Ana Sayfa Tasavvuf

Kusurları Affetmek

Herkes için dünya ve ahiret’te en selametli yol, Allah’u Teala’nın ahlakıdır. O (c.c) günahları örter, günahkârın dönüşünü bekler, tövbesini kabul, isyanını affeder. Allah tövbe edenleri sever, kendisine dost eder. Mümine de bu yüce ahlak ile ahlaklanmak düşer. Ehl-i dünya gibi, herkesin kusur ve noksanlığından zevk almak şeytanın ahlakıdır. Bu ahlak kimde varsa o, Allah’a değil, şeytana yakındır. Şeytandan ve şeytani ahlaklardan Allah’u Teala’ya sığınırız. Kusur örtenin kusuru örtülür, affeden affedilir. Merhamet edene merhamet edilir. Resülullah (s.a.v) buyurmuştur ki:

“Kim dünya da bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da dünya ve ahiret’te onun kusurunu örter.”[1]

“Kimde bir Müslüman kardeşinin gizli kalması gereken hallerini ortaya çıkarıp yayarsa, Allah da onun gizli ayıp hallerini ortaya çıkarır; onu evinde de olsa rezil eder.”[2]

“Kim bir Müslüman kardeşinin kusurunu örter de onu halk içinde rezil etmezse, Allah da kıyamet günü onun kusurlarını gizleyip halkın içinde rezil etmez.”[3]

 İmam Gazali (rah) başkasında kusur arama hastalığına düşenlere, bundan kurtulmak için şu ilacı tarif eder:
“Kardeşini kınamayıp ayıplamaktan kurtulmanın bir yolu da insanın kendi halini düşünmesidir. Sen, kardeşinde bir kusur gördüğün zaman, hemen onu suçlamaya gitmeden önce kendinde her gün gördüğün ve bir türlü terk edemediğin kusurlarını düşün. Kendini ıslah edemediğin gibi, onu da mazur gör. Bir kusuru ile onu kötülemeye kalkma.

Kusursuz insan nerede? Sen Allah’u Teala’ya karşı kusur içindeyken, başkasının sana karşı kusurunu çok görme! Çünkü senin ondaki hakkın Allah’u Teala’nın senin üzerindeki hakkından daha büyük değildir. Kusursuz insan arayan kimsenin, herkesi terk edip bir köşeye çekilmekten başka çaresi yoktur. Asıl aranan, insanın iyiliğinin kötülüğünden fazla olmasıdır. Kerem ve şeref sahibi mümin daima iyiliklere bakar; tabiatı bozuk münafık insan ise insanlarda hep kusur arar.”[4]

Allah dostlarından Ebu Said el-Harraz (k.s) der ki:
“Sufilerle elli sene beraber bulundum, bu süre içinde benimle onlar arasında hiçbir ihtilaf ve çekişme olmadı.” Bu nasıl oldu? diye sorulunca,

cevap şu oldu:
“Çünkü ben onlarla beraberken hep nefsimin kusurlarıyla meşgul oldum, kendimi düzeltmeye çalıştım, kimsenin kusuruyla uğraşmadım.”

Bir hikmet ehli, nazım halinde şöyle demiştir:
– Al dostunu güzel ve hoş halini,
 – Bırak can sıkacak boş ahvalini,
 – Şu kısacık ömrünü doldurma şikâyetle;
 – Geniş ol, gönlünü daraltma nefretle.
  Hz. Ömer b. Hattab (r.a) demiştir ki: “Bana ayıp ve kusurlarımı gösteren kimseye Allah rahmet etsin.”[5]

[1] Müslim. Ebu Davud. Tirmizi.
[2] Kenzul ümmal no: 6381
[3] Ahmed bin Hanbel / Müsned.
[4] Gazali. İhya, C.2 S.256
[5] El-Mekki, Kutu’l Kulub, C.2 S.221

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz