeli idi, ve Resül-i Ekrem (s.a.v) duasında “Allah’ım hilkatimi güzel yarattığın gibi, ahlakımı da güzelleştir.[7] buyurmuştur.

  U s a m e : Bedevilerin Resül-i Ekrem den (s.a.v), kula verilenlerin en hayırlısı nedir? diye sordukların da, Resül-i Ekrem’in (s.a.v):
“Güzel ahlaktır” buyurduğuna şahit oldum” [8] dedi.

 Resül-i Ekrem (s.a.v.) buyurdu ki:
“Kıyamet gününde benim için en sevimliniz ve bana en yakın olanınız, ahlak yönünden en güzel olanınızdır.”[9]

Enes (r.a) diyor ki: Bir gün Resül-i Ekrem (s.a.v) huzurunda bulunurken. Resül-i Ekrem (s.a.v): “Güneşin donmuş suyu eritmesi gibi, güzel ahlak da günahı eritir.” buyurdu.

Enes (r.a) diyor ki: Müminlerin annesi Ümmü Habibe Resül-i Ekrem’e (s.a.v): “Ya Resülallah, bir kadın dünyada iki kocaya varmış; kadın ve iki kocası da cennetlik, kıyamette bu kadın bunlardan hangisine varacaktır? diye sordu. Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Dünyada kadına göre ahlakı güzel olana varacaktır, ey ümmü habibe, güzel huy, dünya ve ahiretin hayrına muadildir. (denktir)” [10] buyurdu.

A t a : Yükselenler, hep güzel huyları sayesinde yükselmişlerdir. Ahlakın kemal mertebesine de  ancak Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) yükselmiştir, dedi. Allah Teala’ya en çok yaklaşanlar, güzel ahlakı ile Resül-i Ekrem’in (s.a.v) izini takip edenlerdir.
K e t t a n i : şöyle anlatıyor.

“Tasavvuf dediğin ahlaktır. Ahlakını güzelleştirip arıtan, tasavvufunu arıtmış olur.”[11]
Hz Ömer (r.a) Resül-i Ekrem Efendimizin (s.a.v) huzuruna girmek için izin istedi. İçerde Resül-i Ekrem’den daha yüksek sesle konuşan kadınlar vardı. Kadınlar, Hz Ömer’in içeri gireceğini anlayınca hemen kendilerine çeki düzen verdiler ve bir kenara çekilip sustular. Bu hale Resül-i Ekrem (s.a.v) gülerken Hz Ömer içeri girdi. Resül-i Ekrem-i güler görünce sebebini sordu ve: “Anam babam size feda olsun, niçin güldünüz? dedi. Resül-i Ekrem (s.a.v): “Şu yanımda bulunan kadınlara şaştım. Senin sesini duyar duymaz hemen toplanıp kendilerine çeki düzen verdiler,” buyurdu. Bunun üzerine Hz Ömer (r.a) Siz benden hürmete daha layıksınız ya Resülallah, dedikten sonra ,kadınlara dönerek:

“Ey nefislerine düşmanlık edenler, Resül-i Ekrem den korkmuyor da benden mi korkuyorsunuz? dedi. Kadınlar:
“Evet, ondan korkmuyor senden korkuyoruz; çünkü onun tabiatı yumuşaktır, sen ise sert ve ağır tabiatlısın, dediler. Bunun üzerine Resül-i Ekrem (s.a.v):

“Ey Hattabın oğlu, nefsimi yed-i kudretinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, şeytan her hangi bir yolda seninle karşılaşırsa hemen yolunu değiştirir ve senin gittiğin yoldan başka yola sapar, yani şeytan bile senden korkar.”[12] buyurdu.
Hz. Aişe’den (r.anha) Peygamber (s.a.v), cihat haricinde ne kadın ve ne hizmetçi hiçbir şeye eliyle vurmadı; kendisine isabet eden hiçbir zarardan dolayı mücrimden intikam almadı. Meğer Allah’ın hürmeti ayak altında çiğnenmiş olsun. O zaman, Allah için ondan intikam alırdı.[13]

İbn-i Mes’üd’dan (r.a) Sanki Resülullah’ı (s.a.v) gözümün önünde görür gibiyim. Peygamberlerden birini hikaye ediyordu
“Kavmi onu dövüp kana boyamışlardı. (o peygamber) eliyle yüzünden kanını siliyor ve İlahi, kavmimi yarlığa, zira,  onlar beni bilmiyorlar, bilselerdi böyle yapmazlardı.” [14] buyurdu.

Resül-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurdu:
“Dün gece acayip bir şey gördüm: Ümmetimden birini dizleri üzerine çökmüş, Allah’u Tala’nın huzuruna girecek fakat buna mani bir perdesi var. Bu sırada güzel ahlakı gelerek onu Allah’u Teala’nın huzuruna iletmiştir.”[15]

İyi ahlak, bazen fıtrat ve tabiat ile, bazen iyi işleri itiyat haline getirmekle ve bazen iyi adamların iyi işlerini görüp onlarla düşüp kalkmakla elde edilir. Çünkü onlar iyi arkadaş ve salih kardeşlerdir. İnsan tabiatı, arkadaşının hem iyiliğini, hem de kötülüğünü alır. Onun için iyilerle sohbet de ahlakı düzeltmeye vesiledir.[16]

Resül-i Ekrem (s.a.v):
“Kul, ibadeti zayıf olduğu halde güzel ahlakı sayesinde ahiretin yüksek derece ve şerefli menzillerini ihraz eder.”[17] (kazanır)
[1] Tirmizi.İhya. c. 3 s. 116.
[2] Taberani. İhya. c.3 s.116.
[3] Ebu Davud. R.Salihin no.632.
[4] İhya. C. 3 s. 117.
[5] Buhari.R.Salihin no.639.
[6] İbn Hibban. İhya.c.3 s.118.
[7] İhya.c.3s.118.
[8] ibn hibban.
[9] Taberani.
[10] Taberani.İhya.c.3 s.120.
[11] İhya c. 3  s. 123.
[12] ( İhya c. 3 s. 121.
[13] Müslim R.Salihin no. 647.
[14] Buhari,müslim. R.Salihin no.649.
[15] İhya.c.3 s.121.
[16] İhya. c.3 s.139.
[17] Taberani.İhya c.3 s.121.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz